{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/885 <br>KARAR NO\t\t: 2024/172<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ                                 :  15/03/2016 (Dava) -  26/01/2021 (Karar)<br>NUMARASI\t\t: 2016/314 Esas - 2021/48 Karar<br>DAVA             \t\t: İtirazın İptali <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 01/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 01/02/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/01/2021 tarihli 2016/314 Esas ve 2021/48 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı hakkında ödenmeyen 84.346,95.-TL alacak için 16/02/2016 tarihinde İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2016/2599 Esas sayılı dosyası ile örnek 7 ilamsız takip yapıldığı, borçlu tarafından 24/02/2016 tarihli dilekçe ile gönderilen ödeme emrine itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği,  müvekkili adına davalı şirkete 04/02/2016 tarihinde tebliğ edilen İzmir 15. Noterliği  01/02/2016 tarih 1869 yevmiye no.lu keşide edilen ihtarnamede, müvekkili ... Ltd. Şti.'ne ait ... Bankası hesabından ... adına ... Bankası'nda bulunan hesaba  08/01/2016 günü saat 10:23'de 33.250,00.-TL EFT çıkışı ve 10:38'de 16.000,00.-TL EFT ·çıkışı, yine ... adına açılmış ... Bankası .. Şubesi'ndeki hesaba 08/01/2016 günü saat 11:21'de 35.000,00.-TL havale çıkış işleminin müvekkilinin rızası ve bilgisi dışında bilişim teknolojisi kullanılarak gerçekleştirildiği, anılan şubeye rızaları dışında gerçekleşen bu EFT ve havale çıkışlarının bildirildiği ancak önlem alınarak müdahale edilmeyerek para transferine ve anılan bedellere bloke koyulmadığını, olayla ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, 2016/3811 soruşturma dosyası ile soruşturma başlatıldığını, oluşan zararın müvekkili şirkete ödenmesi gerektiğini aksi halde yargı yollarına başvurulacağını ihtar ettiklerini, müvekkilinin parasını davalı bankaya emanet ettiğini, ancak bankanın gerekli ve yeterli güvenlik önlemlerini almaması nedeniyle müvekkilinin maruz kaldığı 84.250,00-TL+faiz ve ferileri kadar dolandırıcılık olayına maruz kaldığını,  Yargıtay kararları çerçevesinde bankanın zararlarını gidermek zorunda olduğunu, belirtilen nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına, takibe haksız itiraz eden borçlu davalının %20 'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.<br>CEVAP :<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın kullandığı cep telefonuna üçüncü kişilerce yerleştirilen zararlı yazılımlar yoluyla cep telefonuna erişildiği ve gönderilen şifrelere erişildiği, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nün yaptığı operasyonla bu hususun tespit edildiği, bu nedenle soruşturma dosyasının incelenmesi ve ceza yargılanmasının sonucunu beklenmesi gerektiği, dava konusu edilen işlemlerin bankanın kontrol ve denetiminde olmayan, tamamen davacı yanın kullanımında olan cep telefonu üzerinden yapılması nedeniyle Bankanın herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı, davacı yanın İnternet bankacılığı işlemlerinde zorunlu kıldığı \"tek kullanımlık şifre\" seçeneklerinden AKILLI SMS yani müvekkili bankaya bildirdiği cep telefonuna işlem bazında SMS gönderilmesi suretiyle işlem yapma seçeneğini tercih ettiği, ancak davacının müvekkili bankaya bildirdiği cep telefonuna yazılım (uzaktan yönlendirme programı) yerleştirilerek bu aşamadan sonra davacı cep telefonuna gönderilen şifrelerin kötü niyetli üçüncü kişi telefonuna aktarılarak işlemlerin gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan operasyonla faillerin yakalandığı, dava konusu işlemlerin BDDK'nın zorunlu kıldığı tek kullanımlı şifre uygulaması ile