{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1667 <br>KARAR NO: 2024/332 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 24/05/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2018/908 Esas - 2021/367 Karar <br>DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) <br>BİRLEŞEN 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ' NİN <br>2018/1042 ESAS 2019/166 KARAR SAYILI DOSYASI: <br>DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ: 22/02/2024 <br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH: 26/02/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>ASIL DAVADA İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... ile davalı ... - Gültepe Şubesi arasında 50.000,00 TL bedelli “Kredi ve Rehin Sözleşmesi ” imzalandığını, ancak bu sözleşmenin îst. Emniyet Müd. Üsküdar İlçe Trafik Şubesi ’nde ... adına kayıtlı olan ... plakalı araç üzerine 04.12.2006 tarihli “Menkul Mal Muhafaza Sözleşmesi ” hükümlerine göre imzalandığını, Sözleşme üzerinde davacı ...'nin imzasının bulunduğunu, davalı bankanın dava dışı ... A.Ş 'den alamadığı alacağını sözleşmede kefalet imzası bulunan davacıdan tahsil ettiğini, Borçlar Kanunu'nun Kefalet Müessesesi gereğince kefalet sorumluluğu yerine getirildiğinde, sorumluluğu yerine getiren kefilin rehinden dolayı halefıyet hakkının doğacağını, davalı bankanın ... plakalı araç üzerine rehin tesis ettiğine ilişkin 20.01.2009 tarihli yazıyı Trafik Şube Müdürlüğünden alarak cevabi teyit yazısını davacıya verdiğini, dava dışı ... A. Ş. 'nin SGK nezdinde oluşan borcundan dolayı rehinli aracın SGK tarafından haczedilerek ihale yoluyla 20.200,00 TL bedelle satıldığını, söz konusu ihaleden davacının herhangi bir bilgisinin bulunmadığı gibi konuya ilişkin herhangi bir tebligat da yapılmadığını, davalı bankanın fiili sebebiyle hak sahibi davacının hakkını almaktan mahrum bırakıldığını, TBK'nun Kefalet hükümleri gereğince davalı bankanın davacıya karşı sorumlu olduğunu, halefıyetin ... plakalı araç üzerine konulmuş 50.000,00 TL'lık rehin senedi tutarı ile sınırlı olduğunu, davacının satış tarihi itibariyle kanuni faizi ile birlikte söz konusu bedeli davalıdan talep edebileceğini, ancak satış tarihinde ikinci el konumunda olan aracın gerçek değerinin bilinmediğini, belirterek minimum değer 20.200,00 TL kabul edilmek üzere tazminat miktarının tespit edilerek davalı ... A Ş.’nin davacı ...’den tahsil etmiş olduğu tutarın işletilmiş ve işletilecek faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>SAVUNMA VE KARŞI TALEP: Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın doğrudan tüzel kişiliği bulunmayan banka şubesine yöneltildiğini, usulüne uygun olarak davacı tarafa mehil verilerek davanın esasına girilmeden reddedilmesi gerektiğini, şubenin taraf ehliyetinin bulunmadığını, bu hususta Yargıtay kararının bulunduğunu, alacak isteminin muaccel olunan tarihi ile tazminat isteminin ileri sürüldüğü tarih aralığına bakıldığında talebe konu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının öğrenme tarihinin esas alınmasının da hukuka uygun bir başlangıç tarihi olmayacağını, zira zamanaşımının alacağın muaccel olduğu anda işlemeye başlayacağını, dolayısıyla talebin reddinin gerektiğini, müvekkili banka ile davacı arasında imzalanan 19.01.2009 tarihli Borç Tasfiye Sözleşmesi hükümlerine göre dilekçe konusu ... plakalı araç da dahil olmak üzere alacağa bağlı teminatların davacı tarafa devredildiğini, rehin şerhinden kaynaklı hakların da devir ve temlik edildiğini, dolayısıyla müvekkil bankanın herhangi bir hak ve alacağının kalmadığını, rehin kaydının da kaldırıldığını, müvekkil bankanın protokol gereğini yerine getirdiğini, rehnin kaldırıldığına ilişkin yazının ilgililer tarafından trafik tescil bürosuna verilmemiş olması halinde sorumluluğun davalı bankaya yüklenemeyeceğini, belirterek haksız ve hukuka aykırı açıldığı iddia edilen davanın reddini talep etmiştir. <br>SAVUNMA VE KARŞI TALEP: İhbar olunan SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... A.