{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/21 <br>KARAR NO: 2024/119<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30.09.2020<br>NUMARASI: 2017/509 E. - 2020/505 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı,  davacı ve davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle; Davalının icra müdürlüğünün yetkisine yönelik itirazının yerinde olmadığını, karşılıklı edimler içeren sözleşmelerde sözleşmenin ifa yeri mahkemesinin yetkili olduğunu, davalının borca itirazının da yerinde olmadığını, muhatap şirketin talebi üzerine taraflar arasında 16/06/2015 tarihinde kumaş sipariş formu imzalandığını, bu sözleşmede hazırlanacak olan kumaş numune ürün üzerinden muhatap şirket tarafından onaylandığından seri üretime geçildiğini, sözleşmeye uygun olarak üretilen kumaşların fatura eşliğinde muhatap şirkete teslim edildiğini ve işbu kumaşların herhangi bir itiraz kaydı konulmadan teslim alınarak kabul edildiğini, kumaşlara ilişkin faturaların da ticari kayıtlara işlenerek kabul edildiğini, davalı tarafın cari hesapta oluşan borcuna karşılık kısmen çekler düznleyerek müvekkili şirkete teslim ettiğini ancak kurdan kaynaklanan alacak farkına ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının cari hesapta 30.851,27 TL borcu kaldığını, davalı şirketin kumaşları kesip kullandıktan sonra henüz kesilmeyen kumaşları müşterisinin kabul etmediğini belirterek kendisinin zarar ettiğini belirterek müvekkili şirketle e-mail ortamında yazışmalar yaparak anlaşma yapmak istediğini, müvekkili şirket ile taraflar arasındaki mutabakat gerçekleşmediğinden cari hesapta oluşan alacağı tahsil edebilmek amacı ile Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında icra takibine geçtiklerini, davalı tarafın  icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini  iddia ederek, itirazın iptali ile takibin devamına. icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; Davacı şirket ile şirketleri arasında yapılan anlaşma gereği toplam 70.448,06 TL bedelli kumaşların ... ve ... firmasının siparişlerinde kullanılmak üzere satın alındığını, kubaşların şirketleri tarafından teslim alındığını, müşterinin son yaptığı testlerde kumaş laminasyonunun stabil olmadığını ve ürünün olması gereken kuru temizleme sonucunda ilk görüntüsünü koruyamadığını ve görüntüsünün tamamen bozulduğu gerekçesi ile siparişin müşteri tarafından iptal edildiğini, davacı şirket ile yapılan görüşmeler sonrasında kesimi yapılan kumaşların bedeli olan tutarın davacı şirket ile yapılan sözlü ve yazılı mutabakatlar uyarınca 30.851,25 TL'lik iade faturası kesildiğini ve davacı şirket yetkilisinin imzası karşılığında teslim edildiğini ancak davacı şirket teslim aldığı iade faturalarını adi postaya verilmek sureti ile şirketlerine yasal 7 günlük süre geçtikten sonra gönderdiğini, davacı şirkete kesilen iade faturası davacı şirket tarafından 02/12/2015 tarihinde kabul edilmiş, teslim alınmış iade geçtikten sonra iade edilen iade faturasını şirketlerinin kabul etmediğinden Karabük ... Noterliği'nin 01/02/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı şirkete iade ettiğini, davacı şirketin bu sefer Beyoğlu ... Noterliği aracılığı ile göndermiş oldukları ihtara cevapla birlikte iade faturasını tekrar iade ettiklerini son olarak şirketleri aleyhinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını şirketinin davacı şirkete herhangi bir borcu olmadığından bu icra takibine itiraz ettiğini, şirketlerinin davacı şirkete herhangi borcunun bulunmadığını, dava konusu kumaşların üretiminin yapılarak müşteriye sevk edilmesinin söz konusu olmadığını, üretim öncesi gönderilen numunede ayıp tespit edildiğini ve üretiminin yapılmadan siparişin iptal edildiğini, dava konusu kumaşlardaki ayıbın gizli ayıp olduğunu ve ilk bakışta anlaşılabilecek bir ayıp olmadığını savunarak davanın reddini ve  kötü niyet tazminatına hükmedilmesini  talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Taraflar arasında örnek üzere satıştan kaynaklanan sözleşme ilişkisinin olduğu, örnek üzerine satışın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 247 ve 248. Maddelerinde düzenlendiği, örnek üzerine satış sözleşmelerinin, tarafların sözleşmenin konusu olan malın alıcıya veya üçüncü bir kişiye bırakılan bir örneğe ya da tespit ettikleri bir mala uygun olması üzerinde anlaşmalarıyla yapılan satış sözleşmeleri olduğu, örnek üzerine satışta kendisine örnek verilen tarafın, örnek, alıcının elindeyken bozulması veya yok olması halinde kusuru olmasa bile, satılanın örneğe uygun olmadığını ispat yükü alıcıya düştüğü, taraflar arasında 16.06.2016 tarihli kumaş sipariş formunun imzalandığı, bu formun  