{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/370 <br>KARAR NO: 2024/508<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/12/2023<br>NUMARASI: 2019/274 E.  2023/1133 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 22/04/2024\t\t<br>KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 14/12/2023 tarih ve 2019/274 E - 2023/1133  K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle;  Davacının davalıya satmış olduğu ürünlerden kaynaklanan alacağın tahsili için faturalar, cari hesap ekstresi, tarafların ticari defter ve kayıtları ile davacıya ait muavin defter kayıtları dayanak gösterilerek davalı aleyhine Kayseri 8. İcra Müdürlüğü'nün ...  E sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazınım haksız olduğunu, borcu olmadığına yönelik iddiasının gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek; davanın kabulü ile davalının Kayseri 8. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının iddiasının gerçek dışı olduğunu, davalının davacıya aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklanan herhangi bir boru olmadığını, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde  davalının davacıya - borçlu olmadığının anlaşılacağını, davacı talebinin haksız ve maddi menfaat elde etmeye yönelik olduğunu, davanın kabulü halinde davacının sebepsiz zenginleşeceğini, bu bakımdan davanın reddine, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkeme kararında; \"... alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İİK’nın 67. maddesi anlamında ‘haksız’ ise de, ‘kötü niyetli’ olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.06.1980 tarihli ve 1979/9-82 E., 1980/2073 K.; 10.04.2002 tarihli ve 2002/19-282 E., 2002/299 K.; 27.04.2005 tarihli ve 2005/19-286 E., 2005/268 K., 21.10.2015 tarihli ve 2013/19-2415 E., 2015/2335 K., 01.03.2017 tarihli ve 2015/1048 E., 2017/380 K.  sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.Başka bir ifadeyle; İİK’nın 67/2. maddesi hükmüne göre, itirazın iptali davasının davalı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davalı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı(borçlu)’nun üzerindedir.Açıklanan gerekçeler ışığında, dava yönünden davacı kötü niyetli görülmediğinden ve bu hususun davalı tarafından ispatlanamaması sebebi ile davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının davasının kısmen kabulü ile; davalının Kayseri Kapatılan 8. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı (Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ...  esas sayılı) dosyasına kısmen iptali ile, 70.822,69 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar ticari avans faizini geçmemek kaydı ile reeskont avans faizi uygulanmasına,  Haksız itiraz sebebiyle iptaline karar verilen 70.822,69 TL'nin takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, ...\" şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Yerel mahkeme kararı ile tarafların ticari defterlerinin incelendiğinden, denetime elverişli bilirkişi raporu ile davacının icra takibi borçlusu ...  firmasına borcu bulunmadığının tespit edildiğinden, davacı ile icra takibi borçlusu arasındaki borcun taraflarınca ispatlanmadığından, davacı ile icra takibi borçlusu arasında borç bulunmadığından bahisle dava kabul edildiğini, yasalardan ve yerleşik içtihatlardan anlaşılacağı üzere icra takibi kapsamında tebliğ edilmiş haciz ihbarnamelerine itiraz edilmemesi, yasal süresi içerisinde menfi tespit davası da ikame edilmemesi halinde istirdat istemlerinin kabulünün alacaklının kötü niyetle hareket ettiğinin istirdat davası davacısı tarafından ispatlanması gerektiğinin anlaşıldığını, somut durumda da icra takibi kapsamındaki birinci haciz ihbarnamesi 18.01.2022 tarihinde, ikinci haciz ihbarnamesi 08.02.2022 tarihinde ve üçüncü haciz ihbarnamesi 28.02.2022 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini; davacı tarafından yasal süresi içerisinde haciz ihbarnamelerine itiraz edilmediği gibi menfi tespit davasının da ikame edilmediğini, haciz ihbarnamelerine yasal süresi içerisinde itiraz etmediğini, yasal süresi içerisinde menfi tespit davasının da ikame etmediğini,  davacının icra takip dosyasına usul ve yasalara uygun olarak borçlu sıfatı ile eklendiğini, davacının icra takibine konu borcun borçlusu olduğunu, kaldı ki yasalardan ve yerleşik içtihatlardan da anlaşılacağı üzere müvekkilinin kötü niyetli olduğunu ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu ve dosya içerisinde müvekkilinin kötü niyetine ilişkin herhangi bir somut delil bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin kötü niyetli bulunmadığı, böylelikle istirdat şartlarının gerçekleşmediğinin açık olduğunu, her ne kadar istinaf istemlerine konu yerel mahkeme ilamı dosya kapsamında mevcut 30.10.2023 tarihli bilirkişi raporunun gerekli araştırma ve incelemeler yapılarak hazırlandığı ve denetime elverişli olduğu yönündeyse de bilirkişi raporunda taraflarınca 03.11.2023 tarihli dilekçe ile itiraz edildiğini, dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporunun; davacı şirket ile icra takibi borçlusu arasındaki ticari ve cari ilişki, birlikte çalışmaları, tabelalarının dahi aynı yerde olması göz önünde bulundurulmaksızın hazırlanmış olup icra takibi borçlusu ...  firmasının yetkilisi  ... 'nun vergi ve SGK faaliyetleri de araştırılmadığından gerekli araştırma ve incelemeden yoksun olduğunu,  bu sebeplerle dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporunda taraflarınca itiraz edilmişse de itirazları çerçevesinde ne yeni bir bilirkişiye yeni bir rapor hazırlatılmış ne de ek bilirkişi raporunun hazırlatıldığını,  eksik araştırma ve incelemelerle hazırlanmış denetime elverişsiz bilirkişi raporunda karşı itirazlarının nazara alınmaksızın maddi gerçekle bağdaşmayan bilirkişi raporu esas alınarak kurulmuş yerel mahkeme ilamının usul ve yasalara aykırı olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmamakla birlikte, davacı tarafından da aksini ispat yükü  yerine getirilmediğini, davacı ile icra takibi borçlusu ...  