Ş. ’nin takibe konu edilen prim borçları sebebiyle müvekkil kurumca ... plakalı aracın haczedilerek muhafaza altına alındığını, 23.07.2013 tarihinde açık arttırma yoluyla 20.200,00 TL bedelle satıldığını, satışın kesinleştiğini, masraflar düşüldükten sonra kalan 15.176,56 TL'nin işverenin prim borcundan düşüldüğünü, Satış işleminden önce plakaya ait mahrumiyet bilgilerinde rehin hakkı bulunduğu görülen ...'nden 28.11.2006 tarihli rehin alacağının devam edip etmediği ve satışa muvafakat verilip verilmediğinin sorulduğunu ve devam eden rehin şerhinin olmadığının 01.02.2013 81 tarih ve sayılı yazıdan anlaşıldığını, bundan dolayı davacıya herhangi bir ödeme yapılamayacağının bildirildiğim, davacının iddia ettiği hakkın varlığı sabit görülse dahi müvekkil Sgk'nın araç üzerinde rehin hakkı bulunan davalı bankanın rehninın devam edip etmediğini araştırdığını ve davacının uğramış olduğunu iddia ettiği hak kaybına sebebiyet vermediğini, belirterek müvekkili kurum Sgk açısından davanın reddini talep etmiştir. <br>BİRLEŞEN DAVADA İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davalı banka şubesi tarafından ... A.Ş.ne kullandırılan kredinin, kredi borçlusu tarafından ödenmemesi nedeniyle kredi sözleşmesinde kefil görünen müvekkilinin 19/01/2009 tarihinde borç tasfiye protokolüne istinaden davalı bankaya tamamen ödediğini, kefil olan müvekkilinin yapılan ödemelerle oranlı olarak alacaklının alacaklarına ve alacakların teminatlarına aynı şekilde kullanılmasına halef olduğunu, ... Plakalı aracın dava dışı ... A.Ş.nin mülkiyetinde olduğunu, üzerinde taşınır rehni bulunduğunu, müvekkiline herhangi bir tebligat yapılmaksızın adı geçen şirketin borcundan dolayı İstanbul Anadolu ...İcra Müd. ... E.sayılı icra dosyası üzerinden açık artırma sureti ile satıldığını, kefalet müessesesi alacaklı davalının alacağının devrini ve teminatları usullerine uygun biçimde halef kefile gereklerinin yapılabilmesi anlamında teslimini amir olduğunu ancak  davalı alacaklının kanuni gerekleri tam ve yerine getirmediğini müvekkilinin ödediği miktarı borçlu veya teminatlarından tahsile olanak bulumadığını ve zarar girdiğini belirterek, fazlaya ve her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.500,00 TL nin 19/01/2009 tarihinden işleyecek ticari temerrüd faizi yürütülerek tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMA VE KARŞI TALEP: Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki  sözleşme ilişkisinden kaynaklanan tazminat istemli davanın doğrudan tüzel kişiliği bulunmayan Banka Şubesine yöneltilerek açıldığını,  davalı olarak banka şubesi davalı taraf olarak gösterildiğini,   davanın doğrudan Banka'ya karşı açılması gerekirken taraf ehliyeti olmayan Şube aleyhine açılmasının hatalı olup bu minvalde davanın esasına girilmeden usulden reddi ve/veya davacı tarafa mehil verilerek usulüne uygun taraf teşkilinin sağlanması gerektiğini, davacı tarafça sözleşmeden kaynaklanan tazminat isteminin zamanaşımına uğradığını, müvekkili bankanın ... A.Ş.’den olan alacağının müşterek müteselsil kefil sıfatı ile davacı tarafından  ödenmesine istinaden davalı banka ile davacı arasında imzalanan 19.01.2009 tarihli Borç Tasfiye Sözleşmesi Hükümlerine göre; dilekçe konusu ... plaka sayılı araç da dahil olmak üzere alacağa bağlı teminatlar davacı tarafa devredildiğini, ... plaka sayılı araç üzerindeki rehin şerhinden kaynaklanan tüm hakların davacı tarafa devir ve temlik edildiğini, müvekkili bankanın herhangi bir hak ve alacağının kalmadığı, davalı banka adına tesis olunan rehin kaydının kaldırılarak davacı adına şerh edilmesi hususunun ilgili yerlere teslim edilmesi için 22/01/2009 tarihli yazı ile Av. ...'e teslim edildiğini, müvekkili bankanın porotokol gereğini yerine getirdiğini, müvekkili bankanın sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir husus bulunmadığından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde açılmış olan işbu davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 24/05/2021 tarih ve 2018/908 Esas - 2021/367 Karar sayılı kararı ile; \" Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde asıl davanın; Dava dışı ... ile davalı ... - Gültepe Şubesi arasında 50.000,00 TL bedelli “Kredi ve Rehin Sözleşmesinin îst. Emniyet Müd. Üsküdar İlçe Trafik Şubesi ’nde ... adına kayıtlı olan ... plakalı araç üzerine 04.12.2006 tarihli “Menkul Mal Muhafaza Sözleşmesi ” hükümlerine göre imzalanması, davalı bankanın dava dışı ... A.