{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/37 <br>KARAR NO\t\t: 2024/267<br>KARAR TARİHİ\t: 01/02/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/11/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/534 Esas 2023/963 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 01/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 01/02/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'nin, ... Mah. ... Sk.No:... .../... merkez adresinde faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin, hali hazırda ticaret sicil kayıtlarıyla da görüleceği üzere “301204- Eğlence ve Sportif Amaçlı Motorlu/Motorsuz Yelkenlilerin, Motorlu Tekne ve Yatların, Sandalların, Kayıkların, Kanoların, Eğlence Amaçlı Hover Kraftların ve Benzer Araçların İmalatı (Polyester Tekneler Dahil)” sektöründe faaliyet gösterdiğini, şirket sermayesinin 100.000,00 TL olup tamamının ödendiğini, şirket ortaklık yapısının ...'ın %100 100.000,00 TL olduğunu, müvekkili şirket faaliyet alanında Ulaştırma Bakanlığına kayıtlı kendi özgün tasarımları ile 9,5 ve 12 mt’lik boyutlarda tekne imalatı yaptığını, faaliyet merkezi olan İzmir ve çevresinde çok fazla rekabetin olmadığı lüks temelli bir sektör olan tekne imalatı tüm organizasyon tamamlandığında (-ki üretim için gereken altyapı kuruludur), kendi pazarını oluşturduğunda (-ki alınan sipariş avansları ve yapılan sözleşmeler de bu hususu göstermektedir.) kar marjı yüksek ve geniş anlamda ülke ekonomisine katma değer sağlama potansiyeline sahip olduğunu, müvekkili şirketin faaliyet alanında genç bir girişimci olduğunu ancak gerekli yoğun çabasıyla üretim altyapısını tamamlayarak faaliyete başladığını, aldığı siparişler ile de faaliyette devamlılığı sağlayabileceğini gösterdiğini, ekonomik olarak ibreyi olumsuz yönde etkileyen başlıca sebeplerin Konkordato Ön Projesinde çok daha detaylı olarak anlatıldığını, müvekkili şirketin satış pazarlama ayağında atılım gerçekleştirmek için 3. Kişi/Şirket ile kurduğu adi ortaklığın olumlu sonuçlanmaması, akabinde diğer ortağın 1,5 yıla yakın sürede imal ettiği ve idari prosedürlerini tamamlayıp tescil ettirdiği kalıplarının çalınması nedeniyle faaliyeti kesintiye uğradığını, akabinde ilk imalat sürecinde edindiği tecrübeyi kullanarak hızlıca kalıplarını tekrar ürettiğini ve faaliyetini sürdürmeye devam ettiğini ancak bu süreçte mevcut müşterilerine karşı olan taahhütlerini yerine getirmekte geciken şirketin bu sebeple öne sürülen hak ve alacak talepleri nedeniyle zorluklar yaşadığını, uygulanan ihtiyati hacizler nedeniyle hem haciz hem de muhafaza baskısı altına girdiğini, makine ve demirbaş kalemine dahil olan ve neredeyse müvekkili şirketin aktifleri içerisinde en büyük değere sahip olan tekne kalıplarının muhafaza altına alınması gibi bir durumda müvekkili şirketin hem taahhütlerini yerine getirememesi nedeniyle aldığı avanslar üzerinden hem de teslimin gerçekleşmemesine dayalı işleyecek cezai şartlardan dolayı iflas ile sonuçlanacak bir yola gireceğini, bu tablonun olumlu bir diğer yönünün de eğer müvekkili şirket haciz ve muhafaza riski olmaksızın faaliyetini devam ettirebilirse mevcut işlerin teslim ile ek mali yük altına girmeyeceği gibi kar marjı yüksek faaliyeti sayesinde gecikmeye girdiği işlerden kaynaklı yükümlülüklerini de vadeye yayarak yerine getirebilme imkanına sahip olacağını, müvekkili şirketin geleceğinin ancak köklü bir çözüm ortaya konularak kurtarılabileceğinin görüldüğünü, nakit akışı bozulan müvekkili şirket yönünden hali hazırda İİK. 285 ve devamı maddelerinde öngörülen “Borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunma” durumunun gerçekleştiğini, kanundaki düzenlemenin ihdas amacı dikkate alındığında görüleceği üzere hem alacaklıların alacağına kavuşması hem de şirketin iflasının önlenip ticari hayatına devam edebilmesi, değer üretmesi ve istihdam oluşturmaya devam etmesinin konkordato taleplerinin kabulüne bağlı olduğunu, müvekkili şirketin, işletme yatırımlarını tamamladığını, alacaklıların bir anda cebri icra ile haciz ve muhafazaya