{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2023/485 <br>KARAR NO: 2024/240<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 15/12/2022<br>NUMARASI: 2015/1088 Esas - 2022/933 Karar\t  <br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )<br>KARAR TARİHİ: 28/02/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde  özetle; 14/10/2014 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile seyri sırasında gidiş istikametine göre sağ tarafında bulunan ... benzin istasyonuna yakın bir mesafedeyken, kendisine ait şeritte kendisine hızla ... marka bir aracın yaklaştığını fark ettiğini, ancak sol şeritte seyretmekte olan araçlar da olduğu için sol şeride yönelemeyen müvekkilinin sağ tarafında bulunan benzin istasyonuna kaçmak zorunda kaldığını ve kanopi direklerine çarpmasıyla trafik kazasının meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün şerit izleme kurallarına riayet etmemek ve hızlı araç kullanmak nedeniyle asli ve tamamen kusurlu olduğunu, kazaya yol açan aracın plakasının belirlenemediğini, bu sebeple meydana gelen zararın ... tarafından karşılanması gerektiğini,  kazanın ardından ağır şekilde yaralanan müvekkiline ağır stres tepkisi ve uyum bozukluğu, sol düşük aya, sol asetabulum kırığı ve lomber disk hernisi teşhisinin konulduğunu,  müvekkilinin uğradığı maddi zararlar için fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik  geçişi iş göremezlik dolayısıyla 500 TL ve sürekli iş göremezlik dolayısıyla 500 TL olmak üzere toplamda 1.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işlemiş yasal faiziyle birlikte davalı tarafından ödenmesine  karar verilmesini talep  etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Usule ilişkin olarak dava öncesi davacı tarafından yazılı başvuru şartının yerine getirilmeden doğrudan dava açıldığını, davacılar tarafından alınmış ödemeler ve açılmış tüm dava bilgilerinin bildirilmesi gerektiğini, bu hususta davacı tarafa kesin süre verilmesini, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen araçların motor ve şasi numaraları da belirtilmek suretiyle mecburi mali mesuliyet sigorta poliçesinin araştırılmasını, dava dilekçesinde belirtilen kazadaki kusur durumu, illiyet bağının tespiti,  maluliyet oranının ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kabulü ile; kaza tarihi itibariyle geçerli olan poliçe limiti ile (268.000,00 TL) sınırlı olmak üzere- 268.000,00 TL maddi tazminatın (267.500,00 TL sürekli iş göremezlik ve 500,00 TL geçici iş göremezlik olarak) dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı  davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının kazanın oluşumunda asli ve tam kusurlu olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere 08.08.2018 tarihli bilirkişi raporunda davacı ... asli ve tam kusurlu olduğunu, ... marka araç sürücüsünün ise kaza ile illiyeti olmadığı tespit edildiğini, 02/05/2019  tarihli bilirkişi raporunda ise davacının %40 oranında, plakası tespit edilmeyen araç sürücüsünün %60 oranında kusurlu olduğunu, alınan kusur raporlarından 02.05.2019 tarihli aleyhe gelen rapor baz alınarak ve raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmuş olup kurulan hükmün hatalı olduğunu, iş bu dava dilekçesinde davanın HMK 107 uyarınca belirsiz alacak şeklinde açıldığı açık ve net bir şekilde ortaya konmadığını, buna ek olarak 11.03.2021 tarihli ıslah dilekçesinde de belirsiz alacak davası uyarınca ıslah edildiği belirtilmediğini, 11.06.2021 de verdiği ikinci ıslah dilekçesi ile davanın belirsiz alacak davası olduğu beyanı kabul edilemeyeceğini, ikinci kere verilen ıslah dilekçesi doğrultusunda hüküm kurulamayacağını, 08.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda SGK tarafından geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin yapılan ödemenin güncel değeri hesaplanmadığını, SGK tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihi itibarı ile güncellenerek  toplam tazminattan mahsup edilmesi gerekirken ödeme tarihi itibarı ile güncelleme yapılmadan ödenen tutarın o günkü değeri ile mahsup edilmesi hukuka aykırı olduğunu, olay tarihi (11/12/2010) itibarı ile PMF Yaşam Tablosu'na göre hesaplama yapılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 14/10/2014 günü saat 11.40 sıralarında davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobili ile olay mahalline geldiğinde, plakası belirlenemeyen araç ile çarpışmamak için  direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu, yolun sağına yönelerek sağ tarafta bulunan benzinlik istasyonuna girip bu mahalde bulunan direklere çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. Trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat ya da ölüme bağlı destekten yoksun kalma tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararından sonra Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı güncel kararında  tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiği yönünde karar verilmiştir (Aynı yönde  14/01/2021 tarih, 2020/2598 E. ve 2021/34 K. sayılı kararı). Bilirkişi raporu yargıtay uygulamasına uygun olarak hazırlanmış olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde değildir.Mahkemece hükme esas alınan hesap raporunda davacıya  SGK tarafından yapılan 6.084.00 TL geçici iş göremezlik ödemesinin davalı tarafın kusuru oranında rücuya tabi kısmının davacının hesaplanan geçici iş göremezlik zararından  güncellenmeden indirilerek hesaplanmasında isabetsizlik görülmemiştir. 6100 sayılı HMK’nın kısmi davayı düzenleyen 109. maddesine göre, talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. Davacı vekili dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davasını kısmi dava olarak açmıştır. Dava  belirsiz alacak davası olarak değil  kısmi dava olarak açılmış olduğundan davacı vekilinin sadece bir kez ıslah hakkı bulunmaktadır.  Bu nedenle mahkemece davacının talep artırım hakkı bulunmadığı ve ancak bir kez ıslah yapabileceği gözden kaçırılarak,  ikinci kere verilen ıslah dilekçesi doğrultusunda tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır. Kaza nedeniyle mahkemece bilirkişiden alınan ilk kusur raporunda davacının tam kusurlu olduğu tespit edilmiş, teknik açıdan yeterli olmadığı gerekçesiyle Karayolları fen heyetinden alınan ikinci kusur raporunda ise davacı tali, plakası bilinmeyen araç sürücüsü %60 kusurlu olduğu tespit edilmiş ve mahkemece bu rapor hükme esas alınmıştır. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan kusur raporu ile ilk alınan kusur raporu arasında kusur oranlarında çelişki ortaya çıktığı halde İlk Derece Mahkemesince  kusur oranları bakımından bilirkişi raporları arasında oluşan çelişkinin  giderilmesi için ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden, İTÜ Makine Mühendisliği bölümünde görevli akademisyenlerden oluşturulacak bilirkişi kurulu gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan çelişkiyi giderecek şekilde kazanın oluşumunda kusur dağılımını belirleyen gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek  karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dd0cd8b690bc546e","SID":"b00693a2459ef05d"}}