{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2023/2278 <br>KARAR NO: 2024/169<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 20/06/2023<br>NUMARASI: 2023/5 Esas - 2023/537 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17.02.2017 günü Pamukova-Adapazarı istikametinde ... mevkine ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile aynı yönde önünde seyreden ... plakalı çekiciye bağlı ... plakalı yarı römorkun arka kısmına çarpması neticesinde ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, bu kazada müvekkilinin kızı ...'nun hayatını kaybettiğini bildirerek ölümlü trafik kazası nedeniyle (fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak üzere) 6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesi uyarınca belirlenecek şimdilik 100.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının, işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş ve ... yönünden temerrüt tarihinden işletilecek faiziyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme olarak tüm davalılardan alınarak davacıya ödetilmesine, davacı için 100.000 TL manevi tazminatın, olay tarihinden işletilecek faiziyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme olarak (sigorta şirketi ve ... dışındaki) davalılar ... Tur. Nak. San. Ltd. Şti  ve ...'dan alınarak davacıya ödetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş.  vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yana ...'nun vefatı nedeniyle 19/04/2018 tarihinde 29.722,12 TL tazminat ödemesi yapıldığını, müvekkilinin üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini, poliçe limiti üzerindeki zararlardan müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kazaya sebep olan olayda öncelikle kusur durumunun net olarak tespiti gerektiğini,  müvekkiline yapılan başvuru neticesinde davacıların talepleri karşılandığından müvekkili şirketin temerrüdünden bahsedilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili nezdinde açılan ... sayılı hasar dosyası kapsamında davacıya yapılan 29.661,00 TL ödeme ile müvekkili kurumun başkaca sorumluluğu kalmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın temerrüt tarihinden itibaren faiz talebinin haksız olduğunu ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini, bakiye tazminat için müvekkili kuruma herhangi bir başvuru yapılmadığını, bu durumda müvekkili kurumun temerrüdünden bahsedilemeyeceğini, beyan ile davanın dava şartlarının eksikliği nedeniyle usulden reddine olmadığı taktirde  davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazanın oluşmasına sebep olan ve asli kusurlu bulunan ... plakalı araç sürücüsü ...'nun davaya dahil edilmesi gerektiğini, dava konusu olayda kusurunun bulunmadığını, tarafına husumet yüklenmesinin yasa ve hukuka aykırı olduğunu, kendisinin olayda hiçbir kusurunun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"1-Davalı ... Nak. San Ltd Şti nin,  mahkememizce verilen 21/01/2020 tarih 2018/575 Esas 2020/45 Karar  sayılı kararı istinaf etmemiş olduğundan, davacı istinafı da bulunmadığından, bu davalı yönünden yeniden hüküm oluşturulmasına yer olmadığına, 2-Davalı ... Sigorta A.Ş nin mahkememizin  21/01/2020 tarih 2018/575 Esas 2020/45 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusu reddedilmiş olduğundan, bu davalı hakkında yeniden hüküm oluşturulmasına yer olmadığına, 3-Davacının davalılar ... ve ...na karşı açtığı maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, 58.799,23 TL nın davalı ...dan 17/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...ndan 27/04/2018 tarihinden itibaren ( 24.940,18 TL den sorumlu olmak üzere) işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 40.000 TL nın 27/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... vekili ile davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kaza tarihi 17.02.2017 olduğundan, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren trafik sigortası genel şartlarının bu davada uygulanması gerektiğini, ödeme tarihindeki verilere göre ve itirazları doğrultusunda hesaplama yapıldığına müvekkili kurumun tazminat sorumluluğunun bulunmadığının görüleceğini, müteveffanın yetiştirme gideri 22 yaşına kadar hesaplanmalı ve akabinde destekten yoksun kalma tazminatı da 22 yaşından itibaren hesaplanması gerektiğini, ek talep bulunmadığından ve ödeme tarihindeki verilere göre de davacının zararının tümünün karşılanmış olduğu anlaşıldığından temerrüt tarihinin hatalı tespit edildiğini, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini,  hesaplanan tazminattan