Ş 'den alamadığı alacağını sözleşmede kefalet imzası bulunan davacıdan tahsil etmesi sonucunda kefilin rehinden dolayı halefıyet hakkı alacağının dava dışı ... A. Ş. 'nin SGK nezdinde oluşan borcundan dolayı rehinli aracın SGK tarafından prim alacağından dolayı haczedilerek ihale yoluyla 20.200,00 TL bedelle satılmasından davacının borcu ödeyip  rehinli araç bedelinden rücua tabi alacak hakkını almaktan mahrum kaldığı alacağın tahsili davasıdır. Birleşen davanın; Davalı banka şubesi tarafından ... A.Ş.ne kullandırılan kredinin, kredi borçlusu tarafından ödenmemesi nedeniyle kredi sözleşmesinde kefil görünen davacının 19/01/2009 tarihinde borç tasfiye protokolüne istinaden davalı bankaya ödeme yaparak, kefil olan davacının dava dışı ... A.Ş.nin mülkiyetinde olan ... Plakalı aracın asıl borçlu şirketin borcundan dolayı İstanbul Anadolu ...İcra Müd. ... E.sayılı icra dosyası üzerinden açık artırma sureti ile satılması, kefalet müessesesi alacaklı davalının alacağının devrini ve teminatları usullerine uygun biçimde halef kefile gereklerinin yapılabilmesi anlamında teslimini amir olduğu ancak  davalı alacaklının kanuni gerekleri tam ve yerine getirmediğinden davacının ödediği miktarı borçlu veya teminatlarından tahsile olanak bulunmadığından şimdilik 15.500,00 TL nin 19/01/2009 tarihinden işleyecek ticari temerrüd faizi yürütülerek tahsili talepli davadır.<br>Deliller; Dosya Mevcudu, Bilirkişi İncelemesi. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin Birleştirme Kararı ile 2018/1042 Esas Sayılı dosyasından davacı bbb vekilinin talebi üzerine verilen 27.02.2019 tarih ve 2019/166 nolu Kararda “HMK 166. Maddesi uyarınca mahkememiz dosyasının İstanbul IH. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/908 Esas Sayılı dosyası ile birleştirilerek esasın bu şekilde kapatılmasına” karar verilmiş ve dosyanın Mahkememiz esası ile birleştirilerek davanın bu dosya üzerinden görülmesine başlanmıştır. Mahkememiz dosyasından 15/01/2020 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. SGK Başkanlığı Beşiktaş Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından İstanbul Sosyal Güvenli İl Müdürlüğü İcra Satış Birimine gönderilen 26.03.2013 tarihli yazıda; “... A.Ş. 'nin 29.03.2013 tarihi itibariyle 70.083,90 TL borcunun bulunduğu, bundan dolayı aracın satış işlemlerinin yapılması gerektiği\" talimatı verilmiştir. Davalı ...-Gültepe Şubesi tarafından Sgk Başkanlığına gönderilen 01.02.2013/81 tarih ve sayılı yazıda; “... A.Ş. firmasına ait şubemiz üzerinde devam eden bir rehin şerhinin bulunmadığı, ” bilgisi verilmiştir. Sgk Başkanlığı tarafından düzenlenen 12.06.2013 tarihli Haciz Tutanağında; “... plakalı aracın haczedilerek yediemine teslim edildiği” anlaşılmıştır. Yine Sgk Başkanlığı tarafından düzenlenen “Menkul Mal Satış İlanı” ile söz konusu aracın 15,000,00 TL muhammen bedel ile satışa çıkarıldığı ilan edilmiş, aynı kurumun 23.07.2013 tarihli “Satış Tutanağı” İle araç 20.200,00 TL bedelle satılarak gerekli tescil işlemlerinin yapılması için ilgili birimlere bilgi verilmiştir. Davacı ... tarafından konuya ilişkin olarak Sgk İstanbul İcra Satış Birimine yapılan 03.08.2018 tarihli İtirazda; “Aracın ... Gültepe Şubesi lehine 28.11.2008 tarihli olarak rehinli olduğu ve satılamayacağı, bankanın 22.01.2009 tarihli temlikname ile hakkını ...'ye temlik ettiğini, kefaletten doğan halefıyet sebebiyle alınan temlikin trafik kaydına tescil edildiğini, rehin hakkı bedelinin 50.000,00 TL olduğunu, satış bedelinin ödenmesinde rehin sahibinin hakkının Sgk alacağından önce geldiğini, bedelin tahsil tarihinden itibaren işlemiş kanuni faizi ile birlikte ...'ye ödenmesi gerekliğini,\" belirten bir yazı gönderilmiştir. Konuya ilişkin Sgk tarafından gönderilen 17.08.2018 tarihli cevabi yazıda; “Satış işleminden önce ... Gültepe Şubesi 'ne rehin miktarı ve satışa muvafakat verilip verilmediğinin sorulduğu, ... A.