başlaması halinde faaliyet sürdürülemeyeceği için avanslardan kaynaklı borçlar da iş tesliminin mümkün olmaması nedeniyle sözleşmelerden kaynaklı yaptırımlar da karşılanamayacağını, dolayısıyla konkordato ön projesinde somut verileri ile izah edilen borçlarının ödenmesi imkanı kalmayacağı gibi cebri icra yoluyla yapılacak satışlarla aktifler önemli ölçüde düşük değerlerle satılacak, temerrüt faizleri ve cezai şartlar nedeniyle şişecek borç miktarı nedeniyle de malvarlıklarının borcu karşılama oranlarının imtiyazsız alacaklılar aleyhine dönüşmesinin kaçınılmaz olacağını, bu nedenlerle konkordato talebinin kabul edilmemesi halinde şirket borçlarının artacağını, bu durumun konkordato başvurusunda hem davacı müvekkil, hem alacaklılar hem de ticaret hayatı için olumsuz sonuçlar doğacağını, borçların tasfiyesi ve şirketin ticari faaliyetlerinin devamının sağlanması amacı ile müvekkili şirket tarafından ekli dosyada ayrıntılı olarak izah edilen “Konkordato Ön Projesi” hazırlandığını, İİK md 285’ e göre dava şartı olarak görülen ve kısaca “muaccel borçlarını ödeyememe tehlikesi” şeklinde ifade edilebilecek durumun, müvekkilleri yönünden izah etmiş olduğu nedenlerle mevcut olup, anılan madde çerçevesinde konkordato talebinde bulunulduğunu, Konkordato talebinde bulunan müvekkili şirket yönünden taleplerine ek olarak sunulması gereken belgelerin İİK md 286’ da gösterildiğini, buna göre; borçlunun borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli malî kaynağın ne şekilde sağlanacağını gösteren konkordato ön projesi, borçlunun malvarlığının durumunu gösterir belgeler; son bilanço, gelir tablosu, nakit akım tablosu, hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden hazırlanan ara bilançolar, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri ile  elektronik ortamda oluşturulan defterlere ilişkin e -defter berat bilgileri, borçlunun malî durumunu açıklayıcı diğer bilgi ve belgeler, maddi ve maddi olmayan duran varlıklara ait olup defter değerlerini içeren listeler, tüm alacak ve borçları vadeleri ile birlikte gösteren liste ve belgeler. alacaklıları, alacak miktarlarını ve alacaklıların imtiyaz durumunu gösteren liste, Konkordato ön projesinde yer alan teklife göre alacaklıların eline geçmesi öngörülen miktar ile borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktarı karşılaştırmalı olarak gösteren tablo (İflas Analiz tablosu), Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu tarafından Türkiye Denetim Standartlarına göre yapılacak denetim kapsamında hazırlanan ve konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence veren denetim raporu ile dayanakları olarak sayıldığını, İİK md 286 gereğince sunulması zorunlu olan tüm belgelerin dilekçe ekinde sunulduğunu, Konkordato ön projesine göre; malvarlığından satış yapılması planlanmadığını, müvekkili şirketin borca batık olmaması sebebiyle vade konkordatosu teklif edildiğini, bu nedenle de alacaklıların asıl alacaklarından herhangi bir iskonto öngörülmediğini, şirket borçlarını, konkordato projesinin tasdikini müteakip, İskontosuz, Adi alacaklılara Projenin tasdikini İzleyen 3 yılda; yıllık %5 faiz eklenerek 3 ayda bir, yılda 4 taksit olmak üzere toplam 12 eşit taksitte, Kamu alacaklarına proje tasdik aşamasında yasal faiz dahil ödeme yapılması öngörüldüğünü, Personel alacaklarının proje tasdik aşamasında ödenmesi planlandığını, şirket borçlarının toplamı; 31.03.2023 tarihli Aktiflerin Muhtemel Satış Fiyatlarına göre oluşturulmuş ara bilanço da görüldüğü gibi 25.451.151,72-TL tutarında olup, bu tutardan konkordatoya tabi olmayan 14.597,84- TL’lik kısmı çıkarıldığında konkordato projesi içerisinde ne şekilde ödeneceği belirtilmiş borç tutarının 25.436.553,88-TL tutarında borç bulunduğunu, her ne kadar bilançoda 25.436.553,88-TL olarak görünmekteyse de konkordato talebine esas alınan bilanço tarihinin 31.03.2023 olması nedeniyle bu tarihten sonra yapılan işlemler nedeniyle gerçek borç miktarı esası etkilemeyecek nitelikte bazı farklar içerebileceğini, bu konuda konkordato ön projesinde