önemli notlar kısımlı ikinci maddesine göre  kesilen kumaştan reklamasyon kabul edilemeyeceğinin kararlaştırıldığı, taraflar arasında davacı tarafça davalı tarafa kumaşların teslim edildiği konusun uyuşmazlık konusu olmadığı, dava konusu kumaşların davalı şirketin Karabük adresinde olduğu, depodaki tüm kumaşların kesildiği, depodaki kumaşların 28 koli 609 kg olduğu,  kuru temizleme sonrasında yüzeyde  kabarmaların olup olmadığına ilişkin numune üzerine alınan labaratuvar test sonuçlarından numunede belirgin derecede kabarmaların gözlemlendiğinin belirtildiği, dosyada tanık beyanlarının alındığı, tanık ...'in sevk irsaliyesi altındaki imzayı kabul ettiği ancak herhangi bir ürün iadesinin yapılmadığını beyan ettiği, gerek davalı vekilinin tanık dinlenen celsedeki beyanı gerekse dava konusu malların davalının deposunda bulunması nedeniyle, davacı tarafın davalıya teslim ettiği malların davalı tarafça davacı tarafa teslimi edilmediğinin bu nedenle teslime ilişkin sevk irsaliyesine itibar edilemeyeceğinin değerlendirildiği, davacı tarafça, davalıya gönderilen numunenin onaylanarak davalı tarafça seri üretime geçildiği, TBK 248. Madde uyarınca satılanın örneğe uygun olmadığı ispat  yükü davalı tarafta olduğu, mahkememizce alınan 26.06.2020 tarihli bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bu raporda da belirtildiği üzere davalı tarafın kumaşların  tamamının kesiminden önce gerek basit muayene gerekse test ile anlaşılabilecek ayıplar yönünden  kontrol yükümlülüğünün bulunduğu bu yükümlülüğün yerine getirilmeden kumaşların tamamının kesildiği, taraflar arasında kesilen kumaşlara ilişkin reklamasyon  talep edilemeyeceğine ilişkin sözleşme hükmü olduğu, kesilmiş kumaşların herhangi bir ekonomik değerinin olmadığı, 08.10.2019 tarihli mali müşavir raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bu rapor uyarınca davacının talep edebileceği alacak miktarının 31.045,21 TL alacak miktarı olduğu, taraflar arasındaki mutabakata uyulmadığı, bu mutabakatın dikkate alınmadığı, icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazın yerinde olmadığı, icra inkar ve kötüniyet tazminat talepleri koşulları oluşmadığı değerlendirilerek...\" gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin takipte talep edilen 31.045,21 TL asıl alacak üzerinden devamına, devamına karar verilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9,75 oranının geçmemek üzere avans faizi uygulanmasına, koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı,  her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından yıllık %9,75 oranında geçmemek kaydıyla avans faizine karar verildiğini, oysa takip talebinde alacağa yıllık %9,75 oranında  ve değişen oranlarda avans faizi talep edildiğini, değişen faiz oranlarında takibin devam etmesi gerektiğini, %20 icra inkar tazminat taleplerinin reddedildiğini, oysa takip konusu alacağın cari hesap alacağı olduğunu ve mahkeme tarafından aynen kabul edildiğini, alacak tutarının likit olduğundan %20 oranında tazminata karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın ticari satımdan kaynaklanan ayıplı ifa davası olduğunu, yargılama sonucunda uyuşmazlığa konu kumaşlarda gizli ayıbın olduğu konusunda tereddüt bulunmadığını, davacı tarafın kumaşa ilişkin teknik şartları beyan ve taahhüt ettiğini, mail aracılığıyla kumaşın teknik şartlarını müvekkili şirket tarafından paylaşıldığını, dava konusu kumaşların kuru temizlemeye uygun nitelikte olduğunun, davacı tarafça taahhüt edildiğini, sözleşmenin bu şekilde kurulduğunu, müvekkili şirketin, üretici davacının bu beyanı ile taahhütü sonucunda ve numune kumaşa test sonucunda sipariş verdiğini, oysa gönderilen numune ile kalan sipariş arasında kumaş içeriği bakımından farklılıklar bulunduğunu, ortada gizli bir ayıbın mevcut olduğunu, inceleme ve gözden geçirme ile anlaşabilecek bir ayıp olmadığını, müvekkilinin sipariş ettiği ve kendisine teslim edilen dava konusu kumaşların tamamı üzerinden kuru temizleme testi yapmasının yasal olarak gerekli olmadığını, ayrıca hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sevk irsaliyesindeki imza ve kaşenin olduğunu, bizzat ... tarafından ikrar edildiğini, davacıda kalacak nüshanın imzalı ve kaşeli olmamasının hiçbir hukuki bir bağlayıcılığın bulunmadığını, davacı tarafın 8 günlük sürede faturanın içeriğine itiraz etmediğini, sonradan iade malları almak istemediğini, müvekkilinde bıraktığını, müvekkili deposunda 3 yıl boyunca 28 koli 609 kg malı müvekkilinin saklama külfeti altına girdiğini, davacı firmanın sorumluluğundan ayıplı malları iade almak zorunda olduğunu, davacı vekilinin iddia ettiği şekilde malların dikilip konfeksiyon