gerçekleştirildiğini, müvekkili bankanın akıllı SMS uygulamasını tercih ederek kullandığını, davacının tacir olduğu ve basiretli davranma yükümlülüğünün bulunduğu, davacının bilgisayarı veya cep telefonuna TROJAN vb. virüsler yoluyla statik şifre olarak adlandırılan kullanıcı kodu ve sadece davacının kendisinin belirlediği ve kendisinin bilmesi gereken şifresinin üçüncü kişilerce elde edilmekte olduğu, davacının müvekkili bankanın İnternet sitesine girip işlem yapabilmesi için, kullanıcı kodu, bizzat belirlediği gizli şifre ve cep telefonuna işlem bazında gelecek tek işlemlik şifrenin kullanılması gerektiği, davacının hesabından işlem yapılırken, kullanıcı kodu ve kendi şifresinin hata kodu vermeksizin girildiğini, ardından davacının bildirdiği cep telefonuna gönderilen işlem şifresinin doğru yazılarak işlem yapıldığı, davacının kullanıcı kodu ile kendi şifresini özenle korumakla yükümlü olduğu gibi, cep telefonunu da özenle korumak zorunda olduğu, faiz ve icra inkar tazminatı talebinde haksız olduğu, belirtilen nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yanın üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''....davacıya ait ... Bankası bilgileri ele geçirilerek davacı  hesabından, dava dışı ... adına ... Bankası'nda bulunan hesaba 08/01/2016 günü saat 10,23'de  33.250,00.-TL EFT çıkışı, 10,38'de 16.000,00.-TL EFT çıkışı  ile, yine ... adına açılmış ... Bankası ... Şubesi'ndeki hesaba 08/01/2016 günü saat 11,21'de 35.000,00.-TL olmak üzere  toplam 84.250,00 TL  havale çıkış işlemlerinin internet bankacılığı üzerinden yapıldığı, somut olayda davalı banka tarafından BBDK tebliği gereği sisteminde farklı filtreme ile etkin denetim izi sistemlerinin kurulamadığı, değişen ihtiyaçlar doğrultusunda sistemin müşteri güvenliğini yüzde yüz seviyeye çıkaramadığı, davalı bankanın internet bankacılığını müşterilerine özendirdiği ve kendisine emanet edilen mevduatı koruma özen yükümlülüğü gereğince internet bankacılığı işlemlerinde işlem yapanın gerçek müşteri olup olmadığını belirleme yönünde gelişen dolandırıcılık yöntemlerine karşı bunları önleyici gerekli alt yapıyı sağlayarak güvenlik önlemlerini almadığı anlaşıldığından  3.heyet raporu ve bu raporun ek raporunda davalı bankanın kusuru olmadığı yönündeki tespite itibar edilmemiş, Yargıtayın yerleşik kararları çevçevesinde bankaların objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden doğan hafif kusurlarından dahi sorumlu tutulduğu, Yargıtay 11. HD'nin 2013/3054 Esas ve 2013/19223 Karar sayılı kararında da vurgulandığı  üzere   davacının internet şifresini bilerek üçüncü kişilere verdiği veya kusuru sebebiyle üçüncü kişilerin eline geçmesine neden olduğunun davalı tarafça ispatlanamadığından 1.heyet raporundaki davacının %25 oranında müterafik kusurunun bulunduğu tespitine itibar  edilmemiş, davalı banka davacıya ait hesaptan usulsüz şekilde çekilen paranın tamamı  olan 84.250,00 TL'den   davacıya karşı sorumlu olacağı anlaşıldığından denetime ve hüküm kurmaya elverişli  2.heyet raporu hükme esas alınmış, davacı tarafça  davalıya İzmir 15.Noterliği'nin 01.02.2016 tarihli ihtarnamesi ile  ihtarname çekilerek 7 günlük süre içinde  84.250,00 TL'nin  ödenmesinin ihtar edildiği,  ihtarnamenin 04/02/2016 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalının 12/02/2016 tarihinde temerrüde düştüğü,  tarafların tacir olması nedeniyle 3095 SY.hükümlerinin uygulanabileceği buna göre %10,50 oranında TCMB ticari avans faizi uygulama imkanı bulunduğundan davacının 12.02.2016 temerrüt tarihinden takip tarihi olan 16.02.2016 tarihine kadar  96,95 TL faiz talep edebileceği...'' gerekçesiyle; ''...Davacının davasının KABULÜNE, davalının İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2016/2599 sayılı dosyasındaki  84.346,95 TL borca  itirazının iptaline, takibe bu miktar üzerinden ve takip talebinde belirtilen koşullarla devam edilmesine, 84.346,95 TL’nin % 20’si olan  16.869,39 TL  icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine...'' şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı hesaplarından işlem yapılır iken, kullanıcı kodu ve gizli şifresinin herhangi bir hata kodu vermeksizin, doğru şekilde girildiğini, ardından davacının bildirdiği cep telefonuna gönderilen işlem şifresi de doğru yazılarak işlem yapıldığını, her üç aşamanın da hata kodu vermeksizin geçildiğini, yani davacı yanın iddia ettiği gibi üçüncü bir kişi tarafından işlem yapılmış ise, bu üçüncü kişinin, davacının kullanıcı kodu ve şifresine ek olarak, davacının cep telefonuna yazılım yükleyebilecek şekilde cep telefonuna erişebiliyor olması gerektiğini, davacı kullanıcı kodu ve gizli şifresini korumak zorunda olduğu gibi, kullandığı cep telefonunu bilgilerini de özenle korumakla, kötüniyetli üçüncü kişilerin eylemlerine karşı koruyucu güvenlik önlemlerini ve programlarını kullanmakla yükümlü olduğunu, müvekkili banka ile hiçbir ilişkisi olmayan ve banka tarafından kontrolü mümkün olmayan, bilinmeyen kişi yada kişilerce müşterinin cep telefonuna zararlı yazılım (virüs) yüklenerek müşteriye Banka tarafından gönderilen SMS onay kodlarının kötüniyetli kişilerce edinilmesi (ki  onay kodu tek başına kullanılmayıp Kullanıcı Kodu ve müşterinin sabit şifresi ile birlikte kullanılmıştır)  hususunda Bankanın herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, kötüniyetli üçüncü kişilerin, internet bankacılığı kullanıcılarının bilgisayarlarına ve akıllı cep telefonlarına virüsü e-posta yoluyla sahte fatura vb. şekillerde  gönderdikleri, bilgisayara ve akıllı telefona gelen e-postanın açılmasıyla virüsün aktif hale geldiği, bilgisayar ve akıllı telefon üzerinden bankacılık işlemi yapılmak istendiğinde banka tarafından yollanan güvenlik kodunun virüs sayesinde kötüniyetli kişilere ulaştığı ve bu şekilde hesaplardan kötüniyetli üçüncü kişilerce işlem yapıldığı belirlenmiş, anılan eylemleri gerçekleştiren kişilerin yakalandığını kaldı ki; müvekkili bankaca web sitesinde bu sahtecilik yöntemine ilişkin detaylı duyuru yapılarak kullanıcıların bilgilendirildiğini, bilgisayarlara kötüniyetli üçüncü kişilerce gönderilecek virüsler yoluyla yapılan bu tür sahtecilik/dolandırıcılıklara karşı kullanıcıların uyarıldığını, Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Birimleri vasıtasıyla medya, gazete ve televizyonlar üzerinden de benzer bilgilendirmeleri dönem dönem yapmakta olup, bilinmeyen yerlerden gelen e-postaların açılmaması, bilgisayarlarda koruyucu güvenlik donanımı, programlar kullanılması hususunda uyardığını, davacı tacir olup basiretli davanmakla yükümlü olduğunu, davacının kullandığı cep telefonuna zararlı yazılımlar (virüs) yoluyla uzaktan erişim sağlanması ve internet bankacılığına giriş için gönderilen ek şifrenin ele geçirilmesi, yine internet bankacılığına girişte sadece davacının bilmesi gereken kullanıcı kodu ve şifresinin de birlikte kullanılmasının davacının sorumluluğunda olduğunu, dosya kapsamında mevcut son iki rapor olan 29.05.2019 tarihli bilirkişi raporu ile 29.01.2020 tarihli bilirkişi ek raporları hüküm kurmaya elverişli olmasına rağmen hiç dikkate alınmadığını, talepleri gözardı edilerek dosya kapsamına ve bilirkişi raporlarına da aykırı olarak, tacir olan davacı yanın kusuru yok sayılarak hüküm kurulduğunu, icra takibine konu  edilen tutar ihtilaflı olup yargılamayı gerektirdiğinden davacı yan lehine inkar tazminatının hüküm altına alınmasının da usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek haksız ve dayanaksız kararın kaldırılarak davanın reddine, istinaf incelemesi nedeniyle yapılacak giderlerin ve istinaf vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; davalı banka nezdindeki hesapta bulunan paranın internet bankacılığı aracılığı ile davacının iradesi dışında üçüncü kişilerce çekilen paranın  tahsiline ilişkin başlatılan  icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Güvenli bir internet bankacılık hizmetinin sunulmasında, böyle bir hizmetin alınmasında, normal bankacılık işlemlerindeki yükümlülüklerin yanı sıra hem bankanın hem de müşterinin üzerine düşen bazı ek yükümlülükler vardır. Bu bağlamda, internet bankacılığı hizmetini müşterilerine bankalar sunduğuna göre, bankaların internet bankacılığı sisteminin güvenliğine yönelik tüm tedbirleri almaları ve sistem hatalarını ve eksikliklerini gidererek sistemi bilinen en son teknolojik gelişmeye uygun hâle getirmeleri büyük önem taşımaktadır. Müşterilerin internet bankacılığını kullanmakta olması bankaların mevduatı koruma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı gibi, sorumluluğunu da hafifletmeyecektir. Bu kapsamda işlemlerini internet ortamına taşıyarak daha fazla müşteri kitlesine ulaşmak ve dolayısıyla daha fazla kâr elde etmek isteyen bankanın, buna paralel olarak gerekli teknolojik ve yazılımsal önlemleri alması, gelişen teknoloji karşısında kötü niyetli üçüncü kişilerin internet bankacılığı sistemine girişimlerini anında engelleyecek güvenlik mekanizmasını oluşturması, sistemini sürekli güncelleyerek yenilemesi, herhangi bir usulsüz işlemle karşılaşıldığında gerekli önlemleri almanın yanı sıra müşterilerini de anında bilgilendirmesi gerekmektedir.<br>Bankalar topladıkları mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlar olup, sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir. O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18/2 maddesi gereğince, bankaların tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Özellikle bankaların internet bankacılığı hizmeti vermeye başladıkları andan itibaren özen yükümlülüğünün daha da arttığının kabul edilmesi gerekmektedir.<br>Buna karşılık, hiç kuşkusuz, internet bankacılığı işlemlerinde müşteriler de kendilerinden beklenen her türlü tedbiri almak ve her türlü dikkat ve özeni göstermek zorundadırlar. Bu sebeple bilgisayarlarına başkalarının ulaşmasına imkân tanıyan her türlü gerçek ve sanal saldırıyı önleyici tedbirleri almaları ve bu konuda azami özeni göstermeleri gerekmektedir. Müşterilerin, internet bankacılığında kullanılmak üzere kendilerine verilen özel bilgilerini, banka ve kredi kartlarında olduğu gibi, üçüncü kişilerden özenle koruma ve saklama yükümlülüğü mevcuttur. Bu yükümlülüklerin ihlal edilmesi hâlinde müşterinin kendi kusurundan kaynaklanan bu durumun sorumluluğuna kusuru oranında katlanması gerekmektedir.<br>Bu itibarla, müşterinin internet dolandırıcılığı eyleminin işlenmesinde ve kişisel bilgilerinin kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesinde kusuru var ise 6098 sayılı TBK’nın 52. maddesi gereğince bu kusur, müterafik kusur olarak değerlendirilebilecektir. Bu durumda banka, sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirememesinde kusurlu olmadığını 6098 sayılı TBK’nın 112. maddesi gereğince ispat etmek durumunda olup, ayrıca müşterisinin müterafik kusurunu da ispat etmekle yükümlüdür.