gereken izahatın yapıldığını, Konkordato tekliflerinin kabul edilmemesi ve iflas durumunun ortaya çıkması halinde alacaklıların alacaklılarının taraflarınca 31.03.2023 tarihli kaydi bilanço üzerinden yapılan hesaplama ile yaklaşık 7.132.528,02-TL’ lik bir aktifin adi alacak toplamı olan 25.436.553,88-TL’ nin ancak % 28’ i veya daha düşük bir oranda karşılayabilmesinin mümkün olabileceğini, faaliyetin kesintisiz biçimde sürdürülmesi halinde her ne kadar iş teslimleri sağlanıp herhangi bir sorun çıkmayacaksa da teslimlerin mümkün olmaması halinde sipariş sözleşmelerindeki cezai şartlar nedeniyle öngörülen oranın aşağı yönlü değişme riskinin yüksek olduğunu da söylemek gerektiğini ancak konkordato tekliflerinin kabul görmesi durumunda ise alacaklıların alacağının %100’ünü ve projede öngörülmüş faizlerinin ödenmesi planlandığını, İİK md. 287’ de “Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır.” denildiğini, 286. maddede yazılı belgelerin ibraz halinde mahkemece tensiben 3 aylık geçici mühlet kararı verileceği ve borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli görülen bütün tedbirlerin alınacağı belirtildiğini, İİK md 286 uyarınca sunulması zorunlu belgelerin tamamının dilekçe ve konkordato ön projesi ekinde sunulduğunu, bu nedenle konkordato talep eden müvekkilleri lehine 3 aylık geçici mühlet kararı ve mal varlıklarının korunmasının teminen tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, İİK md. 289.’ De “Mahkeme, kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde verir….. Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması hâlinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verilir.” denilmekte olup, mahkemece müvekkillere atanacak komiser raporunun ve nihayetinde müvekkili şirketin faaliyetleri, tedbirlere gösterilen uyum ile mahkemece kesin mühlet kararı verilmesi durumunda müvekkili şirket konkordato kurumunun ruhuna uygun biçimde verilecek 1 (bir) yıllık kesin mühlet içerisinde alacaklılarıyla projesini istişare edip, kabul ettirebileceğine ve neticeten de konkordatonun tasdikine karar verileceğine inanıldığını, davacı müvekkillerinin, mevcut durum sebebiyle icra ve haciz tehdidi ile karşı karşıya geleceğinin kuvvetle muhtemel olduğunu, davacı müvekkili şirketin imalatını sürdürebilmesi, mevcut taahhütlerini yerine getirip teslimlerin sağlaması ve başta avanslardan kaynaklı borçları eriterek mevcut projenin uygulanabilir kalması için demirbaşlarına, stoklarına ve diğer hak ve alacaklarına yönelik her an haciz ve ihtiyati haciz kararları alınması ve infaz edilmesi halinde ticari faaliyet geri dönülemez şekilde sona erebileceğini, bu sebeple davacı müvekkili hakkında öncelikle geçici mühlet kararı verilerek, mahkeme tarafından uygun görülecek tedbirlerin alınmasını, bilahare konkordato başvurusunun kabulünü talep ettiklerini belirtmiş, öncelikle davacı müvekkili şirketin faaliyetine devam edebilmesi ve malvarlığının korunabilmesi için tensip kararıyla birlikte İcra ve İflas Kanunu’nun 287, 288, 294, ve 295. maddeleri gereğince  derhal, davacı müvekkili şirket bakımından 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine, İİK.’nun 206/1 sırasındaki haklar hariç olmak üzere, 6183 sayılı Kanundan doğan vergi ve her türlü harç, ceza ile SGK alacakları (prim, idari para cezaları dahil) ile ilgili takipler dahil olmak üzere, davacı aleyhine takip yapılmaması, haciz, ihtiyati haciz, e-haciz, ihtiyati tedbir, satış, muhafaza işlemleri uygulanmaması, evvelce yapılmış olan tüm takiplerin durdurulması, yeni takip yapılmamasına, davacının tüm kurumlar ve şirketler nezdindeki hak ve alacaklarının 3. kişilerce haciz, muhafaza ve tahsil edilmesinin önlenmesi, tüm hak ve alacaklarının müvekkil şirkete ödenmesine, davacının takip borçlusu olduğu takiplerde kendisi aleyhine veya 3. Şahıs konumunda oldukları takiplerde kendisine yönelik 89/1 haciz ihbarnameleri gönderilmesinin tedbiren önlenmesi, başta bankalar olmak üzere idare ve tüm alacaklıların takas mahsup haklarının kullanmasının önlenmesine ve Mahkemeniz tarafından uygun görülecek diğer tedbirlerin alınmasına, İİK  289’uncu maddesi uyarınca kesin mühlet verilmesine, davacı müvekkillerin konkordato talebinin kabulüne ve yasada belirtilen sair kararların alınmasına, sonuç olarak yapılacak yargılama neticesinde konkordato taleplerinin tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEMECE: \"...Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı tarafça davacı şirket ...'nin borçlarını ödemede sıkıntıya düştüğünden bahisle alacaklıları ile borçluların ertelenmesine yönelik vade  konkordatosu yapılabilmesi için geçici mühlet verilmesi, geçici ve kesin mühlet verilerek sonucunda konkordatonun tasdikine karar verilmesine yönelik Mahkememize dava açıldığı, davacı yönünden İİK' nin 286.maddesinde belirtilen belgeler dava dilekçesi ile birlikte eksiksiz olarak sunulduğundan, Mahkememizce İİK'nin 287/1.maddesi gereğince geçici mühlet kararı verildiği, verilen geçici mühlet kararı doğrultusunda davacı şirket için konkordato komiseri görevlendirmesi yapıldığı, konkordato komiserinin  Mahkememize verdiği 07.09.2023 tarihli son raporunda  davacı şirketin mahkemeye sunduğu konkordato projelerinin uygulanabilir olduğu ve konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu kanaati ile kesin mühletin verilmesinin uygun olacağının belirtildiği yine Mahkememizce SMMM, sektör uzmanı, makine mühendisi, nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiden oluşturulan 4 kişilik bilirkişi kurulundan alınan 14.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda da  davacı şirketin davacı şirketin 30.09.2023 tarihli rayiç bilançoya göre borca batık olmadığı  ,şirket kayıtlarında şirketin aynı kişilere para ödeyip yine aynı kişilere borçlandığının gösterilmesinin bilançonun yanıltıcı şekilde <br>tutulduğuna kanaat oluşturduğu, davacı şirketin hem borç almış hem de aynı tutarda borç vermiş gibi görüldüğü, bu durumun şirketin borçluluk yapısını değiştirdiği gibi kaynak yapısını da değiştirdiği, hal böyle olunca, ön proje ve komiser raporundaki davacı şirketin 19.201.922,42 TL lik ticari borcunun bu durumda (19.201.922,42-19.037.232,40=) 164.690,02 TL olması gerektiği, davacı şirketin alınan avanslardan oluşan borcu olan 5.967.607,12 TL’yi ve diğer borçlar olarak değerlendirilen 383.905,56 TL’nin ticari borçlara eklenmesi halinde konkordatoya tabi borçlarının (5.967.607,12+383.905,56+164.690,02=) 6.516.202,70 TL olması gerektiği kanaatine varıldığı, davacı şirketin ön projesinde belirttiği kaynaklarının; Kasa : 4.149,58  TL , Alıcılardan Tahsilat  : 216.706,00 TL, Verilen Depozito ve Teminatlar:19.037.232,40 TL olduğu, bilanço aktifinde yer alan (126-Hesap)Verilen Depozito ve Teminatlar hesabında yer alan 19.037.232,40 TL nin kaynak olarak gösterilmemesi durumunda kasasındaki para ve Alıcılardan tahsil edeceği paralar ile (4.149,58 TL + 216.706,00 TL = 220.855,58 TL) toplam kaynağının 220.855,58 TL olduğu bu kaynaklar ile  6.516.202.70 TL’lik <br>borçlarını karşılayamayacak durumda olduğunun tespit edildiği, söz konusu tespitler  göz önüne alındığında davacı şirketin İİK 305/b bendinde bahsi geçen \" teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması \" şartını gerçekleştirmediği ve  davacının kesin mühlet verilmesi talebi ile konkordato talebinin reddinin gerektiği, İİK' nin 308. Maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas sebeplerinden birinin mevcut olması halinde mahkemece davacının iflasına resen karar verilmesinin gerektiği, davacı şirketin tacir sıfatına haiz olup rayiç değerlere göre  borca batık durumda olmadığı , İİK' nin 178 ve 179. Maddesinde belirtilen doğrudan doğruya iflas koşullarının oluşmadığı ve borçlu şirketin  iflasına karar verilemeyeceği incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış davacı şirketin kesin mühlet verilmesi talebi ile konkordato talebinin reddine  karar  vermek gerekmiştir, gerekçesi ile, \"Davacı ... ' nin konkordato talebinin  reddine, mahkememizce konulan ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasına ve konkordato