ürün haline getirilip yurt dışına gönderilmediğini, raporda görüleceği üzere müvekkili firmanın deposunda olduğunu,  davacı iddiasının yersiz ve asılsız olduğunu, 01.02.2016 tarihli ihtarname ile kumaşlar için ödenen çeklerin kumaşların istenilen kalitede olmaması nedeniyle iadesi ve teslim alınmasının ihtar edildiğini, ihtara rağmen davacının ayıplı kumaşları iade almadığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satımdan kaynaklanan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, kumaş alım satımına ilişkin ticari ilişkinin  mevcudiyeti, satıcı firmanın davacı şirket olduğu, alıcı firmanın davalı şirket olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, takip konusu alacaktan dolayı davacının alacak hakkının mevcut olup olmadığı, ürünlerin ayıplı olup olmadığı, mahkeme hükmünün ve uygulanan faiz oranı ile icra inkar tazminat talebinin ret kararının usul ve yasaya uygun  bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirket adına  yünlü kumaşlar olarak fatura düzenlendiği,  02.12.2015 tarihli toplam 30.851,25 TL tutarlı yünlü kumaş iade faturasının davalı şirket tarafından düzenlenmiş olduğu, davalı şirketin davacı şirkete Karabük ... Noterliğinde düzenlenen 01.02.2016 tarihli ihtarnameyi keşide ettiği, ihtarnamede, sözlü mutabakat uyarınca 03.08.2015 tarihli, 09.09.2015 tarihli, 16.09.2015, 01.10.2015 tarihli ve değişik tutarlı faturalar karşılığı olarak toplam 70.448,06 TL bedelli kumaşların .../... firmasının siparişlerinde kullanılmak üzere  satın alındığını, teslim alınan mallardaki ürün kodlarının yünlü kumaş, çeki listesinde ise yün naylon laminasyonlu kumaş olarak tarif edildiğini, firma tarafından sevk edilen kumaşların teslim alınarak ürünün bir kısmının kesilerek üretime başlandığı, müşterinin son yaptığı testlerde kumaş laminasyonunu stabil olmadığı gerekçesiyle siparişlerin müşteri tarafından iptal edildiğini, firma ile yapılan görüşmeler sonrasında kesimi yapılan kumaşların bedelinin şirkete 30.12.2015 tahsilat makbuzda belirtilen hesaba ait 28.02.2016 vade tarihli 31.03.2016 vade tarihli vb tarihli her biri 8.000,00 TL bedelli toplam 40.000,00 TL bedelli 5 adet çek verildiğini, kumaşın kesilmeyen ve kullanılamayacağı tespit edilen 30.851,25 TL değerindeki kısmının ise 02.12.2015 tarihli iade faturası ile 02.12.2015 tarihli sevk irsaliyesi ile şirkete iade edilerek teslim edildiği, çekleri verilen ve kalan mallar ile ilgili üretime geçilmesinin mümkün olmadığı, istenilen kaliteye uygun olmadığından müşteri tarafından iptal edilen kumaş olarak ellerinde kaldığını, iade faturasının adi postaya verilmek suretiyle şirkete yasal 7 günlük süre geçtikten sonra gönderildiğini, faturanın  02.12.2015 tarihinde kabul edildiğini, itirazda bulunulmadığı belirtilerek çeklerin kumaşların istenilen kalitede olmaması nedeniyle 3 gün içindeki iadesi ve kalan kumaşların teslim alınması, aksi halde iptal davası ile birlikte zararlar için dava açılacağının belirtildiği, davacı vekili tarafından 10.03.2016 tarihli cevabı ihtarname ile 02.12.2015 tarihli sevk irsaliyesi ile malların müvekkili şirkete teslim edildiği iddiasının doğru olmadığını, taraflar arasında yapılan mail yazışmalarında 30.851,25 TL reklamasyon  faturası karşılığında 5.601,18 EURO bedelli fiyat farkı faturasının kabulünün kararlaştırıldığını, bilahare reklamosyon olarak değil iade faturası düzenlenmesinin uygun görüldüğünü, dolayısıyla fiziki olarak bir malın iadesinin söz konusu olmadığını, mail yazışmalarında reklamasyon yerine iade faturası kesilmesine ilişkin taleplerinin açıkça görüldüğünü, ancak tarafların sözlü ve yazılı mutabakatına rağmen 5.601,18 EURO fiyat farkı faturasının kabul edilmeden firmalarına iade edildiğini, muhatap şirket tarafından 30.851,25 TL bedelli faturanın ihtarname ekinde tebliğ edildiğinden yasal süre içerisinde itiraz edildiğini, ortada sevk irsaliyesine konu olan malın iadesinin  yapılmadığını, gerçekte iade edilen malın da olmadığını, aslında reklamasyon düşüncesiyle  düzenlendiğinin belirtildiğini , davacı şirketin 12.02.2018 tarihli Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlenen ihtarnamede ise  davalı tarafın ihtarnamesine cevap verdiği ve şirketin talebi üzerine taraflar arasında 16.06.2015 tarihinde kumaş sipariş formunun imzalandığını, bu sözleşmede hazırlanacak olan kumaşın muhatap şirket tarafından onaylandığında seri üretime geçildiği, sözleşmeye uygun olarak üretimi tamamlanan kumaşların fatura eşliğinde muhataba teslim edildiği, kumaşların herhangi bir ihtirazı kayıt konulmadan teslim alınarak kabul edildiği, muhatap şirket tarafından ihtarnamede anılan çeklerin düzenlenerek cari hesaptaki alacağı mahsuben