{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/996 <br>KARAR NO\t\t: 2024/252<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/08/2017 (Dava) - 06/07/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2017/940 Esas - 2021/607 Karar<br>DAVA\t\t: Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 08/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 08/02/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/07/2021 tarihli 2017/940 Esas ve 2021/607 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14/10/2015 tarihinde ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile seyri sırasında seyir halinde olan müvekkili ...'in idaresindeki ... plaka sayılı motosiklete çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında, müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, kazaya neden olan sürücü hakkında İzmir 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/7346 E. sayılı dava dosyası üzerinden yargılama yapıldığını,  ceza yargılaması esnasında alınan kusur bilirkişi raporuna göre ... plaka sayılı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin tedavisinin Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinde yapıldığını,  halen yatalak halde olan ve sadece gözleri ile iletişim kurmaya çalışan müvekkilinin bakımının ve tedavisinin devam ettiğini,  ağır derecede malul kalan, müvekkilinin hayatı boyunca bakıma muhtaç hale geldiğini, davalı sigorta şirketine yapılan yazılı başvuru sonucunda, sigorta şirketince 29/08/2016 tarihinde 258.296,00 TL. ( kalıcı ve geçici iş göremezlik tazminatı ) ödeme yapıldığını, ancak yapılan ödemenin müvekkilinde oluşan maluliyete karşılık gerçek zararını karşılamadığı ve yetersiz olduğunu, kazaya neden olan kusurlu aracın sigortacısının, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.2/b kapsamında sorumlu olduğunu,  davanın kabulüne,  fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile 100 TL, (bakiye kalıcı ve geçici iş göremezlik tazminatı ), 100 TL.  bakıcı gideri, 100 TL. tedavi gideri olmak  üzere toplam 300 TL. maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden kusuru oranında tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br> Davacılar vekili  21/09/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile; 35.136,05 TL bakıcı gideri ile 36.612,67 TL. tedavi giderinin olay tarihi olan 14/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden  alınıp davacılara ödenmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP :<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirkete usulüne uygun başvuruda bulunmadığını, bu sebeple davacının açmış olduğu davanın usulden reddinin gerektiğini,  müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur ve davacının zararı konularında bilirkişi tetkikatı yapılmasını ve bilirkişi raporlarının taraflarına tebliğini talep ettiğini, davacının maddi tazminat talebine konu kalemler net olmamakla tedavi ve geçici iş görmezlik gibi taleplerinin 6111 sayılı yasa uyarınca reddinin gerektiğini, yasa gereği davacının talep hakkının bulunmadığını, davacının bağlı bulunduğu sosyal güvenlik kurumunun tespit edilerek, mükerrer ödemeyi ve haksız zenginleşmeyi önlemek için kurum tarafından davacıya ödenen geçici iş görmezlik ödeneği ile maluliyet nedeni ile bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin sorulması gerektiğini,  zira davanın mahiyeti itibariyle öncelikle sosyal güvenlik kurumlarınca karşılanmayan zararların giderilmesine ilişkin olduğunu, bu davanın sonuna kadar, iş bu davada bekletici mesele yapılması gerektiğini, aksi bir uygulamanın sebepsiz zenginleşme ve mükerrer ödemeye mahal vereceğini, haksız eylem sonucu gerçekleşen gerçek zarar belirlenerek ona hükmedilmesinin gerektiğini,  gerçek zararın belirlenebilmesi için olay sebebiyle elde edilen kazanımların tazminat tutarından indirilmesi gerektiğini, özel yasaları gereği SSK, Bağ-kur Ve Emekli Sandığı kurumunun yaptıkları ödemeler sebebiyle rücu hakkının bulunduğunu, bu kurumlardan davacılara peşin sermaye değerli ödeme yapılıp yapılmadığının eğer ödeme yapılmışsa tazminattan düşülmesini talep ettiklerini, maluliyet sebebiyle uğranılan zarar talebinde öncelikle davacının bu kaza nedeni ile malul kaldığını, bu maluliyet sebebiyle meslekte kazanma güç kaybını ve bu kayıp nedeni ile uğradığı zararı ispat etmesi gerektiğini,  bunun için davacının mesleği, maluliyetten önceki ve sonraki gelir durumu ve tazminata etki edecek diğer faktörler tespit edilerek bilirkişi raporu hazırlanması gerektiğini, müvekkili şirketin faizden dava tarihinden itibaren sorumlu olduğunu, haksız olarak açılan işbu davanın reddine, davanın reddedilen kısmı açısından yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''....Davacı mirasçılarının geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı isteklerinin REDDİNE, Davacı mirasçılarının bakıcı gideri ve tedavi gideri isteğine ilişkin davasının KABULÜ ile; 35.136,05 TL bakıcı gideri, 36.612,67TL SGK’nun sorumluluğunda olmayan tedavi gideri olmak üzere toplam\t71.748,72 maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 04.