komiserinin görevine son verilmesine,\"şeklinde karar verilmiştir,<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporunun yerinde inceleme yapmadan ortaya koyduğu sonuçlara dayalı biçimde kesin mühlet kararının verilmemesinin dayanaksız olup istinaf taleplerinin kabulünün gerektiğini, hükmün ve gerekçenin, tartışılabilir, denetlenebilir olmadıkça da ortada HMK md 297’ e uygun bir hükmün varlığından da bahsedilemeyeceğini, konkordato komiseri tarafından verilen raporla konkordato ön projesinin uygulanabilir nitelikte olduğu kanaatinin ortaya konulduğunu, yerel mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda ise ön projenin uygulanamayacağı ve müvekkili şirketin performansının düşük olduğu hususunda kanaatin ortaya konulduğunu, bu iki teknik inceleme sonucunda her ne kadar ikinci raporun bir heyet tarafından hazırlanmış olsa da maalesef mahkemenin başvurmaktaki hedefine de hizmet etmediğini, öncelikle özellikle sektör uzmanı ve makine mühendisi tarafından fiziki olarak yerinde inceleme yapılmadığını, taahhüt edilen işlerin sözleşme ve fiili durum bazında değerlendirmeyen bir sektörel incelemenin müvekkili şirketin performansını doğru değerlendirebilmesinin mümkün olmadığını, şirketin faaliyetini yerinde incelemeden hazırlanan raporun, eksik ve fahiş hata ihtiva ettiğini, yerel mahkemenin bu raporu esas alması nedeniyle kararın kaldırılması ve kesin mühletin verilmesinin gerektiğini, alacaklılar arasında eşitsizlik yaratacak bir ödeme durumunun söz konusu olmadığını, mahkemenin gerekçeli kararına da yansıttığı hususlardan bir tanesinin de alacaklılardan ..., ..., ...'a alacaklılar arasında eşitsizlik yaratacak şekilde ödeme yapıldığı olup bu çıkarımın oldukça hatalı olduğunu, çünkü yeterince inceleme yapılmış olsaydı ödeme yapılmadığı, iş teslimi yapılması nedeniyle borcun düştüğünün dikkatten kaçtığını,  sadece bu hususun bile somut olayın takdirinde hataya düşüldüğünü gösterdiğini, borç yapısı ve konkordato kaynağına ilişkin değerlendirmelerin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin borcunu ödemek için iş teslimi yapmak dışında özel bir kaynağa neredeyse ihtiyacının olmadığını, dosyadaki müdahil sayısının azlığı, özel bir imalat sektöründe faaliyet gösterilmesi nedeniyle muhtemel kar marjları sayesinde de yalnızca faaliyetini kesin mühlet süresince devam ettirmesi durumunda konkordato projesinin tasdik edilmesinin olası olduğunu, müvekkil şirket yönünden haciz baskısının güncelliğini yitirmediğini, istinaf incelemesinde öncelikli olarak istinaf gerekçelerimizin kabulü halinde konkordato başvurusunun kesin mühlet süreciyle devamı ve nihayetinde tasdikinin mümkün olabilmesi için mal varlığının muhafazası için tedbir kararı ihdas edilmesi zaruretinin olduğunu, beyanla yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak davacı müvekkilinin taleplerinin ayrı ayrı kabulü ve kesin mühlet kararı verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava,  kesin mühlet verilmesi ve konkordato  istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine  aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Davacı tarafça vade konkordatosu talebinde bulunulmuştur. <br>Davacı tarafla ilgili ilk derece mahkemesince  03.07.2023 tarihinden itibaren başlamak üzere 3 aylık süre ile   geçici mühlet kararı verildiği,  21.09.2023 tarihli ara karar ile   geçici mühletin 03/10/2023 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatılmasına karar verildiği, 30.11.2023 tarihli duruşmada konkordato talebinin reddine ve tedbirlerin kaldırılmasına hükmedildiği anlaşılmaktadır. <br>\"İcra ve İflas Kanununun 285. maddesi ve devamında, borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebileceği hükmü yer almıştır. Bu hüküm doğrultusunda amaç, borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklılara borçlunun  muhtemel bir iflasına nazaran,  daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Ancak bu hüküm kaleme alınırken kanun koyucu bilinçli olarak konkordatonun tasdikini bazı şartlara bağlamış ve mahkemeye bu şartların varlığını resen değerlendirme görevi yüklemiştir.