müvekkiline teslim edildiği, halen şirketin bakiye 30.851,27 TL alacağının bulunduğu belirtilerek kesilmeyen ve siparişi iptal edilen kumaşların müvekkili şirkete iadesinin yapıldığını ve bu amaçla da iade faturası düzenlenerek müvekkili şirkete gönderildiği yönündeki iddiaları kabul etmediklerini belirterek 16.06.2015 tarihli kumaş sipariş sözleşmesine göre  onay verilen numune kumaşa uygun olarak seri üretim yapmak suretiyle kumaşların teslim edildiği, teslim edilen kumaşlarla ilgili ayıp ihbarında bulunulmadığı, 01.02.2016 tarihli ihtarnamede belirtilen ayıp ihbarının kabul edilmediği, sipariş nedeniyle bakiye 30.851,27 TL alacağın ödenmesinin talep edildiği ve davacı şirket tarafından  davalı hakkında cari hesap ekstresi gereğince ödenmeyen 31.045,21 TL asıl alacağın tahsili amacıyla davalı borçlu şirket hakkında 16.01.2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebinde asıl alacağa yıllık %9,75 oranında değişen oranlarda işleyecek reskont avans faizi talebinde bulunulduğu, davalı şirketin takibe itiraz ettiği davacının ise İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü içerisinde iş bu davayı açmış olduğu, taraflar arasında eposta yazışmalarının mevcut olduğu, 16 Aralık 2015 tarihli mail yazısında kumaşın kuru temizlemede kalması kaynaklı üretilemeyen ve ihracatı yapılamayan siparişin materyal çıkışlarının da yapılmasının mümkün olmadığı, faturanın reklamasyon olarak kesmenin taraflarını çok ciddi bir sıkıntıya sebep olduğu hususuna yer verildiği, 21. Aralık 2015 tarihli mailde öncelikle ... olarak destek ve durumun başından beri gösterilen iyi niyetli yaklaşımları için memnun olunduğunun belirtildiği, toplantılarda dile getirildiği gibi dikimden önce son aşamada bu şekilde bir dönüşün olmasının ve kumaşın kesilmiş olmasının herkesin elini kolunu bağladığı, bu  durumun kendilerini ciddi bir zararla karşı karşıya bıraktığı belirtilerek konunun nihayete erdirilebilmesi için önerilerinin vade ve iade faturası ile ilgili onaylarından dolayı teşekkür edildiği, 17  Aralık 2015 tarihli mailde ise  yazışmaların devam ettiği, 16 Aralık 2015 tarihli mailde, kesilen çeklerin ve faturanın görüntüsünün görülebileceğini, kumaşta hata olduğu için toplam yapılan indirimin faturada olduğu gibi kesildiği ifadesine yer verildiği anlaşılmıştır. 18.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu uyuşmazlık çerçevesinde davacı şirket tarafından incelemeye ibraz olunan 2015-2016-2017 yılı ticari defterlerinin TTK hükümlerine uygun tutuldukları, anılan  ticari defterlerin sahibi lehine  delil kabiliyetlerinin  bulunduğu; taraflar arasında imzalanan 16.06.2015 tarihli Kumaş Sipariş Formu kapsamında, davacı şirket tarafından davalı şirkete üretimi yapılarak teslim edilen ürünler karşılığında düzenlendiği görülen toplam 71.045,31 TL bedelli faturalar ile karşılığında yapılan 40.000,00TL bedelli tahsilatın, davacı şirket ticari defterlerine davalı adına zamanında ve usulüne uygun olarak kaydedildiği; neticeten davacı şirketin ticari defterlerine göre takip ve dava tarihi itibarıyla davalı borç tutarının 31.045,25TL olarak göründüğü; davalı şirket tarafından teslim alınan dava konusu uyuşmazlığa esas kumaşların, dava dışı alıcı firmaya gönderildiği ancak alıcı firma tarafından yaptırılan testlerde kumaşların ayıplı olduğunun belirtilerek siparişin iptal edildiği; davalı şirket tarafından ... firması tarafından yapılan teste ilişkin rapor ile sipariş iptellerinin dava dosyasına 23.06.2017 tarihli cevap dilekçesi ekinde sunulu olduğu görülen belgelerin Türkçe tercümelerinin bulunmadığı anlaşılmakla taraflarınca bu hususta inceleme yapılamadığı, dava dosyasına taraflarca sunulu e-posta yazışmalarının delil kabiliyetlerinin mahkemenin takdirinde bulunmakta olduğu, bu yazışmaların tetkikinde, davalı  şirket tarafından, kumaşların kuru temizlemede kaldığı ve bu nedenle sorunlu olduğu beyanı ile düzenlenecek iade/reklamasyon faturasına karşın, davacı şirket tarafından düzenlenecek kur farkı faturasının kabulü şartı ile tarafların mutabakata vardığının anlaşıldığı; bu çerçevede, davalı şirket tarafından davacı şirket adına 02.12.2015 tarih, ... no lu, 30.851,25TL bedeli \"iade” faturasının düzenlendiği, davacı şirket tarafından davalı şirket adına da işbu “... no.lu faturaya istinaden kesilen fiyat farkı” açıklaması ile 28.12.2015 tarih, ... no.lu, 12.948,76TL (5.601,18 euro) bedelli faturanın düzenlendiği; ancak davalı şirket tarafından 12.948,76 TL bedelli fiyat farkı/kur farkı faturasının kabul edilmemesi üzerine bu defa davacı şirket tarafından 30.851,25TL bedelli iade faturanın kabul edilmemesi ile taraflar arasındaki ihtilafın huzurdaki dava konusunu oluşturduğu; davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen 02.12.2015 tarih, ... nolu, 30.851,25TL bedelli iade faturasına konu olan ürünlerin davacı yana iadesine ilişkin düzenlenen 02.12.2015 tarih, ... nollu sevk irsaliyesi sureti altında ... Ltd.