{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/2012 - 2024/268<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/2012 <br>KARAR NO\t: 2024/268<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/277 Esas 2022/541 Karar<br><br>DAVACILAR\t:   <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br><br>KARAR TARİHİ\t: 28/02/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 29/02/2024<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ile davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde; 12.09.2019 tarihinde ... plakalı aracın yaptığı kaza sonucu, yaya ...'ın çarpmanın etkisiyle vefat ettiğini, murisin vefatı nedeniyle geride maddi ve manevi desteğinden yoksun bir eşi ve annesinin kaldığını, desteğin eşinin ve annesinin uğradığı maddi zarar için davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak uzlaşı sağlanamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkillerinin uğramış olduğu maddi zararlardan dolayı şimdilik ayrı ayrı 6.000,00'er TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacılar vekili 27.05.2022 havale tarihli dilekçesi ile; HMK madde 107/2 uyarınca başlangıçta, müvekkili ... için 6.000,00-TL olarak belirttikleri taleplerini 104.591,94-TL olarak artırılmasına, HMK madde 107/2 uyarınca başlangıçta, müvekkili ... için 6.000,00-TL olarak belirttikleri taleplerini 27.653,33-TL olarak arttırılmasına, fazlaya ilişkin ve başkaca sorumlulara karşı tahsilde tekerrür olmamak üzere her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, ... için 104.591,94-TL, ... için 27.653,33 olmak üzere toplam 132.245,27-TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkil davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br> Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirkete eksik evrak ile başvuru yapıldığını, müteveffanın kusurlu davranışı ile kaza meydana geldiğinden davacı tarafın tazminat talebinin haksız olduğunu, müterafik kusur durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, talep edilebilecek faizin yasal faiz olması gerektiğini belirterek, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, Kahramankazan Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/126 esas, 2022/563 Karar sayılı dosyası UYAP sisteminden incelendiğinde; sanık ... hakkında taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak suçundan TCK 85/1 Mad.- mahkumiyetine karar verildiği kararın istinaf edilmekle Ankara 26.CD.'nin 2022/1299 esasına kaydedildiği istinaf incelemesinin halen sürdüğü, kararın kesinleşmediği, kusur oranının tespiti için Ankara Adli Tıp Kurumu'ndan alınan 11/02/2022 tarihli raporda, davalı sigortanın sürücüsü ...'nın %25 oranında, müteveffa yaya ...'ın ise %75 kusurlu olduğunun bildirildiği, Kahramankazan Asliye Ceza dosyasında alınan raporlar ile aynı mahiyette olan adli tıp raporuna itibar edildiği, aktüerya bilirkişi tarafından; davacı eş ...’ın destekten yoksun kalma tazminat tutarının 104.591,94 TL olduğu, davacı anne ...’un destekten yoksun kalma tazminat tutarının 27.653,33 TL olduğu, sigorta şirketine başvuru tarihinden 8 iş günü sonrası (başvuru/ihbar tebliğ tarihi dosyada mevcut olmadığından) temerrüde düşme tarihinden itibaren avans faizi yürütülerek tazminat talebinde bulunulabileceği, olay tarihinde (12.09.2019) ZMSS poliçesi ölüm ve sakatlanma teminat limit tutarının 390.000,00 TL olduğu, hesaplanan tazminat tutarının poliçe teminat limit dahilinde kaldığının bildirildiği, bilirkişi raporuna itibar edildiği, davacı ...'in murisin annesi, davacı ...'ın murisin eşi olup desteğin ölümünden kaynaklı desteği kaybettikleri bu nedenle davanın sübut bulduğu, davacılar vekilinin bilirkişi raporuna göre talebini artırdığı gözetildiğinde destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin davanın kabulüne karar vermek gerektiği, davacıların davanın açılmasından önce tazminat başvurusunun bulunmadığı gözetilerek dava tarihi olan 28/04/2021 tarihinden işleyecek, ticari araç olması nedeni ile, avans faizi ile birlikte tahsiline karar vermek gerektiği gerekçesiyle; \"Davanın Kabulü ile; davacı ... lehine 104.591,94-TL, davacı ... lehine 27.653,33-TL, olmak üzere toplam 132.245,27-TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı ... Sigorta A.