hatır taşıması indirimi yapılmamış olmasının da hatalı olduğunu, davacının müterafik kusurunun varlığı halinde, bu hususun da ayrıca indirim sebebi olduğunu, kazanılmış hak gereği müvekkili kurum aleyhine güncel vekalet ücreti hesaplaması yapılarak karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, müktesep hak gereği ilk karardan fazlasına hükmedilemeyeceğini, ilk kararın da davacı tarafından istinaf edilmediğini, müktesep hak gereği ilk hesap tarihine göre hesaplama yapılması gerektiğini, davacıya ödenen tazminatın ibraname mukabilinde ödenmiş olup, müvekkili kurumun başkaca bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 11/03/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre dava konusu trafik kazasının gerçekleşmesinde kusurunun olmadığının tespit edildiğini, kazanın gerçekleşmesinde kendisine yüklenecek bir kusur olmadığını, trafik kazası tespit tutanağında da kusurlu bir davranışının bulunmadığının kayıt altına alındığını, kazanın davacıların kusurlu davranışları sebebiyle meydana geldiğini, kendisine kusur yüklenerek davacının maddi destek zararından kusur oranında sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının maddi destek zararından sorumluluğunun tespiti için kusur hesabının hatalı yapıldığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 23/11/2022 tarih, 2020/1889 Esas ve 2022/2099 Karar sayılı kararı ile \" ...Yargıtay  17. Hukuk Dairesinin  yerleşik içtihatlarına göre, dosya kapsamından çalıştığı ispat edilememesi nedeniyle desteğin annesi olan davacı için %5 yetiştirme gideri indirimi yapılmadan hesaplanan tazminata hükmedilmesinde ve davalı ... yönünden yapılan ödeme tarihi olan  27/04/2018 tarihinden itibaren faiz işletilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. 2918 sayılı KTK’nin “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile  öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasadaki bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece res'en dikkate alınması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davalı ... tarafından davacı tarafa dava tarihinden önce 27/04/2018 tarihinde 29.661 TL ödeme yapılmış, ödeme sonrasında ibraname düzenlenmiştir. Davacı tarafından da iki ay kadar sonra 21/06/2018 tarihinde eldeki davayı KTK'nın 111. maddedeki 2 yıllık süresi içerisinde açmıştır. Mahkemece  28/02/2019 tarihli bilirkişi raporu ile davalı ... tarafından yapılan ödemenin  hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak hesaplanan tutardan mahsup edildiği görülmektedir. KTK'nın 111. maddesi gereğince ibranamenin iptali şartlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti bakımından olarak ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi amacı ile ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Kabule göre mahkemece kurulan hükmün icraya koymaya elverişli olmadığı, müteselsil  sorumlulardan biri tarafından yapılan ödeme diğerlerininin de borcunu sona erdirdiği halde  davalı ... ve davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme düşülmeden tüm tazminat miktarından davalı  sürücü ve işletenin sorumlu tutulması da doğru olmamıştır. Yine dava dilekçesinde tazminatın müteselsilen tahsili talep edildiği halde kurulan hükmün 1. maddesinde kabul edilen tazminatın davalılardan tahsiline karar verildiği halde parantez içerisinde davalıların sorumlu olduğu miktar ayrı ayrı gösterilerek hüküm kurulması da infazda tereddüt oluşturacağı gibi talebe de aykırı olmuştur. Ancak kusur oranında tazminata hükmedilmesi konusunda davacı tarafın istinafı bulunmadığından eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir...\" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin ilk  kararına karşı davalı ... tarafından verilen istinaf dilekçesinde indirim sırasına, hatır ,müterafik kusur, KTK 97 'ye  ilişkin istinaf talebi bulunmadığından  karşı taraf lehine bu hususlarda usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmü hukuk hakimini bağlamaktadır. ( Yargıtay HGK'nın 16/09/1981 gün 1979/1-131 E., 1981/587 K. sayılı ilamı; M. Çenberci, Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965, s.22 vd.; H.G.K.nın 27/04/2011 gün ve 2011/17-50 E., 2011/231 K. sayılı ilamı) Bu şekilde kabulün nedeninin de, hukuk usulünün bir şekil hukuku olması, davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesinin belirli süre koşullarına bağlı kılınması, tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi, yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesiyle yargılamaya belirli kısıtlamalar getirilmesi ve bunun sonucunda da hukuk hakiminin şekli gerçeği araması, maddi gerçeğin öncelikli hedefi olmaması gösterilmektedir. Ceza hakimi ise bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmayı hedeflemektedir.Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/24504   E. ve  2022/9135 K. sayılı kararı) Somut uyuşmazlıkta; Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin  2017/230 Esas 2018/73 karar sayılı kararı ile  '' Bilirkişi raporunda, katılan sanık ...'in kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmayıp, arkadan çarpma kuralını ihlal ettiğinden %60 oranında kusurlu olduğu, ...'ın da doğrultu değiştirme, manevraları yanlış yapma, geçme, dönme ve duraklama, durma ve park etme kurallarına riayat etmemesi, iki şeridi birden kullanması, bu nedenle kazaya sebebiyet vermesi nedeniyle %40 kusurlu olduğunun belirtildiği, bu şekilde yapılan yargılama sonucunda sanık ... ve katılan sanığın taksirli bir şekilde kazaya sebebiyet vererek bir kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet verdikleri,\" olduğu ve davalı sürücü ...'un tale kusurlu olduğu kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiş ve bu karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi'nin 2018/1636 Esas 2018/2537 Karar sayılı ilamı ile davalının istinaf başvurusunun esastan kesin olarak reddine karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece ceza mahkemesi kararı kesinleşen maddi olgu kapsamında kusur oranlarının hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır.  TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/2.maddesinde \"Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı). TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/2.maddesi ve  22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı  çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi,  kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının,  manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından  manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Mahkemece Daire kararımız doğrultusunda bilirkişiden aldırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın hangi tarihteki verilere göre yapıldığının belirtilmediği, hesaplamanın ... tarafından yapılan 27/04/2018 tarihteki verilere göre yapılması yapılan ödemenin yeterli olup olmadığının tespiti açısından gerekli olup  bu yönden raporun denetlenemediği gözetilmeden hükme esas alınması doğru olmamıştır.  Bilirkişi raporunda hesaplamanın TRH 2010 ve 1,8 teknik faize göre hesaplamış olduğu nedenle aynı yöne ilişkin istinaf yerinde değildir. Kabule göre de; Daire karamızda  belirtilmesine rağmen mahkemece kurulan ikinci hükmünde mahkemece kurulan hükmün icraya koymaya elverişli olmadığı, müteselsil  sorumlulardan biri tarafından yapılan ödeme diğerlerininin de ( işleten ve sürücücü yönünden) borcunu sona erdirdiği halde  davalı ... ve davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin müteselsil borçluların hepsinin sorumlu olacağı miktardan  düşülmeden tüm tazminat miktarından sorumlu tutulması da doğru olmamıştır. Yine dava dilekçesinde tazminatın müteselsilen tahsili talep edildiği halde kurulan hükmün 1. maddesinde kabul edilen tazminatın sorumlu olduğu miktar ayrı ayrı gösterilerek hüküm kurulması da infazda tereddüt oluşturacağı gibi talebe de aykırı olmuştur. Kusur oranında tazminata hükmedilmesi konusunda davacı tarafın istinafı bulunmadığından eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir. Kabule göre de davalı ...'ın kusur oranından fazla miktar ile sorumlu tutulması da doğru olmamıştır. O nedenle mahkemece yapılması gereken; ... tarafından 27/04/2018 tarihinde yapılan ödeme yönünden KTK'nın 111. maddesi gereğince ibranamenin iptali şartlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti bakımından olarak ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi amacı ile ödeme tarihi verileri dikkate alınarak hesaplama yaptırılarak KTK 111. Maddenin değerlendirilmesi,  müteselsil  sorumlulardan biri tarafından yapılan ödemenin diğerlerininin( işleten ve sürücücü yönünden) sorumlu olacağı tazminat miktarından da düşülmesi gerektiği dikkate alınarak infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm kurulması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davalı ... vekili ile davalı ...'un istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... vekili ile davalı ...'un istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı ... ile davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"31e72e9f04fe8a5e","SID":"1d955c3c8cdfaa24"}}