{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1734 <br>KARAR NO: 2024/163<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/05/2023<br>NUMARASI: 2023/79 E. -  2023/198 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Türkmenistan'da ithalat/ihracat işi yapmakta olduğunu, Türkiye'de bulunan ... San. ve Tic.Ltd. Şti.'nden madeni  yağ alımı konusunda anlaştığını, tarafların alım satıma ilişkin malların FOB teslim şekli ile davacının Türkmenistan olarak bildirdiği adrese gönderilmesi için anlaşmaya vardıklarını, sözleşme bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini, satışa konu malların, deniz yoluyla sevkiyatı için davalı taraflardan ... Ticaret AŞ'nin yönetiminde olan Atakaş Limanı'na getirildiğini, taşımanın ... (IMO NO:...) gemisi ile gerçekleştirileceğini,  davalılardan ...'in bu geminin donatanı olduğunu,  geminin limanda olduğu ve  yüklemenin  devam etiği  30.05.2020 günü gece liman personeli tarafından, ambar üstündeki yüklerin sabitlenmesi için kaynak işlemi yapılmaya başlandığını, geminin 3 numaralı ambar kapağı üzerindeki kaynak işlemi devam ederken, ambar içerisindeki yükün tutuşmasına sebep olduğunu ve yangın başladığını, tüm müdahalelere rağmen yangına engel olunamadığını ve müvekkili tarafından satın alınan malların yanarak kullanılamaz hale geldiğini, bu hususta T.C İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/56 Değişik İş sayılı dosyasından delil tespiti talebinde bulunulduğunu, donatanın TTK'nın 1141. maddesi uyarınca gemiyi denize elverişli halde bulundurmak yükümlülüğünü gereği gibi yerine getiremediğini, dava konusu malların, taşıyanın hakimiyetinde ve muhafaza  edilmesi gerekirken çıkan yangın neticesinde hasar gördüğünü, dolayısıyla mallarda ortaya çıkan zarardan davalılardan, taşımanın yapılacağı geminin donatanı ... taşıyan sıfatıyla sorumlu olduğunu,  davalılardan ...'in Rusya kanunlarına göre kurulmuş ve Rusya'da mukim bir şirket olması dolayısıyla, davalının dava konusu mallarının yüklenmesi esnasında Türkiye'de yetkili acentesi olarak faaliyet gösteren ... Hizm. Ltd. Şti.nin de taşıyanın vekili olarak davaya dahil edildiğini, dava konusu malların taşınmasına ilişkin sözleşmenin yapılması ve sonrasındaki ifasına aracılık eden davalı ... Hizm. Ltd. Şti.'nin de huzurdaki davanın taraflarından olduğunu, taşıma sözleşmelerinin ifasında taşıtana karşı taşıma taahhüdünde bulunan akdi taşıyanın aynı zamanda taşımayı bizzat gerçekleştirmesinin zorunlu olmadığını, taşıyan, taşımayı sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü bir kişi eliyle de gerçekleştirebileceğini, bu halde taşımayı gerçekleştiren fili taşıyan olduğunu, davalı ... Ltd. Şti.'nin ise, müvekkilinin malların taşınması için taşıma sözleşmesi akdettiği ... Dış. Tic. Ltd. Şti.'nin malların taşınması amacıyla taşıma sözleşmesi akdettiği fiili taşıyan olduğunu, fiili taşıyanın, TTK m. 1178/2 uyarınca eşyanın zıyar veya hasarından yahut geç tesliminden doğan zararlardan, zıya, hasar veya teslimde gecikmenin, eşyanın fiili taşıyanın hâkimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumlu olduğunu, somut olay açısından fiili taşıyan sıfatını haiz olan geminin donatanı ...'in yanında, yine fiili taşıyan sıfatını haiz ... Tic. Ltd. Şti.fiili taşıyan olarak beraber müvekkilinin mallarına gelen hasardan sorumlu olduğunu, davaya konu malların yanmasına sebep olan yangının davalılardan ... Tic. AŞ personelinin ambar üstündeki yüklerin sabitlenmesi için kaynak işlemi yaptıkları sırada meydana geldiğinin de yangın raporu ile sabit olduğunu, dolayısıyla esas olarak yüklerin tamamına yakınının kullanılamaz hale gelmesine sebep olan asıl olayın olan yangının çıkış sebebinin davalı ... Tic. AŞ'nin personelinin yapmış olduğu kaynak işi olması sebebiyle TBK'nın 66.maddesi uyarınca malların zarar gömesinden Liman işletmesinin sorumlu tutulması gerektiğini, davanın hukuki boyutuna  ilişkin  açıklamaları