Ş'den sigorta limitiyle sınırlı olmak üzere) dava tarihinden (28/04/2021) itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Sigorta Şirketinden tahsili ile davacılara ödenmesine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf dilekçesinde; müteveffanın kusurlu davranışı kazaya sebebiyet verdiğini, tazminat talebinin haksız olduğunu, kazaya ilişkin olarak Kaza Tespit Tutanağı'nda da belirlenmiş olduğu üzere sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğunu, Anayasa Mahkemesi Kararlarının geri yürümezliği maddesi gereğince tazminat hesabında TRH-2010 Mortalite tablosunun esas alınması gerektiğini, yine kabul anlamına gelmemek üzere amir mevzuat uyarınca teknik faizin %0 olarak kabulü yerine makul oranda %1,8  teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılmasının daha makul olacağını, Yargıtay’ın esas aldığı %10 artırım ve %10 eksiltmeli progresif rant yönteminin hayatın gerçekleri ile bağdaşmadığını, avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, uyuşmazlığın tamamen “haksız fiil”den kaynaklandığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; dosya kapsamında alınan 11.02.2022 tarihli Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi'nin raporu ile müteveffaya %75 oranında kusur atfedilmiş olup; işbu tespitin eksik ve hatalı olduğunu, kaza mahalline en yakın kavşağın 240 metre ileride ve 460 metre geride olduğu dosya kapsamı ile sabit olmasına rağmen kusur tanzimi yapılmasında işbu hususun da etkisinin tartışılmadığını,  müteveffaya yaya geçidi veyahut herhangi bir uyarıcı levha bulunmayan bir yolda kazanın meydana gelmesinden asli kusurlu olarak tespit edilmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, 100 metre kadar mesafede yaya geçidi veya kavşak bulunmaya yerlerde yayaların taşıt trafiği için engel teşkil etmemek şartıyla yolu kontrol ederek kendi güvenliklerini sağladıktan sonra en kısa doğrultuda ve en kısa zamanda taşıt yolunu geçebileceklerini, sigortalı sürücünün herhangi bir tedbire başvuru yapmadığını ve müteveffaya iki kere çarptığını , 90 metre ileride ancak durabildiğini, itiraz konusu bilirkişi raporu ile ceza dosya kapsamında mevcut Karayolları Genel Müdürlüğü 4. Bölge Müdürlüğü'nün 31.05.2021 tarihli cevabi yazısında \"Bölge Müdürlüğümüzün bakım ve sorumluluğumuz altında bulunan 06-75 Kontrol Kesim No'lu İl yolunun 2+300 km.sinde 12.09.2019 tarihinde saat 07.50 sıralarında meydana gelen trafik kazası mahallinde yaya geçidi, trafik ışıkları ve ikaz lambası bulunmamaktadır. Kaza tarihi 12.09.2019 öncesinde mevcut olan trafik işaretleri ise; 1-T-22c (Ana Yol Tali Yol Kavşağı): (Çarpma noktasına 150 metre mesafede) 2-T-29 (Azami hız kısıtlaması 50): (Çarpma noktasına 100 metre mesafede)\" denildiğini, bu haliyle de kaza mahallindeki iş yerlerinde çok fazla kişinin çalıştığı bilinmekte olup, akıcı bir insan trafiğine sahip olması nedeniyle sürücülerin normal seyir halinden daha fazla dikkat ve özen göstermesi gerektiğini, itirazlar  doğrultusunda dosya kapsamında İTÜ Trafik Kürsüsünden veyahut Karayolları Fen Heyetinden oluşan üçlü bir bilirkişiden rapor alınması gerekmekte olup; bu yöndeki itirazlar dikkate alınmadan hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırılık arz ettiğini, lehe vekalet ücretinin hatalı olarak hükmedilmiş olduğunu, dava dosyasında birden fazla davacı bulunması sebebiyle, her bir davacı açısından maddi tazminatta ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir iken, toplam tazminat üzerinden tek bir vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, faiz başlangıcının eksik ve hatalı incelemeye dayandığını, kaza nedeniyle müvekkillerin uğramış olduğu maddi zararların tazmini amacıyla sigorta şirketine başvuru yapılmış olup; başvurunun sigorta şirketi nezdinde tutulan hasar dosyası kapsamında mevcut olduğunu, hasar dosyası, işbu dosya kapsamına kazandırılmadığından hükmedilen faiz başlangıç tarihinin eksik olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; <br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemidir. <br>Sigorta ettirenin, zarar görenlere karşı hangi oranda faiz ödemesi gerekiyor ise, onun hukuksal sorumluluğunu üzerine alan sigortacısının da aynı oranda faiz ödemesi gerekir.