{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1962 <br>KARAR NO\t: 2024/142<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/385 E.  -  2021/295 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Tescili<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/09/2021 Tarih ve 2020/385 Esas - 2021/295 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>  <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:  Davacı vekili, müvekkilinin  2019/48432 sayılı ve “... şekil” ibareli marka başvurusunun , davalının 2006/31856,2010/43608/2010/43610 sayılı marklarına dayalı olarak yaptığı itiraz sonucu, dava konusu YİDK kararı ile 43. sınıf hizmetler yönünden kısmen reddedildiğini, oysa redde mesnet markaların Bakırköy 1. FSHHM’nin 2015/7 E. 2017/181 K. sayılı kararı ile hükümsüzlüğüne karar verildiğini, anılan karara karşı yapılan istinaf isteminin de reddedildiğini, bahsi geçen kararda \"...\" ibaresinin müvekkili tarafından ihdas edildiğinin ve üstün hakkının bulunduğunun kabul edildiğini, yine davalı aleyhine açılan başka bir davada da müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunun ve davalının kötü niyetli bulunduğuna ilişkin verilen mahkeme kararının kesinleştiğini, müvekkilinin önceki markları nedeniyle dava konu ibare üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, ayrıca taraf markları arasında benzerlik de olmadığı ileri sürerek, 2020-M-8238 sayılı YİDK kararının ve dava konusu başvurunun 43 sınıf hizmetler yönünden tesciline karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı ... vekili, taraf markaları  arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunduğunu, davacı lehine müktesep hak koşullarının oluşmadığını, redde mesnet 2006/31856, 2010/43608, 2010/43610 sayılı markalar hakkında  kesinleşmiş bir mahkeme kararı müvekkili Kuruma sunulmadığını, Kurumun mevcut hukuki duruma uygun olarak karar tesis etmek durumunda olduğunu, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili, taraf markaları arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin gerçek ve üstün hak sahibi olduğunu, davacının kötü niyetli bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvurunun reddedildiği hizmetler bakımından, taraf markaları arasında iltibas bulunduğunu, redde mesnet markaların dava konusu YİDK kararının verildiği tarihte tescille koruma altında olduğunu, davacının marka işlem dosyasındaki delilleri uyarınca başvuru konusu işaret bakımından gerçek hak sahipliğine ilişkin iddialarını ispat edemediği, müktesep hak koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili, müvekkilinin \"...\" markası üzerinde, tescil sahibine karşı üstün hak sahibi olduğunun ve davalı gerçek kişinin kötü niyetli bulunduğunun Bakırköy 1 FSHHM'nin 2014/134-2014/190 E/K sayılı kesinleşen kararı ile sabit olduğunu, müvekkilinin 2005 yılında tescil ettirdiği \"...” ibareli  markası nedenle müktesep hakkının bulunduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz incelemeye dayalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka başvurusunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali ve başvurunun reddedilen hizmetler yönünden tescili  istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dava, davacının 2019/48432 sayılı ve \"...\" ibareli  başvurusunun, davalı Kuruma yapılan itiraz sonucunda davalı Kurum tarafından 2006/31856, 2010/43608, 2010/436610 sayılı markalar ile benzer olduğundan bahisle Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1. maddesi uyarınca reddine yönelik YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. <br>\tDosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelere göre, 2020-M-8238 sayılı YİDK kararının dayanağı olan ve davalı taraf adına tescilli bulunan önceki tarihli 2006/31856, 2010/43608 (Bu markanın maddi hata sonucu kararda 43508 numaralı olarak yazıldığı görülmüştür), 2010/43610 sayılı markaların, Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 12.10.2017 tarih ve 2015/7 E. - 2017/181 K. sayılı kararıyla hükümsüz kılındığı ve bu kararın 26.05.