Ş. 'ne ait şube üzerinde devam eden bir rehin şerhi bulunmadığının bildirilmesi üzerine ...’ye bir ödeme yapılamadığı, ” bilgisi verilmiştir. Söz konusu yazı, adı geçen kurum tarafından İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesine de gönderilmiştir. Taraflar (davalı) ... A.Ş. ile (davacı) ... arasında 19.01.2009 tarihli “Borç Tasfiye Protokolü” imzalanmış olduğu, protokolün 2 sayfada toplam 5 maddeden oluştuğu görülmektedir. Söz konusu protokolün konusunun; “... A.Ş. -Gültepe Şubesi kanuni takip borçlularından ... A.Ş. ’ne kullandırılan kredilerden kaynaklı alacağın müşterek borçlu müteselsil kefillerden ... tarafından ödenmiş olmasına binaen BK 496. Maddesinin uygulanması ve anılan madde ile devam eden maddeler kapsamında alacağa bağlı olan teminatların sulh anlaşmasını ” içermekte olup davacı ...’nin ... A.Ş. -Gültepe Şubesi’ne borcu bulunan dava dışı ... A.Ş.’ne ait borcu müteselsil kefil sıfatıyla ödemiş olduğunu doğrulamaktadır. Borcun Ödenmesinin bir sonucu olarak o dönemde geçerli olan 818 Sayılı eski BK 496. Maddesinin işletilerek kefilin ödediği miktar nispetinde alacaklı bankanın haklarına halef olacağı ve protokolde yazılı olan teminatları devralacağına ilişkin mutabakata varılmış olduğu anlaşılmaktadır. Davalı ... A.Ş. ile davacı ... arasında imzalanan 19.01.2009 tarihli Borç Tasfiye Protokolü gereğince, davalı bankanın dava dışı ... A.Ş.’den olan alacağının kefil sıfatı ile davacı ... tarafından ödendiğinin anlaşıldığı, borcun Ödenmesi neticesinde davacının davalı bankaya ait alacaklara halef olduğu, bu doğrultuda protokolün imzalanma tarihi itibariyle geçerli olan 818 Sayılı (eski) Türk Borçlar Kanunu 'nun 496. Maddesi gereğince Kefalet hükümlerinin işletilebileceği, Mahkememizin 09/03/2020 tarihli duruşmasında tarafların bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmesi için dosyanın bilirkişiye tevdi ile ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, bilirkişi tarafından hazırlanan ek rapor 28/12/2020 tarihinde mahkememize sunulmuştur. Davalı bankanın şubesi tarafından trafik siciline gönderildiği iddia edilen yazı dava dosyasında mevcut olmadığı, davalı bankanın cevap dilekçesinde sözünü ettiği \"...davalı banka adına tesis olunan rehin kaydının kaldırılarak davacı ... adına şerh edilmesi hususu, Üsküdar Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğü Trajik Tescil Büro Amirliğine 22.01.2009 tarihli yazı ile Trajik Tescil Büro Amirliğine teslim edilmiştir. ” İfadesinde geçen 22.01.2009 tarihli herhangi bir yazı tarafımızca görülmemiştir. Nitekim ifadenin devamında, “...yazının teslim edilen ilgililer tarafından Trafik Tescil Büro Amirliğine verilmemiş olması halinde sorumluluğun ilgili şahıslara ait olduğu ve davalı bankaya bu noktada hiçbir sorumluluk yüklenemeyeceğinin kabulü gerekir. ’’ Denmektedir. Bu ifadeler, yazının söz konusu Amirliğe ulaşmadığına (veya kaybolduğuna) işaret etmektedir. Nitekim Üsküdar Kaymakamlığı - İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından sayın Mahkemenin yazdığı müzekkereye verilen 19.03.2019 tarihli cevap yazısında aracın davacı adına tescil edilmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, yazının adı geçen Amirliğe ulaşması ve aracın davacı ... adına tescilinin sağlanması davalı bankanın sorumluluğunda olduğu anlaşılmıştır. İhbar edilen kurum vekili tarafından dava dosyasına sunulan tüm dilekçe ve deliller tarafımızca kök raporda incelenmiş olup, davalı bankanın şubesi tarafından trafik