doğrultusunda, davaya konu olan olayda çıkan yangın ile müvekkilinin yüklerinin ciddi bir kısmının zarar gördüğünü, kullanılamaz hale geldiğini, yangının, liman personelinin kusuru neticesinde çıktığını, taşıyanın gereken müdahaleleri zamanında yapmaması sebebiyle de büyüdüğünü ve malların hemen hepsinin kullanılamaz hale geldiğini ileri sürerek,  davanın belirsiz alacak davası olarak görülmesine, müvekkilinin tüm zarının tam olarak belirlenmesini teminen arttırılmak kaydıyla şimdilik 1.000,00- USD'nin 30.05.2020 tarihinden itibaren devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı  ... Imo Nolu, Rusya Bayraklı, ... Gemisi maliki ... vekili, savunmasında özetle;  hasar gördüğü iddia edilen malların mülkiyetinin davacıya ait olmadığını, malların, FOB teslim şekli ile satın alındığı iddiasının kabulünde dahi, FOB teslim şeklinin yalnızca malların gemiye yüklenmesinin tamamlanmasından sonraki risk geçişini düzenlemekte olduğunu, mülkiyete dair herhangi bir düzenlemeye havi olmadığını, davacının davayı takip yetkisi bulunmadığı,  davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını,  ancak delil tespiti dosyasından yapılan bilirkişi raporuna atıf yapılarak, müvekkillerine ait 22 paletin üzerinde toplamda 26.658,00 USD bedelli madeni yağın ilk sayımda ve en az 267 adedinin zayi olduğu ve paketleme bedeli, gemiden tahliye, hasarsız ürünlerin geri yüklenmesi, hasarsız malzemenin terminali, hasarsız malzemenin ara nakliyesi, liman içi terminal, ara nakliye, paletleme, paletleme işçiliği, sahada ayrıştırma işçiliği, depolama, nakliye, liman ve gümrük, KDV ve başkaca masrafların haricen yaklaşık 841,33 USD olduğunun ifade edildiğini, dolayısıyla davacı yanın, dava konusu malların bedeline ve zayi olduğunu iddia ettiği malların miktarına ilişkin bilgi sahibi olduğunun açıkça ortada olduğu, fakat alacağın belirlenebilir olması ile ispat edilebilirliği kavramlarının hatalı bir şekilde birlikte değerlendirildiğinin anlaşıldığını, bu doğrultuda davacının, ödediği malın bedeline ve zarar gören malların miktarına dair bilgi sahibi olduğu ve bunu da açıkça dilekçesinde beyan ettiğini,  ancak bu durumu ispat edemediği için belirsiz alacak davası yoluna başvurduğunun anlaşıldığını, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, dava konusu yangın hadisesinin liman personeli tarafından, ambar üstündeki yüklerin sabitlenmesi için kaynak işlemi yapıldığı sırada meydana geldiğini, bu cümleden olarak, bahse konu sabitleme işleminin gerçekleşmesinde, taşıyanın adamlarının herhangi bir dahli olmadığı, uzmanlık gerektiren kaynak işleminin, gemi tarafından gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı, dilekçede belirtildiği gibi taşıma sırasında olmayan geminin ... sahasında iken yalnızca liman personeli tarafından yürütülen operasyon neticesinde meydana geldiğini, dolayısıyla, dava dilekçesinde ne sebeple taşıyanın sorumluluğuna dair hükümlere atıf yapıldığının da anlaşılmadığını,  davalı ... Tic. AŞ'nin  İskenderun Limanı'nın işletmesini yapan tüzel kişi olduğunu ve ilgili Limanlar Yönetmeliği uyarınca \"kıyı tesisi\" statüsünde olduğunu, limanın, kendi sahasında gerçekleşen her olayda gözetleme yükümlülüğü ve müdahale zorunluluğu olduğunu,  gemi tarafından, davacı yanın iddialarının aksine, doğru ve etkin bir şekilde yangına müdahale edildiği ve geminin, üzerine düşen sorumluluğu eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğinin ifade edildiğini, dolayısıyla liman personelinin gemi ilgililerinin dahli olmaksızın tek başına gerçekleştirdiği sabitleme işlemi sırasında kusuru ile sebebiyet verdiği yangın neticesinde oluşan zarardan,  davalı ... Limanının tek başına sorumlu olduğunu, gemi ilgililerin üzerlerine düşen yükümlülükleri, eksiksiz bir şekilde yerine getirerek yangına müdahalede kusursuz olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Ticaret AŞ vekili, savunmasında özetle; 5718 sayılı MÖHUK  48. maddesine