Şti. kaşesine havi ... imzasının varlığının görüldüğü ancak dava dosyasına sunulu orijinal irsaliye altında kaşe ve imzaya rastlanmadığı; taraflar arası e-posta yazışmalarından anlaşıldığı şekli ile, davacı şirket tarafından düzenlenen 12.948,76TL (5.601,18Euro) bedelli fiyat farkı faturasının davalı şirket tarafından kabul edilmeyerek iadesi üzerine, davalı şirket tarafından düzenlenen 30.851,25TL bedelli iade faturası ve fiziki iadesine ilişkin sevk irsaliyesi içeriği söz konusu kumaşların davacı şirket tarafından teslim alındığının kabulü halinde dahi, taraflar arası şartlı mutabakata davalı şirketçe uyulmadığı kanaati ile öte yandan ayıplı olduğu beyan edilen kumaşlara ilişkin 30.851,25TL bedelli faturanın şartlı olarak davacı şirket tarafından kabulü çerçevesinde söz konusu kumaşların ayıplı olduğunun kabulü hususunun mahkemenin takdirinde bulunduğu; davalı şirket merkezinin Karabük olması nedeni ile  mahkemenin  ara kararı çerçevesinde sadece davacı şirket ticari defter ve belgelerinin incelendiği; davalı şirket ticari defter ve belgeleri ile söz konusu uyuşmazlığa esas kumaşlar üzerinde inceleme yapılmasının gerekli olup olmadığı hususunun mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili rapora  karşı beyanında; müvekkili şirketin ticari  defter ve kayıtlarının bilirkişi raporu ile delil niteliğine sahip bulunduğunun tespit edildiğini , sevk irsaliyesi altında kaşe ve imzaya rastlanılmadığı hususlarının belirlendiğini, davalı şirketin fiyat farkı faturasını kabul etmekten imtina etmesi sebebiyle taraflar arasında şartlı mutabakatın gerçekleşmediğini, müvekkili şirkete iade edilen herhangi bir malın bulunmadığını, numune üretimin davalı şirketçe onaylanarak seri üretime geçildiğinden ve teslim alındığından teslimden sonra herhangi ayıp ihbarında bulunulmadığından aksine kumaşların kesilip, biçilip, konfeksiyon ürünü haline getirilerek davalı tarafça yurt dışındaki müşteriye gönderildiğinden artık davalının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamayacağını, TBK 477 maddesi gereğince teslim aldığı kumaşları kabul etmiş sayılacağını belirterek rapora göre davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı beyanında; davanın ayıplı ifadan kaynaklanan itirazın iptali davası olduğu, ihtilafın çözümünün müvekkilinin ayıplı ifa savunmasının gerçek olup olmadığı noktasında toplandığını, bu nedenle adil bir karar verebilmek için müvekkilinde bulunan ayıplı ürünler üzerinde inceleme yapılması gerektiğini, müvekkilinin davacıya gerek noter gerekse mail yoluyla ayıp ihbarında bulunduğunu, davacı tarafın müvekkili ile imzalamış olduğu kumaş sipariş formunda anılan teknik bilgi ve özelliklere göre kumaşı hazırlamakla yükümlü olduğunu, davacının 15 metrelik numune kumaş hazırlayarak müvekkiline gönderdiğini, kumaş içinde yapılan testler sonucunda kuru temizleme işlemi sonucunda sorun yaşanmadığının bizzat davacının beyan ve taahhüt ettiğini,  müvekkili tarafından numune üretilen ürünler üzerinde dava dışı müşteri firma tarafından kuru temizle testlerinin yapıldığını, bu testlerin neticesinde davacı tarafından satılan ürünlerin  vadedilen nitelikte olmadığı kuru temizleme sonrasında balon etkisi gösterdiğinin belirlendiğini, davacının göndermiş olduğu numunenin siparişteki niteliklerde olması ve özellikle kuru temizleme testinden sorunsuz olarak geçmesi üzerine sipariş verildiğini belirterek, müvekkili şirket merkezinde tekstil konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınmasını talep etmiştir. 21.11.2018 tarihli talimat bilirkişi heyet raporunda; davacı şirket tarafından davalı şirkete teslim edilen ürünlerden ayıplı oduğu gerekçesiyle davalı şirket tarafından tanzim olunan 02.12.2015 tarih ... no.lu 30.851,25 TL tutarlı (KDV dahil) ... 561,86 brim yünlü kumaş faturasına ait ... nolu sevk irsaliyesinde teslim alan olarak ... kaşesi üzeri imzalı olduğu ve davalı şirket kayıtlarında yer aldığının tespit edildiği, dosya içinde yer alan ... Ltd Şti tarafından ... A.