siciline gönderildiği iddia edilen yazı ise dava dosyasında mevcut değildir. Davalı banka tarafından SGK’na gönderilen 01,02.2013 tarihli yazıda ise “... Plakalı araçla ilgili olarak ... firmasına ait şubemiz üzerinde devam eden bir rehin şerhi bulunmamaktadır. ” İfadelerine yer verilmiştir. Bu ifade sonucunda İhbar Olunan SGK Kurumu, tescilin gerçekleşmesi halinde davacıya ait olması gereken söz konusu aracı haczederek satışını gerçekleştirmiş ve dava dışı ... şirketinin kurum nezdinde bulunan sigorta borçlarına mahsup etmiş olup davalı bankanın cevap dilekçesinde sözünü ettiği \"...davalı banka adına tesis olunan rehin kaydının kaldırılarak davacı ... adına şerh edilmesi hususu, Üsküdar Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Büro Amirliğine 22.01.2009 tarihli yazı ile Trajik Tescil Büro Amirliğine teslim edilmiştir. ” İfadesinde geçen 22.01.2009 tarihli herhangi bir yazı tarafımızca görülmemiştir. Nitekim ifadenin devamında, “...yazının teslim edilen ilgililer tarafından Trafik Tescil Büro Amirliğine verilmemiş olması halinde sorumluluğun ilgili şahıslara ait olduğu ve davalı bankaya bu noktada hiçbir sorumluluk yüklenemeyeceğinin kabulü gerekir. ” Denmektedir. Bu ifadeler, yazının söz konusu Amirliğe ulaşmadığına işaret etmekte olduğu, dolayısıyla yazının adı geçen Amirliğe ulaşması ve aracın davacı ... adına tescilinin sağlanması davalı bankanın sorumluluğunda olduğu bilirkişi tarafından bildirilmiş ise de Davalı banka şubesi tarafından ... A.Ş.ne kullandırılan kredinin, kredi borçlusu kefil davacı tarafından ödenmemesi nedeniyle davalı ... A.Ş. ile davacı ... arasında imzalanan 19.01.2009 tarihli Borç Tasfiye Protokolü gereğince davalı bankanın dava dışı ... A.Ş.’den olan alacağının kefil sıfatı ile davacı ... tarafından ödenmesi sonucunda, davalı banka tarafından SGK’na gönderilen 01.02.2013 tarihli yazıda “... Plakalı araçla ilgili olarak ... firmasına ait şubemiz üzerinde devam eden bir rehin şerhi bulunmamaktadır.” ifadelerinin yer aldığı, bu ifade sonucunda İhbar olunan SGK Kurumunun söz konusu aracı haczederek satışını gerçekleştirip dava dışı ... şirketinin kurum nezdinde bulunan sigorta borçlarına mahsup etmesinde davalıların kötü niyetinden bahsedilemeyeceği, bu nedenle davalıların kusurunun söz konusu olamayacağı dosyamız arasına alınan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda anlaşıldığından asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesi gerekmiştir. \" gerekçeleri ile; \" 1-Davanın reddine, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın sebep ve kapsamının tespitinin yanlış olduğunu, Davanın birleşik bir dava olduğunu, esas ve birleşen davanın taraflarının, dava sebep ve hukuki dayanağının aynı olduğunu, 818 ve 6098 sayılı yek diğerini yürürlükten kaldıran  Türk Borçlar Kanunları' nın ilgili ve zamanla mukayyet uygulanmaları gereken hükümlerine, rekabet hukuku esaslarına aykırı uygulamaların söz konusu olduğunu, Davaların esasının kefaletin akdinden doğan ve edimini yerine ettiren kefilin halefiyet haklarının kullanıma olanak verilmemesinin sonuçları hakkında olduğunu, Dava Dışı ... A.Ş. ile davalı arasında \"İMZALANMIŞ VE UYGULANMIŞ TEMERRÜDE UĞRAMIŞ  Kredi Sözleşmesi' GEREĞİ Davacı ...'nin Davalı ile 19.01.2009 Tarihli Borç Tasfiye protokolu Başlıklı yaptığı Sulh anlaşmasına aykırı Hareketler ve sonuçlarının yargılama talep ve konusu olduğunu, Niha-i kararda dava sebep ve kapsamının tespitinde yanlışlık olduğunu, esas ve birleşen davada taraf iddia ve savunmalarının eksik değerlendirilmiş olduğunu, Davanın sadece ... Plaka sayılı aracın icra yolu ile  satışına indirgendiğini, dava sebep ve kapsamının göz ardı edildiğini, Davanın birleşik dava olup birleşen dava hakkında karar verilmemiş olduğunu, esas davanın nihai kararla bitirildiğini, birleşen davanın derdest gözükmekte olduğunu, Esas davada bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, rapor tespiti dışında, tam aksi yönde, inceleme yapılmadan sebep gösterilmeden karar oluşturulmuş olduğunu, “... A.