istinaden Türk Mahkemelerinde dava açan  tüzel kişilerin  yargılama ve giderleriyle karşı tarafların zarar ve ziyanlarını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda olduklarını, teminat gösterilmesinin dava şartlarından olduğunu, HMK 115.maddesine istinaden  davacının dava şartı  eksikliğini gidermesini aksi halde dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, edenle davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, yangının 30.05.2020 tarihinde meydana geldiği, davacının 07.04.2021 tarihinde arabuluculuk bürosuna başvurduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin ise 13.07.2021 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını 17.09.2021 tarihinde ise gemide taşınan eşyanın ziyanı veya eşyanın hasarından kaynaklanan tazminat davası açtığını,  TTK'nın 1188.maddesi uyarınca  davacının  taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının dava konusu emtiaların, ... gemisine yüklemeler devam ederken 30.05. 2020 cumartesi günü, liman personeli tarafından, ambar üstündeki yüklerin sabitlenmesi için geminin 3 numaralı ambar kapağı üzerinde ''kaynak işlemi'' yapılırken, ambar içindeki yükün tutuşmasına sebep olunduğunu ve müvekkilinin satın aldığı emtianın kullanılamaz hale geldiğini iddia ettiğini, davacının maddi olayı tasviri ve hukuki nitelemesinin eksik olduğunu, davacının iddiasının aksine gemideki yangının yüklemeler devam ederken çıkmadığını, aksine yükleme, gemi kaptanının talimatları ve sorumluluğu içerisinde limanda yükleme işlemi bittikten sonra , yine kaptanın talimatı, denetimi ve gözetimi  altında  geminin üç nolu ambar kapağında  lashing hizmeti yapılırken çıktığını, bilindiği gibi lashing hizmetinin bağlama ve sabitleme anlamını taşıdığını ve lashing'in  yani sabitleme ve kaynak işinin  yapılıp,  yapılmayacağı yapılacak ise nasıl yapılacağına karar vermesinin geminin teknik donanım ve yeterliliği ile gemiye kaptan tarafından kabul edilen yüklerin niteliklerine bağlı olarak gemi kaptanının karar vereceğini, TTK'nın 1094.maddesi uyarınca kaptanın yükleme başladıktan boşaltma bitinceye kadar gemiyi terk etmeyeceğini, 1091 maddesi uyarınca, kaptanın yükleme ve boşaltmada geminin aşırı derecede  yüklenmemesine, gerekli safranın gemide bulunmasına ve geminin ambarlarının taşınacak olan eşyayı kabule ve korumaya elverişli bir şekilde donatılmış olmasından ve TTK'nın 1090-1091 maddelerinde  gemiye yük alma ve talimatlarından sorumluluğunun düzenlendiğini, bu maddeler birlikte değerlendirildiğinde  müvekkilinin herhangi bir kusuru ve sorumluluğu olmadığını, gemiye yükleme ve lashing hizmetlerinin yasal düzenlemelere ve izinlere bağlı olarak gemi kaptanının talimatları, gözetimi ve denetimi altında yapıldığını, gemi kaptanının gemi ambar kapaklarına lashing (kaynak) ve sıcak çalışma yaptırmak için İskenderun Liman Başkanlığından aldığı ''Geminin işveren olduğu durumlar için çalışma izin formu''  yazısını eklediklerini, Gemi kaptanının Liman  Başkanlığından aldığı izin formunda ifade etmeye çalıştıkları yükleme  lashing ve kaynak çalışmalarında  gemi kaptanının sorumluluğu üstlendiğini yasalara uygun olarak taahhüt ettiğini, bu nedenle de müvekkilinin yangınla ilgili hiç bir sorumluluğu olmadığını, davalıların delil tespiti talebinde bulunduğu, İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/56 D. iş sayılı dosyasından bilirkişilerce yapılan inceleme neticesinde 24/06/2020 tarihli bilirkişi raporunun yangın sebebi ve kusur durumuna ilişkin bölümünde, yangının çıkış sebebi incelendiğinde, özellikle bir konu üzerinde odaklanmanın söz konusu olduğundan bahsedilebileceği, ambar kapak yapısı incelendiğinde, geminin eski Rus tipi nehir gemisi olduğu, ambar kapaklarının tek cidar (tek katlı sac yapısı) olduğunun belirlendiği, ek ve asli kusurlunun gemi kaptanı olduğunun belirtildiğini, davacının müvekkilin TBK 66 maddeye istinaden sorumlu olduğunu ifade etmiş ise de