Ş. adına tanzim edilmiş bulunan 28.12.2015 tarih ... no.lu düzeltilmiş haliyle KDV dahil 12.948,76 TI tutarlı olan ve yukarıda bilgisi yazılı \"... no.lu faturaya istinaden kesilen fiyat farkı faturası olduğu, nolu yazılı faturanın davalı şirket kayıtlarında yer almadığının görüldüğü, yerinde inceleme yetkisine binaen 07/11/2018 tarihinde yerinde inceleme yapmak üzere ... Giyim Sanayi / Karabük adresine gidildiği, ayıplı olduğu iddia olunan kumaşların görüldüğü, kumaşların 2015 yılından beri yaklaşık 3 yıldır kolili ve kapalı bir depo ortamında bekletildiği bilgisinin verildiği, tüm kumaşların kesildiğinin görüldüğü, taraflarınca tartım yapılarak 28 koli 609 kg olduğunun tespit edildiği, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşılan ayıbın niteliği kuru temizleme sonrası yüzeyde bozunmaların(balon etkisi) olup olmadığının anlaşılabilmesi için rastgele 2 ayrı kutudan 2 adet 52*45 cm numune alındığı, bu noktada kumaşların 3 yıl beklemesinin ayıbın durumunu (varlığını ya da yokluğunu) olumlu ya da olumsuz etkilemeyeceğinin değerlendirildiği, alınan numunelerin test edilmek üzere bağımsız ve akredite bir laboratuar olan ... Laboratuarı /istanbul adresine kargo ile gönderildiği, burada yapılan test raporunun eklendiği, test raporu sonucuna göre; kuru temizleme testine tabi tutulan ( ISO 105 DOl TEST YÖNTEMİ) kumaşın renk haslığının 4/5 olduğu ve yüzeyinde bozunma ve balon etkisi olduğu ve bu durum “Numunenin kaplamasında belirgin derecede kabarmalar gözlendiği, şeklinde ifade edildiği, dosya kapsamı ve test sonucuna göre kumaşlarda kuru temizleme işlemi sonrası yüzeyde kabarmaların olduğu bu haliyle ayıplı ürün olduğu sonuç ve kanaatine ulaşıldığı, davalı tarafın ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle 193,94 TL davacıya borçlu olduğu, dosya kapsamı ve test sonucuna göre kumaşlarda kuru temizleme işlemi sonrası yüzeyde kabarmaların olduğu bu haliyle ayıplı ürün olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Davacı vekili talimat bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; raporun eksik inceleme ile düzenlendiğinden uyuşmazlığın çözümüne elverişli olmadığını, davalı defterlerinin tek başına değerlendirilemeyeceğini, müvekkili şirkete iade edilmiş herhangi bir malın bulunmadığını, orjinal irsaliyede müvekkili şirketin kaşe ve imzasının bulunmamasının bunu teyit ettiğini, laboratuvardan gelen  sonuçlardan renk değişiminin 4/5  olduğunun  tespit edildiğinden bu değeri ayıp olarak kabul etmenin mümkün olmadığını, belirgin derecede kabarma gözlendiği tespitinin ise neye göre yapıldığının anlaşılmadığını, 1350 metre kumaş siparişi verildiği halde davalının deposunda 609 kg kumaş kaldığını, bu kumaşların tamamının kesilmiş vaziyette olduğunu, bilirkişi tarafından tespit edildiğini, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında kumaşların kesilmesi halinde reklamasyon talep edilemeyeceğinin açıkça yazılı olduğunu, artık kumaşların ayıplı olduğunun davalı tarafça ileri sürülemeyeceğini savunarak, yeniden rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili talimat raporuna karşı beyan dilekçesinde; dava konusu kumaşlarda gizli ayıp olduğunun tespit edildiğini, belirgin derece kabarmalar gözlendiği sonucuna ulaşıldığını, dava konusu kumaşların kesime alınması, siparişin süreli olması ve davacı şirketin kumaşların niteliği konusunda taahhüdü sebebiyle ayıp hususunun ispatlanması da dikkate alındığından maddi anlamda bir değer taşımayan kumaşın kesilip kesilmeden iade edilmesinin bir öneminin bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından kumaşların iade alınması için 01.02.2016 tarihli ihtarname ile bildirimde bulunulmuş olmasına rağmen bu yönde herhangi bir girişim olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 08.10.2019 tarihli bilirkişi ek raporunda; taraflar arası ticari ilişkinin takip edildiği 120-320 hesap ekstrelerinin karşılıklı tetkiki neticesinde taraflar arası ihtilafın sebebinin davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen, davacı şirket tarafından kabul edilmeyerek davalı şirkete iade edilen ancak davalı şirket ticari defterlerinde davacı şirket adına borç kaydedilmek suretiyle davacı alacak tutarından mahsup edilen 02.12.2015 tarih, 573514 no.lu, 30.851,25TL bedelli iade faturasından kaynaklandığı, söz konusu fatura içeriği malların davacı şirkete iadesine ilişkin düzenlenen 02.12.2015 tarih, 125595 nolu sevk irsaliyesi altında davacı muhasebe müdürü ...'in imzasının olduğu ve 03.04.2019 tarihli celsede işbu imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiği ancak irsaliyeye konu malların elle teslim edilmesinin mümkün olmadığı araçla gelmesi gerektiğini dolayısıyla malların davacı şirket tarafından teslim alınmadığı; bununla birlikte fatura karşılığında anlaşıldığı ancak daha sonra davalı şirketin işbu faturayı kabul etmediği kendilerinin de gelmemiş malın faturasını (02.12.2015 tarih, ... nolu, 30.851,251L bedelli iade faturası) iade ettiklerini beyan ettiği; taraflar arası e-posta yazışmalarından anlaşıldığı şekli ile ve tanık beyanı