Ş. firmasına ait şubemiz üzerinde devam eden bir rehin şerhinin bulunmadığı,\" beyanının davalı bankanın beyanı olduğunu, satışın yapılmasına davacının hakkının kaybolmasına sebep olduğunu, Davalı Bankanın \" Nitekim ifadenin devamında, “...yazının teslim edilen ilgililer tarafından Trafik Tescil Büro Amirliğine verilmemiş olması halinde sorumluluğun ilgili şahıslara ait olduğu ve davalı bankaya bu noktada hiçbir sorumluluk yüklenemeyeceğinin kabulü gerekir.\" şeklindeki cevabı yazısı ile açıklamasının, kendi personelinin işlediği kusura sahip çıkmaması olup cevabın hukuk dışı olduğunu, Mahkemenin hukuk dışı kabulde bulunduğunu, Davalı Bankanın \"sorumluluğunu\" kusurlu olana rücu hakkının daima var olduğunu, kararda davalıların kusurunun bulunmaması ibaresi ile SGK'nın kast edildiğinin anlaşılmakta olduğunu, SGK' nın esas davada davalı değil ihbar edilen olduğunu ve hakkında hüküm kurulamayacağını beyanla; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/908 Esas- 2021/367 Karar sayılı ve 24/05/2021Tarihli birleşik davanın reddi kararının istinafen incelenerek kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava ve birleşen dava; davalı banka ile dava dışı asıl borçlu ... A.Ş. arasında akdedilen kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılan kredilerden kaynaklı borcun asıl borçlu tarafından ödenmemesi ve davacı müteselsil kefil tarafından ödenmesi üzerine davacı ve davalı arasında akdedilen borç tasfiye protokolüne davalı bankanın aykırı davrandığı iddiası ile  uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Asıl davada ve birleşen davada davacı vekili, davacının müteselsil kefil olduğu dava dışı asıl borçlu ... A.Ş.'nin davalıya kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçlarını ödediğini ve taraflar arasında 19/01/2009 tarihli borç tasfiye protokolü akdedildiğini, bu protokol gereğince ve kefilin ödediği miktar kadar alacaklıya halef olduğunu, protokolde belirtilen alacakların teminatları ile birlikte davacı kefile temlik edildiğini, tasfiye protokolüne ve özen gösterme borcuna aykırı davranmak suretiyle alacağın teminatı olan ... plakalı araç ve ... plakalı araç üzerindeki rehinin devamı için üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, araçların asıl borçlunun dava dışı alacaklıları tarafından cebri icra yolu ile satışa çıkarıldığını ve satıldığını, davacının alacağının tahsilini güçleştiği ve zarara uğradığı, bu sebeple asıl davada ve birleşen davada davacının uğradığı zararın tespit edilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ayrıca kısmi ıslah dilekçesi sunmak suretiyle kısmi davasını belirsiz alacak davasına dönüştürdüğünü ve tasfiye protokolü kapsamındaki tüm teminatların verilmediği iddiası ile zarar tazmini talebinde bulunmuştur. Asıl davada ve birleşen davada davalı vekili, davalı banka şubesinin davada pasif husumetinin bulunmadığını, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, dava konusu araçlar üzerindeki rehnin davacı lehine devam ettiğine ilişkin Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Büro Amirliği'ne ve Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Büro Amirliği'ne hitaben yazılan yazıların ilgili kurumlara teslimi için Av. ...'e teslim edildiğini, tasfiye protokolü gereğince üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirildiğini, bu sebeple asıl davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından davada davalı banka şubesinin pasif husumeti bulunmadığı ve davanın pasif husumet ehliyeti eksikliğinden reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de; davanın şubeye yönetilmesinin maddi hata niteliğinde olduğu ve davalı vekili tarafından ... Bankası A.Ş. Adına cevap dilekçesi ve vekaletname sunulmakla taraf teşkilinin sağlandığı anlaşılmakla davanın pasif husumet eksikliğinden reddine karar verilmesi savunmasına itibar edilmemiştir. 