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı mirasçılara verilmesine....'' şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerekçeli karar da her ne kadar ...  asil davacı olarak yer almış olsa da iş bu hususun yerinde olmadığını, zira ... 14/01/2003  doğum tarihli olması sebebi ile adına \"velayeten\" hüküm kurulması gerektiğini, yani davacı olarak ...'e velayeten ... şeklinde hüküm tesis edilmesi gerektiğini, bu durum hükmün icrası açısından da önem arz etmekte olup düzeltilmesini talep ettiklerini, trafik kazası tespit tutanağı bilgilerinin eksiksiz ve doğru bir şekilde doldurulması, asli, tali veya diğer kusur durumları ile yeterli incelemeyle tespit edilmesi gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere müteveffa davacının kusuru bulunması halinde hesaplanacak tazminattan müterafik kusurun tenzili gerektiğini, işbu nedenle bu hususun da araştırılması gerektiğini, müterafik kusur indiriminin mahkeme tarafından re’sen gözetilmesi gereken indirim sebeplerinden olduğunu, Ankara Trafik İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilen kusur raporunda yer alan tespitlerin  yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, maddi tazminat hesabı için tanzim ettirilen bilirkişi raporlarına karşı beyanlarında da iş bu hususa değinilerek itiraz edilmiş olsa da dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, her durumda davanın kabulüne karar verilmesi halinde dahi müvekkili şirketin asıl alacak ve dava masrafları açısından poliçe limiti sınırlı olarak sorumlu tutulması gerektiğini, kaldı ki belirtildiği üzere müvekkili şirket tarafından yargılama öncesinde davacı yana ödeme gerçekleştirilmiş olup sorumluluğunun sona erdiğini, bir diğer husus olarak davacı yan dava dilekçesinde talep edilen miktar  toplam 300 TL, ıslah edilen miktar yönünden de temerrüt tarihi olan 04.08.2017 tarihinden itibaren  faiz işletilmesi hükmüne itiraz ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile dava dilekçesinde talep edilen tutara temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilecek olsa da ıslah edilen miktar bakımından ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini,  davacının dava konusu kaza nedeniyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, reddedilen geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı yönünden müvekkili şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olup iş bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, iş bu alacak kalemleri yönünden müvekkili şirket  yargılamaya sebebiyet vermemiş olup reddedilen kısım açısından lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesini talep ettiklerini, yerleşik içtihatlara aykırı hüküm kurmaya elverişli olmayan eksik ve hatalı raporların hükme esas alınarak eksik ve hatalı karar verildiğini belirterek  kararın itiraz sebepleri doğrultusunda ortadan  kaldırılmasını; yargılama gideri ve vekalet ücreti masraflarının karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava,  trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, bakıcı ücreti ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerine ilişkin maddi tazminatın karşı  araç ZMMS sigortacısından tahsiline ilişkin tazminat  davasıdır.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; davacı ...'in 13/03/2018 tarihinde yargılama sırasında vefatı ile mirasçılarının husumet ehliyetinin bulunduğu; davacı ...'in doğum tarihi 14/01/2003 olup, karar tarihi olan 06/07/2021 tarihi itibarı ile adı geçen davacının artık reşit olması sebebi ile davalının\"davacı olarak ...'e velayeten ... şeklinde hüküm tesis edilmesi gerektiği\" yönündeki itirazın yerinde olmadığı; diğer taraftan dosya kapsamına, olayın oluşuna, kaza tespit tutanağına, ATK kusur raporunda 1. hale göre sigortalı aracın %100 kusurlu olduğu, müterafik kusur durumunun (kaskın takılı olmasının veya olmamasının) kusur oranına etki eden bir husus olmadığı, mahkemece kabul edilen kusur oranının İzmir 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/346 Esas sayılı dosyasında  trafik uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen kusur raporunda tespit edilen kusur oranı ile uyumlu olduğu, Dairemizce de bu tespitin yerinde kabul edildiği; dosya kapsamında kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine düzenlenen maluliyet raporunda olduğu gibi diğer maluliyet raporlarında da davacı (müteveffa) nın maluliyet oranının %100 olduğu;  SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ve