{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/2391 <br>KARAR NO: 2024/140<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 19/04/2021<br>NUMARASI: 2016/867 Esas - 2021/400 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 06/02/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin  murisinin davalı ...'in ağır kusuru ile sebebiyet verdiği trafik kazası sonucu yaralandığını, acil olarak götürüldüğü Bakırköy Devlet Hastanesinde hayati tehlikesi olduğunun tespit edildiğini, Silivri Devlet Hastanesine sevk edilerek , bu hastanenin yoğun bakım servisinde uzun bir süre tedavi gördükten sonra taburcu olduğunu, ancak her ne kadar uzun bir süre tedavi görmüş ise de hiçbir iyileşme göstermediğini ve çektiği acılara daha fazla dayanamayıp, Silivri Devlet Hastanesi'nde 16/05/2016 tarihinde vefat ettiğini, müvekillerinin bu nedenle çok acı çektiklerini belirterek, 2.000,00 TL maddi tazminatın  davalılardan, her bir müvekkili  için 10.000,00 TL olmak üzere 40.000,00 TL manevi tazminatın ise davalı gerçek kişiden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 9.286,11 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazada davacıların murisinin kusurlu olduğunu, murisin ölümünün trafik kazasından kaynaklanmadığını, kronik hastalıkları nedeni ile vefat ettiğini, murisin yaşı itibari ile davacılara maddi destekte bulunmasının söz konusu olamayacağını, müvekkilinin sorumluluklarını yerine getirdiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kusur tespiti ve hesaplama yapılması gerektiğini, davacıların kusuru ve zarar arasındaki illiyet bağını ispatlaması, davacıların kaza sebebi ile elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacıların her biri için 580,92 TL olmak üzere toplamda 2.323,68 TL maddi tazminatın (yol masrafları ve evde bakım masraflarının) davalı ... yönünden kaza tarihi olan 15/06/2015 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 26/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacıların her biri için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 15/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den  tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, kazanın meydana gelişinde yayanın kusurlu  olup, yaya geçidi olmayan bir yerde karşıdan karşıya geçmeye çalışırken aracın geldiğini görmesine rağmen karşıya geçmek için koştuğunu, mütevaffanın  vefatı ile kazanın arasında herhangi bir şekilde illiyet bağı bulunmadığını, müvekkilinin kusurlu olmadığını, aralarında illiyet bağı bulunmayan kazadan bir yıl sonra vefat sebebiyle tazminat ödenmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müteveffanın ölümünden müvekkilinin sorumlu olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dava, davacıların murisi ...'ın 15/06/2015 tarihinde araç dışı trafik kazası sonucu yaralandığı, yaralanması nedeniyle tedavi gördüğü ve yaklaşık bir yıl sonra 16/05/2016 tarihinde vefat ettiği gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. ATK 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun 20/4/2016 tarihli raporunda, \"...'ın trafik kazası sonucu tibia, fibula, humerus, iki taraflı pubik kemik kırıklarına ve yumuşak doku lezyonlarına neden olan yaralanmasının, kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı,   kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücudundaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin Hafif (1), Orta (2-3) ve Ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında; şahısta saptanan kırığın hayat fonksiyonlarını Ağır (6) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, \" belirtilmiştir. ATK 1. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan 22/07/2020 tarihli raporda ise; Davacıların murisi ...'ın 16/05/2016 tarihinde kardiak arrest gelişerek hastanede öldüğü kayıtlı olduğu dikkate alındığında kişinin ölümünün serebrovasküler hastalık (beyin damarı tıkanıklığına bağlı beyin erimesi), kalp yetmezliği ve gelişen komplikasyonları (aspirasyon pnömonisi sepsis) sonucu meydana gelmiş olduğu, 15/06/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasına bağlı yaralanması  ile ölümü arasında illiyet bağı bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. ATK 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen  22/07/2020 tarihli raporda, davacıların murisi olan müteveffa  15/06/2015 tarihinde meydana gelen kaza sonucu yaralanmış ise de,  16/05/2016 tarihindeki ölümü ile dava konusu trafik kazasına bağlı yaralanması arasında illiyet bağının bulunmadığı belirtildiğinden, mahkemece davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin müteveffanın vefatına ilişkin değil, yaralanmasına ilişkin değerlendirilerek,  davacıların maddi tazminat talepleri açısından; davalıların, davalı sürücünün % 75 kusur oranı nispetinde müteveffanın maddi zararlarından sorumlu bulunduklarından, bilirkişilerin raporlarında belirttikleri üzere yol masrafları ile evde bakım masraflarının talep edilebileceği yönünde  karar verilmesinde isabetsizlik  bulunmamaktadır. Bu hususa değinen istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Trafik Kazası Tespit Tutanağında; \"Sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Çatalca istikametinden, Fetih Caddesi üzerinde seyir halindeyken ... Petrol'e yaklaştığı esnada aracın ön kısmıyla, karşıdan karşıya geçmekte olan yaya ... isimli şahsa çarpması sonucu çift taraflı yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'in  2918 sayılı KTK'nın 52/1-b  \"Araçların hızlarını aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun getirdiği şartlara uydurmamak \" maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğu, yaya ...'ın 2918 sayılı KTK'nın 68/1-a-2  \"Yayaların yürümesine ayrılmış kısımların kullanılmasının mümkün olmadığı veya bulunmadığı hallerde, taşıt trafiğini tehlikeye düşürecek şekilde taşıt yolunda yürümek\" maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.\" şeklinde düzenlenmiştir. Ceza yargılamasına ilişkin Çatalca Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/911 Esas sayılı dosyasında alınan 09/06/2017 tarihli kusur raporunda; sürücü ...'in 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52. maddesinin (b) bendini ihlal ettiğinden birinci derecede kusurlu,  yaya ...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 68. Maddesinin (b) bendinin son fıkrasını ihlal ettiğinden ikinci derecede kusurlu oldukları belirtilmiştir. Mahkemece alınan  03/05/2018  tarihli kusur raporunda; Davalı ... Sigorta Şirketi tarafından sigortalı ... plaka sayılı araç maliki ve sürücüsü davalı ...'in  %75  oranında asli kusurlu, müteveffa yaya ...'ın % 25 oranında tali kusurlu oldukları belirtilmiştir. Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında davalı ... vekilinin kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/1.maddesine göre, \"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.\" TBK’nın 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir. Kazanın oluş şekli, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1.maddesi kapsamında davacılar lehine verilen manevi tazminat miktarı, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygundur. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf iddia ve itirazı  da yerinde değildir. Bu nedenlerle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre  davalı ...'den alınması gereken 1.524,93‬ TL harçtan peşin alınan 440,53‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 1.084,4‬0 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 06/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f386aa44dee1c7d2","SID":"34189c3c36612966"}}