ile davacı şirket tarafından düzenlenen 12.948,76TL (5.601,18Euro) bedelli fiyat farkı faturasının davalı şirket tarafından kabul edilmeyerek iadesi üzerine, davalı şirket tarafından düzenlenen 30.851,25TL bedelli iade faturasının kabul edilmediği; taraflar arası şartlı mutabakata davalı şirketçe uyulmadığı kanaati ile öte yandan bilirkişi raporu ile ayıplı olduğu tespit edilen kumaşların davacı şirkete teslim edilmediğinin tanık beyanı kapsamında mahkemenin kabulü halinde davacı şirketin davalı şirketten takip ve dava konusu 31.045.21TL bedeli talep edebileceği, talimatla alınan bilirkişi raporunda kumaşların ayıplı olduğu yönünde varılan kanaat doğrultusunda karar verilmesi ve taraflar arasında yapılan e-posta yazışmaları ile tanık beyanı ile 02.12.2015 tarih, ... no.lu sevk irsaliyesi sureti altında davacı şirket muhasebe müdürü ...'in imzasının olduğunu kabulü kapsamında davacının davalıdan takip ve dava tarihi itibarıyla 193,94TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. 29.04.2020 tarihli Tekstil bilirkişi raporunda; davacının davalıya satmış olduğu 609 kg (980,68 mt) 2674-84 melton bonded kalite kumaşın kuru temizleme işlemi sonrasında yüzeyde kabamna hatası nedeniyle ayıplı olduğu, kuru temizleme sonrası kumaş yüzeyinde kabarma ayıbının test yapılarak anlaşılabilecek bir ayıp olduğu, tekstil konfeksiyonda işin olağan akışına göre davalının dava konusu kumaşı kesmeden önce kuru temizleme testini yaptırması gerekirken kumaşları kestikten sonra test yaptırdığı ve dava konusu kumaşların kuru temizleme sonrası yüzeyde kabarma yönünden ayıplı olduğunu tespit ettiği ve davacıya e-mail yoluyla ayıp ihbarında bulunduğu, takdir mahkemenin olmak üzere, Borçlar Kanununa göre; davalının muayene ve ayıp ihbarının süresinde olmadığı, davalı işyerindeki dava konusu kumaşlar kuru temizleme sonrası yüzeyinde kabarma hatası nedeniyle ayıplt olduğundan ve davalı tarafından kesilmiş olduğundarı herhangi bir ekonomik değerinin bulunmadığı belirtilmiştir. Davacı tanığı ... 03.04.2019 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; davacı şirkette 16 yıldır çalıştığını, muhasebe müdürü olarak görev yaptığını, 02.12.2015 tarihli sevk irsaliyesi altındaki imzanın kendisine ait olduğunu, herhangi bir ürünün iadesinin yapılmadığını, 2015 yılında fatura geldiğinde kabul etmediklerini, karşı taraf şirket sahibinin kızı tarafından faturanın kesildiğini, bunun karşılığında fiyat farkı faturası düzenleyin anlaşalım dendiğini, daha sonra fiyat farkı faturasını kabul etmediklerini, kendilerininde malın faturasını iade ettiklerini, irsaliyeliye konu olan elle teslim edilmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne karar verilmiştir. Koşulları oluşmadığı gerekçesiyle  davacı  tarafın icra inkar tazminat talebinin reddi kararı verilmiştir. Taraflar arasında, 16.06.2015 tarihli kumaş sipariş formu ile ticari satım gerçekleştirilmiştir. Ticari satım konusu kumaşlar davalı alıcıya en son 01.10.2015 tarihli olarak düzenlenen  fatura ile teslim edilmiştir. Davalı şirketin kumaşlar üzerinde herhangi bir test yapmadan kesim işlerini gerçekleştirdiği ve ürettiği ürünleri yurt dışındaki firmaya gönderdiği, yurt dışındaki firmanın yaptırdığı test sonucu kumaştaki ayıbın ortaya çıktığı tartışmasızdır. TBK'nın 219. maddesine göre; bir maldaki ayıp; satıcının zikr ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir.  Bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi satıcı sorumludur. Ayıp, maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir. Bunlardan yola çıkılarak ;satıcı ve dolayısıyla teselsül ilişkisi nedeniyle ithalatçıyı maldaki ayıptan sorumlu tutmanın maddi koşulları; ortada ayıp sayılan bir eksikliğin olması, ardından maldaki eksikliğin önemli olması ve ayıbın malın yarar ve zararının alıcıya  geçtiği anda varolması,  tüketicinin ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olması, olarak sayılabilir. Borçlar kanununda tanımını bulan ayıba karşı tekeffül, satılan şeyin satıcının zikrettiği vasıfları taşımamasından veya bu şeyin değerini sözleşme gereğince ondan beklenen yararları azaltan veya kaldıran eksiklikler bulunmasından satıcının sorumlu olmasıdır (TANDOĞAN, Haluk: Özel Borç İlişkileri, c. 1/1, Ankara 1988, sh 163; YAVUZ, Cevdet: Türk Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, İstanbul 2007, 7. Baskı, sh 97). Diğer bir anlatımla ayıp, satılanın normal niteliklerinden ayrılmasıdır. Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Aynı zamanda satıcının bu borcu kanuni bir borç mahiyetindedir (YAVUZ, Nihat: Ayıplı İfa, Ankara 2010, 2. Baskı, sh. 91- 92).  