<br>Somut olay değerlendirildiğinde; davalı banka, davacının dava dışı ... Bankasındaki  hesabına da aynı şekilde girildiği, tacir olan davacının basiretli tacir gibi davranması gerektiğini, davacının kişisel bilgilerini bir şekilde koruyamadığının anlaşıldığı, davacının kişisel bilgilerini büyük bir olasılıkla kullandığı bilgisayarından veya cep telefonuna Trojan gibi virüsler yoluyla statik şifre olarak adlandırılan kullanıcı kodunun sadece davacının kendisi bilmesi gereken şifresinin ele geçirildiğini bu nedenle müvekkili bankanın kusurunun bulunmadığını savunmuş ise de; dosya kapsamına göre, davacının bankadaki hesaplarına internet bankacılığı aracılığıyla kötü niyetli girişimlerde bulunulduğu,davacıya ait ... Bankası bilgileri ele geçirilerek davacı  hesabından, dava dışı ... adına ... Bankası'nda bulunan hesaba 08/01/2016 günü saat 10,23'de  33.250,00.-TL EFT çıkışı, 10,38'de 16.000,00.-TL EFT çıkışı  ile, yine ... adına açılmış ... Bankası ... Şubesi'ndeki hesaba 08/01/2016 günü saat 11,21'de 35.000,00.-TL olmak üzere  toplam 84.250,00 TL  havale çıkış işlemlerinin internet bankacılığı üzerinden yapıldığı, davalı banka tarafından BBDK tebliği gereği sisteminde farklı filtreme ile etkin denetim izi sistemlerinin kurulamadığı, değişen ihtiyaçlar doğrultusunda sistemin müşteri güvenliğini yüzde yüz seviyeye çıkaramadığı, kötü niyetli girişim sırasında davacının hesabından arka arkaya kısa sayılabilecek aralıklarla  miktar itibarı ile yüksek sayılabilecek para çıkışının yapılmış olması olağan bir durum olmayıp, davalı bankanın İP numaralarının kontrol edilerek farklı İP numaralarından işlem yapıldığının tespit edilmesi halinde davacıya bilgi vererek aynı zamanda hesaplardan paranın çıkışını engellemediği veya hesaptan havale edilen parayı bloke etmediği, davacının bilgileri ele geçirilmiş olsa dâhi bankanın gerekli güvenlik tedbirlerini alsaydı söz konusu eyleminin gerçekleşmeyeceği, davalı bankanın olay tarihi itibariyle gerekli tedbirleri almadığının anlaşılmıştır.<br>Diğer taraftan, davacının kötü niyetli üçüncü kişilerle işbirliği ve suç teşkil edebilecek eyleminin varlığının da davalı bankaca kanıtlanamadığı; kaldı ki, dosyada mevcut İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/324E.-2019/221K. Sayılı karar içeriği nazara alındığında, aksine davacının kendi kusuru ile kişisel bilgilerini üçüncü kişiler ile paylaşmadığının açık olduğu, 19 sanığın 13 ayrı suç teşkil eden eylemleri nedeni ile çok sayıda suç mağduru ile birlikte davacı şirket ve şirket temsilcisinin de ... Bankası ve ... A.Ş. nezdindeki hesaplarından eldeki dosyaya konu olay ile aynı tarihte bilişim yolu ile hırsızlık suçunun mağduru olduğu ve sanıklardan 2 sinin davacıya karşı işlediği bu suçtan cezalandırılmasına karar verildiği; ceza davasına konu 13 ayrı eylemin 9 unda eylemlerin tamamlandığı, 4 ünde ise müşterilerin hesaplarının boşaltıldığı ancak bankaların paralara bloke koyarak tahsilini engellediğinin belirtildiği; kararın gerekçesinde internet  bankacılığı bilgilerinin virüslü mailler vasıtası ile ele geçirilmesi sonrası şikayetçilerin internet bankacılığı vasıtası ile hesaplarına girilerek mağdur müşterilerin hesabından  sanıklara ait hesaplara EFT yapıldığının anlaşıldığı, bu durumda daha özenli davranarak müşterilerin hesabının boşaltılmasına rağmen paraları zamanında bloke ederek  tahsil edilmesinin önlenebileceğinin anlaşıldığı, davalı tarafından davacının müterafik kusurunun ispat edilemediği görülmektedir.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/01/2021 tarihli, 2016/314 Esas ve 2021/48 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 5.761,74-TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.440,45-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 4.321,29-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/02/2024<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4fb81a6d10e4e60a","SID":"b85294ee465110d0"}}