bunun hukuken mümkün olmadığı, özel kanun niteliğinde olan TTK'nın  gemi kaptanının, işletenin, donatanının sorumluluğunu, geminin yüke ve denize elverişli olmasını ve navluna gelen zararlarla geminin sebep olduğu zararlardan ve benzeri konulardan sorumluluk ve zararın tazminini özel hükümlere bağladığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Ltd. Şti. İle ... Limited Şirketi vekili, savunmasında özetle; dava konusu tazminat isteminin deniz taşıma sözleşmesi kapsamında, gemide yüklerin yüklenmesi aşamasında meydana gelen yangın nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olduğunu, davacı tarafça, hava-yağ ve yakıt filtre malzemelerinden oluşan malların Türkmenistan'da bildirilen adrese, deniz yoluyla sevkiyat için davalı taraflardan ... Tic. AŞ'nin yönetiminde olan Atakaş Limanı'na getirildiğini,  taşımayı gerçekleştirecek olan davalılardan ...'in donatanı olduğu ... (IMO NO:...) gemiye yükleme yapılırken, 30.05.2020 günü 23:30 sıralarında liman personeli tarafından, ambar üstündeki yüklerin sabitlenmesi için kaynak işlemi yapılırken geminin 3 numaralı ambar kapağı üzerindeki kaynak işlemi devam ederken, ambar içerisindeki yükün tutuşmasına sebep olduğunu ve yangın başladığını, tüm müdahalelere rağmen yangına engel olunamadığı, davacı tarafından satın alınan malların yanarak kullanılamaz hale geldiğini, davacının arabulucuya başvuru yaparken, müvekkil aleyhine, donatan olan ...'e izafeten başvurduğunu, müvekkili aleyhine doğrudan arabulucuya bir başvuru yapmadığını, dolayısıyla, söz konusu uyuşmazlıkta arabuluculuğun zorunlu olduğunu, müvekkili şirket aleyhine ise arabulucuya yapılmış herhangi bir başvuru bulunmadığını, dava şartı eksikliği nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, müvekkil hakkında doğrudan davalı sıfatıyla dava açılmış olmasının tamamen yanlış olduğunu, bu davada müvekkilinin acentesi olduğu ... IMO NOLU ... Gemisi Donatanı ...'e karşı ve bunun yanında taşımada aracılık eden diğer ilgililere karşı asaleten dava açılmış olmasına rağmen, acente konumundaki müvekkile karşı (izafeten olarak dahi) dava açılmasının hukuka aykırı olduğu, ilgili yasa hükümlerine göre, zarar gören tarafından donatana dava açılmasının mümkün olmadığı durumlarda acenteye karşı donatana izafeten dava açılabileceğini, buna göre, bu davada müvekkiline izafeten bile dava açılmasının yasaya aykırı olduğunu, husumet itirazına ilişkin olarak, açıkladıkları hususlar çerçevesinde, bu davada müvekkilinin pasif husumeti (davalı sıfatı) bulunmadığından, müvekkili hakkında açılan davanın öncelikle sırf bu nedenlerle reddinin gerektiği,  yangının 30.05.2020 tarihinde meydana geldiğini, davaya konu zararın niteliğine göre, bu zarara ilişkin zamanaşımının 1 yıl olduğunu, zamanaşımını kesen bir işlem de söz konusu olmadığını,  bu nedenle zamanaşımı dolduktan sonra dava açıldığını,, dava tarihi itibari ile dava konusu miktarın belirlenmemiş olması, belirsiz alacak davası açılabilmesi için yeterli olmadığını, dava konusu olayda geminin bağlandığı İskenderun Atakaş Limanı'nda yükleme devam ederken 30.05.2020 Cumartesi günü gece 23:30 sıralarında, liman personeli tarafından, ambar üstündeki yüklerin sabitlenmesi için \"kaynak işlemi\" yapılırken, geminin 3 numaralı ambar kapağı üzerindeki kaynak işlemi devam ederken, ambar içerisindeki yükün tutuşmasına sebep olunduğu ve yangın başladığı, müdahalelere rağmen yangına engel olunamadığı, malların yanarak kullanılamaz hale geldiğini, dava konusu taşıma; limana kadar kara taşıması ve malların gemiye yükletilmesi ve deniz taşıması olarak iki ayrı aşama olarak gerçekleştiği, dava konusu zararın, müvekkilin ve acentesi olduğu donatanın sorumluluğu dışında meydana geldiği, dava konusu olayda ve doğan zararda müvekkilinin acentesi olduğu gemi donatanının bir kusuru ve sorumluluğu olmadığını, olayda taşımanın etaplar halinde gerçekleştiği dikkate alındığında, zarara neden yangının