bakıcı ücretinin teminat kapsamında olduğu; her ne kadar Mahkemece \"davalı sigorta şirketinin yasal cevap verme süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde müteveffa davacı ...’in kask takmadığı ve bu  nedenle müterafik kusuru bulunduğu yönünde bir savunması olmadığı\" belirtilmiş ise de, müterafik kusur hususunun  mahkemece resen gözetilmesi gerektiği, bu nedenle  süresi içerisinde cevap dilekçesi ile ileri sürülmesine gerek bulunmasa da, kaza tespit tutanağında davacının kask takmadığı yönünde bir tespitin bulunmadığı, dosya kapsamında da bu hususta bilgi ve belgenin bulunmadığı; SGK'nın cevabi yazısına göre davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı dosya kapsamına göre hesaplanan tazminattan mahsubu gereken ödemenin bulunmadığının anlaşıldığı; dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olması ve bu nedenle dava tarihi itibariyle tüm alacak için zamanaşımının kesilmiş olmasına göre ıslaha dair zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı  anlaşılmakla, belirtilen nedenler ile davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HMK'nın 326. maddesinde\"<br>(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.<br>(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.<br>(3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi \" (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.<br>(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.<br>(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.<br>(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.\" hükmünü içermektedir.<br>Yukarıda belirtilen yasal düzenlemelere göre davacının geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı mahkemece reddedildiğinden, yargılama gideri olarak davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde Mahkemece hükmün (7) bendinde \"Dava açılmasına sebebiyet veren davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına.\" şeklinde  hüküm kurulmuş olması hatalı olmuştur.<br>Davacı dava dilekçesinde 100,00 TL kalıcı-geçici işgöremezlik tazminatı talep etmiş,  bu kalem tazminata ilişkin istemlerini de arttırmadığına göre, davacının talebi nazara alınarak reddedilen tutara göre davalı lehine100,00 TL vekalet ücreti takdir edilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, davalı vekilinin bu yönden  itirazının kabulü ile kararın kaldırılması gerekmiştir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/07/2021 tarihli, 2017/940 Esas ve 2021/607 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>\"a-Davacıların geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı isteklerinin REDDİNE,<br>b- Davacıların bakıcı gideri ve tedavi gideri isteğine ilişkin davasının KABULÜ ile;35.136,05 TL bakıcı gideri, 36.612,67TL SGK’nun sorumluluğunda olmayan tedavi gideri olmak üzere toplam \t71.748,72 maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 04.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı mirasçılara verilmesine, <br>c-Kabul edilen miktar üzerinden hesaplanmış olan 4.901,15 TL nispi harca, peşin alınan ve ıslahla tamamlanan 275,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.625,37 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak hazine’ ye gelir kaydına,<br>ç-Davacı tarafın yaptığı ve karşıladığı 4,60 TL vekalet suret harcı, 31,40 TL başvuru harcı, 275,78 TL peşin alınan ve ıslahla tamamlanan harç, 510,00 TL davetiye ve posta gideri, 1.200,00 TL maluliyet raporu ücreti, 1.200,00 TL hesap raporu bilirkişi heyeti ücreti olmak üzere toplam 3.221,78 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı mirasçılara verilmesine,<br>d-Davalı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>e-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 10.127,33 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacılara verilmesine,<br>f-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 100,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,<br>g-HMK.nun 333.maddesi uyarınca davacılar yatırılan gider avansının, davalı tarafından yatırılan delil avansının varsa sarf edilmeyen kısmının  karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine\"<br>ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>2-Davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle REDDİNE,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA; istinaf başvurusu sırasında davalıdan alınan  istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,<br>4-İstinaf incelemesi esnasında davalı tarafça yapılan 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 22,00-TLe-tebligat masrafı olmak üzere toplam 184,10-TL  yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 08/02/2024<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"516bd4cc7746593c","SID":"5d8666dd4d4b065f"}}