firması arasındaki ticari bağın, cari ilişki de tam anlamıyla araştırılmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile müvekkili aleyhine hüküm kurulduğunu, dosyada mübrez bulunan davacı ...  firması ile ... firmasının birlikte aynı tabelaya sahip totemlerinin mevcut olduğunu, haciz ihbarnamelerine yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesine ve menfi tespit davası da açılmamasına, müvekkilinin kötü niyetli olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmamasına rağmen eksik araştırma ve incelemelerle denetime elverişsiz olarak hazırlanmış bilirkişi raporunun esas alınarak, kötü niyeti ispat yükünün davacıda olduğu gözetilerek mahkemece de eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulmuş olup; yerel mahkeme kararının istinaf istemleri doğrultusunda kaldırılmasını talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davanın esası, davalı ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasındaki bir borç alacak ilişkisi nedeniyle Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ...  esas sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibinde müvekkiline haciz ihbarnameleri tebliğ edilmesi sonucu dosya alacağının haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkilinden tahsil edilmesi kaynaklı olduğunu, müvekkilinin icra takibinde borçlu olan ... isimli şirkete herhangi bir borcu bulunmadığının yargılama esnasında ortaya çıktığını, bu nedenle davalının iyiniyet kurallarına aykırı bir biçimde müvekkilinden belirtilen icra takibine konu alacağı tahsil etmiş olduğundan Yerel Mahkeme tarafından bu tutarın istirdatına karar verildiğini, davalının beyan ve iddialarının aksine dava bir menfi tespit değil İİK 72/7 maddesi uyarınca açılmış bir istirdat davası olarak açılmış olduğundan davalının beyan ve itirazlarının hukuki mesnetten yoksun olduğunu beyan ederek  Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/125 esas, 2023/412 karar sayılı kararı hukuka ve hakkaniyete uygun olduğundan istinaf taleplerinin reddi ile kararın onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı takibe konu faturalardaki malları davalıya teslim ettiğini buna karşılık  davalı ise davalıya borcu bulunmadığını malların kendisine teslim edilmediğini beyan ettiği görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı tarafça faturada belirtilen malların teslimi edilip edilmediği  işin yapılıp yapılmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.Eldeki dava satış ve hizmetten kaynaklanan fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup  davacı taraf  takibe konu ettiği faturalarda belirtilen malları davalıya teslim ettiğini taraflar arasında bir anlaşmanın olduğunu ispat külfeti altındadır.Somut olayda, davacı yan, takip talebinde borcun dayanağı (borcun sebebi) olarak \" cari hesap ekstresi  ticari defter kayıtları  şirkete ait muavin defter ve faturalara istinaden\"  olarak gösterdiği bu faturalardaki malları davalıya teslim ettiğini dolayısıyla  alacaklı olduğunu bildirmiştir. Davalı yan ise  davacıya  borcunun olmadığını faturanın tek başına asıl borç ilişkisini ispata yetmediğini savunmuştur.Mahkemece takibe konu faturaların davalının kayıtlarında yer alıp almadığının tespiti amacıyla  mali müşavir bilirkişi raporları aldırılmış olunup raporlar  incelendiğinde; davalının defterlerinde davacı tarafından kesilen  223.413,05 TL tutarında faturanın kayıtlı olduğu davacının defterlerinde de davalı tarafından yapılan 217.533,38 TL ödemenin kayıtlı olduğunun belirtildiği görülmüştür.Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevaplarında  Davalının 51.988.17 TL tutarında faturayı BA formuyla vergi dairesine bildirdiği anlaşılmaktadır.Davalı ve davacı defterlerindeki ihtilafsız kayıtlar ve BA formuyla bildirilen fatura toplamı dikkate alındığında davacının davalıdan 57.867,84 TL tutarında alacaklı olduğunu ispatladığı görülmüştür.Bunun haricinde davacı tarafın düzenlendiği teslim fişlerinde imzası bulunan şahısların kabul beyanları dikkate alındığında davacının  2.593,19 TL, 2.697,30 TL, 1.028,28 TL, 1.708,02 TL, 1.569,24 TL, 2.200,67 TL, 1.138,15 TL tutarlı faturalardaki malları da teslim ettiğini ispatladığı anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının davacıdan   70.822,69 TL alacağı  olduğu anlaşılmıştır.Davalı ispat edilen faturalar yönünden  dosyaya   yazılı kesin delil sunamadığı, yemin deliline dayanmadığı bu yönde bir istinafınında  bulunmadığı görülmekle davanın kısmen kabulü  yönündeki   kararının usul ve yasaya uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.Bilindiği üzere İİK'nun 67/1. maddesine göre \"Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın \"yüzde yirmisinden\" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Davacı vekili dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talep ettiği, kabul edilen miktar yönünden faturadan kaynaklanan alacaklar yerleşik Yargıtay kararları uyarınca likit kabul edildiğinden İİK'nun 67. maddesindeki %20'si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya uygun görülmüştür.Açıklamalar ışığında davalının istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 14/12/2023 tarih ve 2019/274 E - 2023/1133  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br> 2-Alınması gerekli olan  4.837,89 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 1.209,47  TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 3.628,42 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan incelemeyle H.M.K'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  22/02/2024 <br>\t\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"85f31b5ed17130f9","SID":"7027411c8e13f35b"}}