Diğer taraftan  TTK'nın 23. maddesinde, malın ayıplı olduğunun açıkça teslim sırasında belli ise alıcının 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değil ise alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için bu durumu satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, diğer durumlarda ise TBK'nın 223 maddesinin 2.fıkrasının uygulanacağı belirtilmiştir. Somut olayda, 16.06.2015 tarihli anlaşma kapsamında kumaşları en son 01.10.2015 tarihinde  teslim aldığı kabul edilen   davalı şirket tarafından davacı şirkete mail yazışmalarından 16 Aralık 2015 tarihinde kadar herhangi bir ihbar veya ihtarda bulunmadığı anlasılmaktadır. Söz konusu mailde kumaşın kuru temizlemeden kalması kaynaklı üretilemeyen ve ihracatı yapılamayan siparişin materyal çıkışlarınında yapılması mümkün olmadığı belirtilerek faturayı reklamasyon olarak kesilmesinin sorun yaratılacağının ifade edildiği, 01.02.2016 tarihli Karabük Noterliğinde düzenlenen ihtarname ile ise  kumaşın kesilmeyen ve kullanılmayacağı tespit edilen 30.851,25 TL değerindeki kısmın 02.12.2015 tarihli iade faturası ve sevk irsaliyesi ile teslim edildiğinin belirtilmiş olmasına rağmen davacı taraf 12.02.2016 tarihli cevabı ihtarnamesinde iddiaları kabul etmeyerek faturanın iade edildiği bildirilmiştir.. 29.04.2020 tarihli teknik bilirkişi raporunda, tekstil konfeksiyonunda işin olağan akışına göre davalının dava konusu kumaşı kesmeden önce kuru temizleme testini yaptırması gerektiği, kumaşları kestikten sonra test yaptırdığı ve ayıplı olduğunun tespit edildiği, borçlar kanununa göre davalının muayene ve  ayıp ihbarının süresinde olmadığı belirtilmiştir. Ayıp gizli ayıp olmayıp yaptırılacak testle ortaya çıkabilecek bir  ayıptır. Bu sebeplerle davalı vekilinin  istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekili ise icra inkar tazminatı taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek icra inkar tazminatı ile birlikte faiz işletilmesine dair hükmün yanlış olduğunu iddia ederek düzeltilmesini talep etmiştir. Davacının alacağı taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı açık hesap alacağı olup, İİK'nın 67. maddesi gereğince taraflarca bilinebilir ve likit olduğundan, kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken koşulları oluşmadığı gerekçesiyle talebin reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Yine, davanın kabulüne karar verilmesine karşın takip tarihinden itibaren yıllık %9,75 oranını geçmemek üzere avans faizine hükmedilmesi uygun olmamıştır. Zira davacı, takipte, değişen oranlarda faiz talep etmiştir. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının, icra inkâr tazminatı ve temerrüt faizi yönünden düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının icra inkar tazminatı ve temerrüt faizi yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına,  bu doğrultuda; 1-Davanın kabulü ile davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin takipte talep edilen 31.045,21 TL asıl alacak üzerinden üzerinden devamına, devamına karar verilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans esasına göre değişen oranlarda temerrüt  faizi uygulanmasına, 2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca takdiren  %20  oranında hesaplanan 6.209,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin  reddine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.120,69 TL karar harcından mahkeme veznesine yatırılan 374,95.-TL peşin harç ile icra veznesine yatırılan 155,23 harcın mahsubu ile eksik kalan 1.590,51.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL başvurma harcı ve 374,95 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan toplam 1.937,60TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davalı tarafından dosyada yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ne göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 9-Davacı ve davalı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının,  HMK'nın  333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, 10-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesinin hükmü kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, taraflarca yatırılmış olan istinaf peşin karar harçlarının, talepleri hâlinde, yatıran taraflara iadesine, b-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-Davacı tarafından yapılan 148,60 TL başvuru harcı gideri ile ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 22,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 170,60 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 12-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.01.02.2024<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bb89476025364f13","SID":"058085fecdab4f2f"}}