<br>İşletilecek faiz türünün tespitinde, zarara neden olan aracın trafik kaydı ve kaza tarihindeki gerçek kullanım amacının değerlendirilmesi, bu değerlendirme neticesinde aracın kullanım amacının hususi olması durumunda yasal faize, ticari olması ve avans faizi talebi bulunması halinde avans faizine hükmedilmesi gerekmektedir. <br>Somut olayda, ruhsatın şirket adına kayıtlı olduğu ve şirketin işlerinin ticari iş kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla birlikte, faizin türüne yönelik istinaf sebebine itibar edilememiştir.<br>Bununla birlikte, faiz başlangıcı konusunda, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13/09/2021 tarih ve 2021/18933 Esas, 2021/4438 Karar sayılı ilamında, “2918 sayılı KTK'nın  99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2.2.1 maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Davadan önce yapılmış bir başvurunun bulunmadığı durumda ise, davalı sigortacı için dava tarihi temerrüt tarihidir. Diğer taraftan, alternatif başvuru yolu olan arabulucuya başvurulması ile davalının davaya konu edilen zarar  bakımından temerrüde düştüğünün de kabulü gerekmektedir.<br>Bu hususlar gözetilerek faiz başlangıç tarihi belirlemek gerekirken gerekçesi belirtilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Ayrıca, HMK'nın 57. maddesi gereğince, birden fazla kişi yasal zorunluluk olmadığı halde yasal koşulların bulunması halinde birlikte dava açabilir. Davacıların bu şekilde dava açmayı tercih etmesi durumunda, HMK'nın 58. maddesi gereğince her bir dava bağımsızlığını korur. Bu durumda davanın davacıları birbirinden bağımsız olduğundan, her bir davacı için tespit edilen haklılık durumuna göre taraflar lehine hükmedilecek vekâlet ücreti ayrı ayrı hüküm altına alınmalıdır.<br>Davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olup, her birinin davadaki haklılık durumuna göre kendilerini vekil ile temsil ettiren taraflar lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekirken, mahkemece davacılar lehine tek vekâlet ücretine hükmedilmesi yerinde görülmediğinden davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmüştür.<br>Yukarıda belirtilen nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve yukarıda açıklandığı üzere davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davacılar vekilinin sair, davalı vekilinin tüm istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ İLE, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/06/2022 tarihli, 2021/277 Esas-2022/541 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kararın kaldırılma sebebine göre davacılar vekilinin sair, davalı vekillerinin tüm  istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,<br>2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine, <br>3-İstinafa gelen tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece Mahkemesince \tyeniden verilecek kararda gözetilmesine,<br>4-Davacı tarafça yatırılan istinaf gider avansından, kullanılmayan kısmın taraflara  iadesine, <br>5-İİK'nın 36. maddesi gereğince Ankara 23. İcra Dairesinin 2022/12923 Esas sayılı dosyasına depo edilen 270.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun yatırana iadesine, <br>6-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 28/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye<br>Katip <br><br>Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2188c8a1737d8d90","SID":"abda9f25aff5c446"}}