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. <br><br>\tSomut uyuşmazlık için emsal teşkil edebilecek olan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 15.02.2022 tarihli, 2020/6897 Esas ve 2022/1136 Karar sayılı ilamında aynen; \"... İlk derece mahkemesince, redde mesnet gösterilen markanın hükümsüz kılındığı ancak karar henüz kesinleşmediğinden YİDK tarihi itibariyle 2006/31856 sayılı markanın halen ayakta olduğudan davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı tarafça yapılan istinaf başvurusu ise aynı gerekçe ile esastan reddedilmiştir. Ancak, iş bu davada davalı Kurum tarafından redde mesnet alınan 2006/31856 sayılı marka, 12.01.2015 tarihinde davacı tarafça açılan hükümsüzlük davasına konu edilmiş olup, iş bu davanın konusu olan YİDK karar tarihi itibariyle sözkonusu hükümsüzlük davasında verilen hükümsüzlük kararı henüz kesinleşmemiş ise de, hükümsüzlüğün geriye etkisi de gözetilerek sözü edilen davada verilen hükmün kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması gerekirken, ilk derece mahkemesince  YİDK kararının iptali talebine yönelik açılan davanın reddi ve bu karara yönelik davacı tarafça yapılan istinaf başvurusunun esastan reddi doğru görülmemiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararın bu yönden davacı yararına bozularak kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.\" ibareleri yer almaktadır.  <br>\tSomut uyuşmazlıkta da, davalı Kurum tarafından redde mesnet alınan markalar, Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 12.10.2017 tarih ve 2015/7 Esas - 2017/181 Karar sayılı davasında hükümsüzlük davasına konu edilmiş olup, iş bu davanın konusu olan 27.10.2020 YİDK karar tarihi itibariyle söz konusu hükümsüzlük davasında verilen hükümsüzlük kararı henüz kesinleşmemiş ise de, ortada YİDK karar tarihi itibariyle redde dayanak markaların hükümsüzlüğüne ilişkin verilmiş bir mahkeme kararı bulunduğuna göre, YİDK'nca da bu mahkeme kararının kesinleşmesinin beklenmesi gerekir. Anılan kararın 26.05.2022 tarihinde kesinleştiği ve hükümsüzlüğün geriye etkisi de gözetildiğinde, bu kararın Dairemizce dikkate alınması gerektiği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 15.02.2022 T. 2020/6897 E. , 2022/1136 K. Sayılı ilamı) anlaşılmıştır. Zira Yargıtay kararında da açıkça belirtildiği üzere YİDK karar tarihi itibariyle sözkonusu hükümsüzlük davasında verilen hükümsüzlük kararı henüz kesinleşmemiş ise de, hükümsüzlüğün geriye etkisi de gözetilerek sözü edilen davada verilen hükmün kesinleşmesinin somut uyuşmazlığa uygulanması gerekmektedir.<br>\tTüm dosya kapsamına göre, 2020-M-8238 sayılı YİDK kararının dayanağı olan ve davalı taraf adına kayıtlı olan önceki tarihli 2006/31856, 2010/43608, 2010/43610 sayılı markaların, Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 12.10.2017 tarih ve 2015/7 E. - 2017/181 K. sayılı kararıyla hükümsüz kılındığı ve bu kararın 26.05.2022 tarihinde kesinleştiği, bu duruma göre de YİDK kararının dayanağının kalmadığı için davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.<br>Her ne kadar davacı tarafça, dava konusu başvurunun uyuşmazlık konusu hizmetler bakımından tescil edilmesi talep edilmiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunın 22.03.2017 tarih ve 2017/11-78 E.-2017/521 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmadığından ve tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuç olduğundan davacının bu talebi yerinde görülmemiş, anılan talep ayrı bir dava olarak nitelendirilemeyeceğinden, bu talebin reddi nedeniyle davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir. <br>\tHMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmelidir. Diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilen yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmemiş, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/09/2021 gün ve 2020/385 Esas - 2021/295 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın KABULÜ ile, 2020-M-8238 sayılı YİDK kararının İPTALİNE,<br>3-Davacı vekilinin marka başvurusunun tescili talebinin  reddine,<br>4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken  427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20‬-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.250,00-TL bilirkişi ücreti, 106,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 69,50-TL tebligat gideri, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamından oluşan 2.588,10-TL yargılama gideri ve 54,40-TL başvurma harcı, 54,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.696,90-TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2024     <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"20d44b17c39c0711","SID":"986b373b36fd7d25"}}