<br> Konkordato projesinin tasdiki için evvela projenin kanunun aradığı nisapla alacaklılar tarafından kabul edilmiş olması gerekmektedir. Bunun yanı sıra davacı borçlu tarafından teklif edilen tutarın kaynaklarıyla orantılı olması ve olası bir iflas halinde alacaklıların eline geçecek tutarın konkordato projesinde vaat edilen tutardan az olması yani konkordatonun alacaklılar için iflasa nazaran daha avantajlı olması gerekir. Bu şartlarla birlikte tasdik harcının yatırılması, imtiyazlı alacakların ve mühlet içi borçların da ödenmesi veya teminata bağlanması diğer şartlar olarak karşımıza çıkmaktadır. \"( Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin  2023/2988 Esas  2023/3398 Karar sayılı ilamı )<br> İİK'nın 287. maddesinde \"Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır.<br>Konkordato işlemlerinin başlatılması alacaklılardan biri tarafından talep edilmişse, borçlunun 286 ncı maddede belirtilen belgeleri ve kayıtları mahkemenin vereceği makul süre içinde ve eksiksiz olarak sunması hâlinde geçici mühlet kararı verilir. Bu durumda anılan belge ve kayıtların hazırlanması için gerekli masraf alacaklı tarafından karşılanır. Belge ve kayıtların süresinde ve eksiksiz olarak sunulmaması hâlinde geçici mühlet kararı verilmez ve alacaklının yaptığı konkordato talebinin de reddine karar verilir.<br>Mahkeme, geçici mühlet kararıyla birlikte konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla bir geçici konkordato komiseri görevlendirir. Alacaklı sayısı ve alacak miktarı dikkate alınarak gerektiğinde üç komiser de görevlendirilebilir. (Ek cümle:6/12/2018-7155/14 md.) Üç komiser görevlendirilmesi durumunda komiserlerden biri, mahkemenin bulunduğu ilde faaliyet göstermek şartıyla Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yetkilendirilmiş bağımsız denetçiler arasından seçilir. 290 ıncı madde bu konuda kıyasen uygulanır.<br>Geçici mühlet üç aydır. Mahkeme bu üç aylık süre dolmadan borçlunun veya geçici komiserin yapa-cağı talep üzerine geçici mühleti en fazla iki ay daha uzatabilir, uzatmayı borçlu talep etmişse geçici komise-rin de görüşü alınır. Geçici mühletin toplam süresi beş ayı geçemez.<br>291 inci ve 292 nci maddeler, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanır.<br>Geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve ted-birlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz.\" hükmü düzenlenmiştir. <br>Somut uyuşmazlıkta, alınan bilirkişi heyeti raporunda şirketin 220.855,58 TL toplam kaynağı ile  6.516.202.70 TL’lik <br>borçlarını karşılayamayacak durumda olduğu tespit edilmiş olup borçlu şirketin konkordato projesinin başarı olasılığından söz etmek mümkün görülmemiştir. İİK'nın 289. maddesinde açıkça yer verildiği üzere, kesin mühlet kararı verilebilmesi için, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması  gerekmektedir. Bu durumda, başarı şansı olmayan konkordato talebi neticesinde, mahkemenin verdiği  kararda  bir isabetsizlik olmadığının kabulü gerekmiştir.<br>              Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına;  İİK'nın 305/b bendinde bahsi geçen \" teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması \" şartını gerçekleştirmediğinin ve konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığının belirlenmiş olmasına,  talep eden  şirketin   borca batık olmadığının anlaşılmasına göre, talep eden vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM    : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/11/2023 tarih, 2023/534 Esas ve 2023/963 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 157,75 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın dairemizce taraflara tebliğine,  <br> Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve İİK'nun 308/a maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren on gün içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01.02.2024\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e6f5d12e0627814d","SID":"a0376ac9368528cd"}}