davalılardan ... Tic. AŞ'nin sorumluluğunda ve bu davalın kusuru ile gerçekleştiğini,  zararın bu davalıdan talebi gerektiğini,  ayrıca davaya konu edilen malların sahibi olduğu iddiasıyla müvekkili aleyhine, davacı vekili iş bu dava öncesinde ihracatçı firma ''... Ticaret Nebi Onay'' isimli adi şirket adına İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını,  bu nedenle de, davaya konu malların sahibinin kim olduğunun da öncelikli olarak belirlenmesi gerektiği, bunun için de, satıcı ile alıcı arasındaki sözleşmenin incelenmesi ve satışın hangi şekilde yapıldığının tespiti gerektiğini,  davadaki satış ve buna göre taşıma işlemi FOB (Free On Board) usulüne göre yapıldığından, müvekkilinin  acentesi olduğu gemi donatanı ... adlı firmanın taşımadaki ve buna göre dava konusu zarardaki sorumluluğu, zararda kusuru olması şartıyla, taşıma başladıktan sonraki zararlar açısından bulunduğunu, ama somut olayda, henüz yükleme tamamlanmadan, liman personeli tarafından, ambar üstündeki yüklerin sabitlenmesi için \"kaynak işlemi\" yapılırken geminin 3 numaralı ambar kapağı üzerindeki kaynak işlemi devam ederken, ambar içerisindeki yükün tutuşmasına sebep olduğunu,  yangın başladığını ve zararın  oluştuğunu, bu itibarla, dava konusu zarardan müvekkilinin acentesi olduğu donatanın da kusur ve sorumluğu bulunmadığını, her ne kadar müteselsil sorumluluk hükümlerine göre tüm davalılara birlikte bu dava açılmış ise de somut olayda, davada açıklanan nitelikte müteselsil sorumluluğu gerektiren ortak ve bir bütün olarak gerçekleştirilmiş bir taşıma söz konusu olmadığını, davacı tarafça, gemi taşımacılığı sözleşmesi FOB (Free On Board) usulüne göre yapıldığını, ilk olarak ... Tic.Ltd.Şti. ile taşıma sözleşmesi düzenlendiğini anılan davalının daha sonra, malların limana getirtilip gemiye yüklenmesi için davalılardan ... Tic. AŞ ile sözleşme düzenlendiğini,  bundan ayrı olarak da davalılardan ... Ltd. Şti. ile malların gemi ile deniz taşıması yapılması için önceki sözleşmeden ayrı ve bağımsız olarak müvekkil ile ayrı bir sözleşme yaptığını, dava konusu taşıma sırasında meydana gelen yangın ve zararın doğmasında, davalı ... Tic. AŞ ve çalışanlarının kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Deniz taşımalarında tazminat istemlerinin tabi olduğu hak düşürücü süreyi düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nun 1188/1 fıkrası uyarınca; eşyanın ziya ve hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat isteme hakkı bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşecektir. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere; \"yargı yoluna başvuru\" ifadesi,  dava, karşı dava, icra takibi, tahkime müracaat gibi tüm yargı yollarını kapsar niteliktedir. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, hak düşürücü nitelikteki bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Hatay BŞB İtfaiye Dairesi Başkanlığının yangın raporuna göre, 30.05.2020 tarihinde ... gemisinde saat 23.00 sıralarında İskenderun ... limanında yükleme yapılırken liman personeli tarafından ambar üstündeki yüklerin sabitlenmesi için kaynak işlemi yapıldığı sırada ambar içindeki yükün tutuşması ile yangının çıktığı ve yangının 31.05.2020 saat 02.30 da tamamen söndürüldüğü olayda, davalılardan ...'in bu geminin donatanı, davalılardan ... Hiz. LTd. Şti geminin acentesi olduğu, davacı Türkmenistanda mukim ... San Tic ...' dan satın aldığı madeni yağların taşınması için ... Dış. Tic ile taşıma sözleşmesi akdettiği, Ladik'in taşıma işini dosya içinde mezkur taşıma sözleşmesi ile alt taşıyan ... Ltd. Şti. ile yerine getirdiği anlaşılmıştır. Deniz taşımalarında tazminat istemlerinin tabi olduğu hak düşürücü süreyi düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nun 1188/1 fıkrası uyarınca; eşyanın ziya ve hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat isteme hakkı bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşeceği düzenlenmiş olup, yangının 31.05.2020 tarihinde meydana geldiği, TTK 1188/1 uyarınca tazminat davasının 31.05.2021 tarihine kadar açılması gerektiği, Corona virüs pandemisi kapsamında alınan tedbirlere ilişkin 25/03/2020 tarihli 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna eklenen Geçici 1. Madde ile dava açma, icra takibi başlatma, şikayet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler de dahil olmak üzere bir hakkın doğumu ve sona ermesine ilişkin tüm sürelerin durdurulmasına karar verildiği; Cumhurbaşkanlığı kararı doğrultusunda dava açmaya ilişkin sürelerin 13/03/2020 tarihi ile 15/06/2020 tarihleri arasında durdurulduğu ,davacının 17.06.2021 tarihinde ..., ... hakkında arabuluculuk yoluna giriştiği, 13.07.2021 tarihinde de anlaşamama ile arabuluculuk faaliyetinin sonuçlandığı, davacının 17.09.2021 tarihinde İstanbul 1. Asliye Ticaret mahkemesinde iş bu tazminat davasını açtığı, mahkemenin 01.03.2022 tarihinde görevsizlik kararı vererek dosyanın mahkememize geldiği anlaşılmış,  CB kararnamesi sebebiyle davacının açma süresinin 15.06.2020 tarihinde başladığı, davacının 17.06.2021 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurduğu görülmekle TTK 1188 maddesi kapsamında 1 yıllık hak düşürücü sürenin 17/06/2021 tarihinde sona erdiği anlaşılmakla davanın bu davalılar yönünden hak düşürücü süre nedeni ile usulden reddine karar verilmiş, davacının dava açmadan önce ... yönünden arabulucuğa başvurmadığı, 6325 sayılı HUAK'nun 18/A-2 maddesi gereği  arabuluculuğa tabi davalarda dava açılırken, arabulucuya başvurulması ve sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olup, davacıya  arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın ibrazı için bir haftalık kesin süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması gerekmekte ise de aynı maddenin son cümlesine göre arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi emredici olarak düzenlendiği, bu düzenleme karşısında HMK m.115/2 madde hükmü uygulanarak bu eksikliğin giderilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafça görevsiz mahkemede arabuluculuğa başvurulmadan dava açılmış olup dosya görevli mahkemede esasa kayıt edilene kadarki süreçte arabuluculuk süreci işletilmesi gerektiği, esasa kayıttan sonra arabuluculuk yoluna gidilmesinin kabul edilemeyeceği nitekim İstanbul BAM 12. HD sinin 16.06.2022 tarihli, 2022/1144 E 2022/918 K sayılı ilamı ile de bu hususun açıkça belirtildiği görülmekle, somut olayda davacı tarafça dava öncesi arabuluculuğa başvuru şartı yerine getirilmediğinden ... yönünden hem hak düşürücü hem de arabuluculuk şartının yerine getirilmemesi sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle, davalı ... Anonim Şirketi,  davalı ... Limited Şirketi ve davalı ... Limited Şirketi yönünden açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, davalı ... yönünden açılan davanın hak düşürücü süre yönünden ve arabuluculuk şartı yerine getirilmediğinden reddine, karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece  hak düşürücü sürelerin geçmiş olmasından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu durumun gerçeği yansıtmadığını, 6325 sayılı kanunun 18A maddesinin 15. bendinde \"Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.\"  denildiğini, dava şartı arabuluculuk aşamasının başlatılması durumunda zamanaşımı sürelerinin durduğunu, hak düşürücü sürelerin ise işlemeyeceğini, mahkemece bu husus göz ardı edilerek dava şartı arabuluculuk aşamasının başladığını, son tutanağın imza altına alındığı tarihlerin dikkate alınmadığını, bu nedenle hatalı değerlendirme sonucunda huzurdaki davanın hak düşürücü sürelerin geçtiğinden bahisle reddedildiğini,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, limanda gemiye yapılan yükleme sırasında veya sonrasında çıkan yangında zarara uğradığı iddia edilen emtiada oluşan  zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, dava