6098 Sayılı TBK'nın 592. maddesi; \"Alacaklı, kefalet sırasında var olan veya daha sonra asıl borçludan alacağın özel güvencesi olmak üzere elde ettiği rehin haklarını, güvenceyi ve rüçhan haklarını kefilin zararına olarak azaltırsa, zararın daha az olduğu alacaklı tarafından ispat edilmedikçe, kefilin sorumluluğu da buna uygun düşen bir miktarda azalır. Kefilin fazladan ödediği miktarın geri verilmesini isteme hakkı saklıdır. Çalışanlara kefalet hâlinde alacaklı, çalışanlar üzerinde yükümlü olduğu gözetimi ihmal eder veya kendisinden beklenebilen özeni göstermezse ve borç da bu sebeple doğmuş ya da bu özeni göstermesi hâlinde ulaşamayacağı ölçüde artmış olursa, bu borcu veya borcun artan kısmını kefilden isteyemez. Alacaklı, borcu ödeyen kefile haklarını kullanmasına yarayabilecek borç senetlerini teslim etmek ve gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür. Alacaklı, kefalet sırasında var olan veya asıl borçlu tarafından alacak için sonradan sağlanan rehinleri ve diğer güvenceleri de kefile teslim etmek veya bunların devri için gerekli işlemleri yapmak zorundadır. Alacaklının, diğer alacakları sebebiyle sahip olduğu rehin ve hapis hakları, kefilin haklarından sıraca önce geldikleri ölçüde saklıdır. Alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmez, ağır kusuruyla mevcut belgeleri veya rehinleri ya da sorumlu olduğu diğer güvenceleri elinden çıkarırsa, kefil borcundan kurtulur. Bu durumda kefil, ödediğinin geri verilmesini ve varsa ek zararının giderilmesini isteyebilir.\" hükmünü, 6098 Sayılı TBK'nın 596. Maddesi \"Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olur. Kefil, bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir.  Kefil, aksi kararlaştırılmamışsa, rehin hakları ile aynı alacak için sağlanmış diğer güvencelerden sadece kefalet anında var olan veya bizzat asıl borçlu tarafından, sonradan özellikle bu alacak için verilmiş bulunanlara halef olur. Alacaklıya kısmen ifada bulunan kefil, rehin hakkının sadece bunu karşılayan kısmına halef olur. Alacaklının rehin konusu üzerinde geriye kalan alacak hakkı, kefilin rehin hakkından ön sırada gelir. Kefil ile asıl borçlu arasındaki hukuki ilişkiden doğan istem ve def'iler saklıdır. Bir alacağın güvencesini oluşturan rehin paraya çevrildiği veya borç rehin veren malik tarafından ödendiği takdirde malik, kefile karşı rücu hakkını, ancak kefil ile kendisi arasında böyle bir anlaşma varsa ya da rehin sonradan bir üçüncü kişi tarafından verilmişse kullanabilir. Kefilin rücu hakkına ilişkin zamanaşımı, kefilin alacaklıya ifada bulunduğu anda işlemeye başlar. Kefil, dava hakkı vermeyen veya yanılma ya da ehliyetsizlik sebebiyle asıl borçluyu bağlamayan bir borç için ödemede bulunduğu takdirde, asıl borçluya karşı rücu hakkına sahip değildir. Ancak, kefil zamanaşımına uğramış bir asıl borçtan sorumlu olmayı borçlunun vekili sıfatıyla üstlenmişse asıl borçlu, ona karşı vekâlet sözleşmesi hükümleri uyarınca sorumlu olur.\" hükmünü içermektedir. Taraflar arasında; davacının müteselsil kefil olduğu dava dışı asıl borçlu ... A.Ş.'nin davalıya kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçlarını davalıya ödediğine, taraflar arasında 19/01/2009 tarihli borç tasfiye protokolü akdedildiğine ve protokolde belirtilen alacakların teminatları ile birlikte davacıya temlik edildiğine ilişkin bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf; davalı bankanın protokol kapsamında belirlenen yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, getirmemiş olması halinde davacı kefilin asıl borçludan alacağının tahsilinin güçleşip güçleşmediği, davalının kusurlu olup olmadığı, davacının zarara uğrayıp uğramadığı ve uğramış olması halinde zarar miktarının ne kadar olduğu hususlarındadır. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasındaki akdedilen borç tasfiye protokolüne göre davacıya temlik edilen ve davacının kefalet sözleşmesi gereğince halef olduğu alacağa ilişkin ... plakalı araç ve ... plakalı araç üzerinde banka lehine taşınır rehini bulunduğu, ancak dava dışı borçlunun SGK'ya olan borcu sebebiyle araç üzerine haciz konulduğu ve SGK'nın bankaya araç üzerindeki rehinin devam edip etmediğine ilişkin gönderilen yazıya banka tarafından rehinin devam etmediğine dair cevap verilmesi üzerine aracın satıldığı, yine ... plakalı aracın dava dışı borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına konu borcundan dolayı üzerinde rehin kaydının bulunmaması sebebiyle satıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece taraflar arasındaki tasfiye protokolüne konu davacı kefil tarafından ödenen borcun kaynağı olan dava dışı borçlu ile davalı banka arasındaki tüm sözleşmeler ve belgeler, taraflar arasındaki protokolde ekli listede olduğu belirtilen alacağın teminatlarına ilişkin liste, protokol kapsamında davacı tarafından yapılan ödemelere ilişkin bilgiler, protokolde belirtilen icra dosyaları, dava konusu ... plakalı aracın satışının yapıldığı icra dosyası, dava konusu araçların trafik tescil kayıtları, araçlar üzerindeki kurulan rehinlere ilişkin sözleşmeler, araçlar üzerindeki rehinlerin kim tarafından kaldırıldığına ilişkin bilgi ve belgeler celbedilmemiş, protokol kapsamında davacının ödediği miktar tespit edilerek alacaklının haklarına ne miktarda halef olduğu, davacının protokolde belirtilen icra dosyaları ve kambiyo senetlerinden, alacağın teminatlarından ve asıl borçlunun diğer malvarlığından ne kadar miktarda tahsilat yaptığı ve alacağının kalıp kalmadığı, davacının asıl borçluya karşı talepte bulunup bulunmadığı, cebri icraya başvurup başvurmadığı ve asıl borçludan alacağını tahsil etme imkanının kalıp kalmadığı, dava tarihi itibariyle davacının dava konusu zararını davalıdan talep hakkının doğup doğmadığı, yani somut zararının oluşup oluşmadığı, davalının dava konusu araçlardaki rehinin davacı lehine devam ettiğine ilişkin yazının verildiği iddia edilen Av. ...'in kim olduğu ve davacı ile ilgisi, bu kişinin söz konusu yazıyı ilgili makamlara ulaştırıp ulaştırmadığı, davalının protokol kapsamındaki tüm teminatları davacıya teslim edip etmediği, davalının tasfiye protokolü kapsamında ve TBK'nın 592 maddesi kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği, kusurunun bulunup bulunmadığı hususları araştırılmamış, davacının ıslah talebi hakkında değerlendirme yapılarak olumlu ve olumsuz bir karar verilmemiş, (ıslahın niteliği, tam ıslah mı kısmi ıslah mı olduğu, ıslahın mümkün olup olmadığı, ıslahın niteliğine göre izlenecek usul) karar sonucuna göre ne şekilde işlem yapılacağı belirlenmemiş, tarafların iddia ve savunmaları gerekçeli kararda değerlendirilmemiş ve eksik incelemeye dayalı olarak davada bir davalı olmasına rağmen davalıların kusurlu olmadığı gerekçesi ile ve hangi nedenle kusurlu olmadığı belirtilmeksizin, tarafların kusurları tartışılmaksızın yetersiz gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Bunun yanında usul ve yasaya aykırı olarak davada taraf olmayan SGK'nın da kusurlu olmadığı belirtilerek taraf olmayan ihbar olunan aleyhine hüküm kurulmuş ve davada birleşen dava olmasına rağmen hüküm kısmında asıl dava ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmamış ve gerekçede belirtilmekle yetinilmiştir. Ayrıca birleşen davada icra yoluyla satılan araca ilişkin ise gerekçeli kararda hiç bir değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece taraf delilleri toplanmadan, iddia ve savunmalar ve TBK'nın 592 maddesi uyarınca davalının kusur ve sorumluluğu, davacı tarafından sunulan ıslah dilekçesi, taraflarca ileri sürülen itiraz ve defiler değerlendirilmeden eksik inceleme ile ve gerekçesiz olarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davada davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/05/2021 tarih ve 2018/908 Esas - 2021/367 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/02/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"477eaeef5b22e33e","SID":"5c91912716502a78"}}