dışı ... Ltd. Şti.'den FOB teslim şekli ile madeni yağ satın aldığını, ancak emtianın İskenderun Limanında yüklenmesi sırasında yangın çıktığını, emtianın yanarak kullanılamaz hale geldiğini ileri sürerek, uğradığı zararın tazmini için davalılar  gemi donatanına, donatanın acentesine, liman işletmesine ve alt taşıyana karşı eldeki davayı açmış; mahkemece davanın,  TTK'nın 1188. maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin dolması ve davalı ... için   arabuluculuk yoluna başvurulmamış olması sebebiyle reddine karar verilmiştir. Davacı uğradığı zararın tazmini için malların taşınacağı gemi donatanı davalı ...'e ve ayrıca  donatanın Türkiye'deki acentesi olan  davalı ... Ltd. Şti.'ne de davayı yöneltmiştir. TTK'nın 105. maddesinde; \"Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir. Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Taraf sıfatı (aktif veya pasif dava ehliyeti)  bir itiraz olup resen nazara alınması gereklidir. Davacı, donatana ve donatanın acentesi davalı ... Ltd. Şti.'ne doğrudan dava açmıştır.  TTK'nın 105/2. maddesi gereğince acente aleyhine ancak müvekkile izafeten dava açılabilir. Doğrudan hasım gösterilerek acente aleyhine dava açılamaz. Bu durumda davalının acente sıfatıyla hareket ettiği ve acente aleyhine doğrudan hasım gösterilerek dava açılamayacağı gözetilerek, davalı ... Ltd. Şti.yönünden husumet bakımından değerlendirme yapılmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Mahkemece, taşıma konusu emtiaların alıcısı olan davacının, eldeki davayı, yangının meydana geldiği 31.05.2020 tarihinden itibaren  bir yıllık sürede açması gerektiği, Covid pandemisi sebebiyle duran sürenin 15.06.2020 tarihinde işlemeye başladığı, buna göre davanın en son  15.06.2021 tarihinde açılması gerekirken  davacının 17.06.2021 tarihinde arabulucuya başvurduğu,  bu şekilde hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine  reddine karar verilmiştir. Oysa, TTK'nın 1188/1-2 maddesinde; \"Eşyanın ziyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer. Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar.\" düzenlemesi yer almaktadır.TTK'nın 1188. maddesinde hak düşürücü sürenin, taşıyanın eşyayı veya bir kısımını teslim ettiği veya hiç teslim edilmemişse onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağına ilişkin düzenleme karşısında, mahkemece yurt dışındaki alıcıya teslim edilmesi gereken tarihin belirlenip hak düşürücü sürenin hesabında bu tarihin esas alınması gerekir. Bu maddede zararın bilinmesinden veya ihbardan söz edilmemiştir. Emtianın teslim edilmesi gereken tarihin bilirkişi eliyle tespit edilmesi gerekirken mahkemece bu husus değerledirilmeden yangın  tarihinin esas alınması hatalı olmuştur. Öte yandan;, davalı  ... yönünden açılan davanın hem hak düşürücü süre yönünden ve hem de  arabuluculuk şartı yerine getirilmediğinden reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır. Zira dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olup, başvurulmamış olması hâlinde davanın usulden reddine karar verilir, esasa girilmez. Dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Eğer dava şartlarında bir eksiklik bulunmaz ise o durumda esasa girilir,  hak düşürücü süre veya zamanaşımı konusunda bir karar verilir. Mahkemece, hem arabuluculuk yoluna başvurulmaması sebebiyle hem de hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle sonuçları farklı  çift gerekçeyle  reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır. Bu nedenlerle, mahkemece, yukarıda belirtilen hususlarda gerekli inceleme ve araştırma yapılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi için  davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının   kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esasına dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.08.02.2024<br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c6041395c7c7da1c","SID":"1cfe05fb62fa94df"}}