{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA <br>DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/12/2020<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ: 21/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 28/02/2024<br><br>Yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın istinaf edilmesi üzerinde dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17/11/2011 tarihinde, ... ın sevk ve idaresindeki .... plakalı araç ile seyir halindeyken, yaya geçidinden karşıya geçmeye çalışan müvekkili ....a çarpması sonucu müvekkilinin ağır yaralandığını, müvekkilinin kaza tarihinde .... Lisesi ... bölümü .... sınıf öğrencisi olduğunu, o yıl okula gidemediğini, okulu bırakmak zorunda kaldığını, müvekkilinin tedavisine ilişkin giderlerin tümünün kurum tarafından karşılandığını, yakınlarının yardımına ihtiyaç duyduğunu, bakıcı gideri ve tedavi masraflarının davalı .... Kurumundan talep ettiklerini, kaza nedeniyle sürücü .... hakkında, Antalya 12. Sulh Ceza Mahkemesinin .... esas sayılı dosyası ile kamu davası açılmış olup, yapılan yargılamada, davacı sürücünün kazada asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin kusuru olmadığını, bu sebeplerle, davanın kabulünü dava ve talep etmiştir.  <br>DAVALILAR  İSTEMİNİN ÖZETİ  <br>Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın 17/11/2011 tarihinde gerçekleştiğini, motorlu araç kazalarından doğan zararlar nedeniyle tazminat taleplerinin zaman aşımı süresinin KTK ve güvence Hesabı Yönetmeliğinin ilgili maddeleri uyarınca 2 yıl olduğunu, davanın zaman aşımı süresi geçtikten sonra açıldığı için usulden reddini, davaya bakmakla İstanbul mahkemeleri yetkili olduğundan davanın yetki yönünden reddini, olayda davacının asli kusur halinin mevcut olduğunu, kazaya sebep olduğu bildirilen aracın olay tarihini kapsayan mecburi mali mesuliyet sigorta poliçesi bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen araçların motor ve şasi numaraları da belirtilmek suretiyle Mecburi Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesinin araştırılmasını, zira aracın kaza tarihi itibarıyla geçerli bir Mecburi Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi olması halinde, müvekkil kurumun herhangi bir sorumluluğu söz konusu olmayacağından müvekkil aleyhine husumet yöneltilemeyeceğini, davacının geçici işgöremezlik zararlarının teminat kapsamında olmadığını, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; ceza dosyasında da belirtildiği üzere kaza tespit tutanağında vekil edenin  tali kusurlu olarak kabul edildiğini, ancak dosya kapsamı itibari ile davacı tarafın kırmızı ışıkta geçmiş olması ve vekil edenin önünde başka bir arabanın olması ve vekil edenin kırmızı da durduktan sonra yeşil ışık yanması dolayısı ile hareket etmesi, vekil edenin hızının şehir içi hız limitinden kat be kat aşağıda olması nedeniyle vekil edenin anılan kazada kusursuz olduğunu, bu nedenle davacı tarafça vekil edenden talep edilen maddi tazminatı kabul etmediklerini, davacı tarafın, estetik ameliyatı yapılması için tazminat talebini kabul etmediklerini, davacı tarafın estetik yolla düzeltilmesi gerekli herhangi kaza sonucu oluşan bir durumu söz konusu olmadığını, aksi olsa bile 6111 sayılı kanun ile değişik Sosyal Güvenlik Kanunu uyarınca estetik ameliyatların kapsamına alındığını ve bu nedenle Sosyal Güvenlik Kurumundan öncelikle talep edilmesi gerektiğini, bu nedenle vekil edene karşı talep edilen işbu tazminat kaleminin yasaya aykırı olacağını, davacı tarafın okula gitmemesinin tamamıyla kendi isteği ile gerçekleştiğini, her ne kadar kaza ile okula o dönem itibari ile gidememiş olması kabul edilse bile sonrasında davacı kendi isteği ile okuluna devam etmediğini, bu nedenle gerek hayata geç ayılmasından dolayı gerekse kazanç kaybından dolayı talep edilen tazminatları kabul etmediklerini, davacı tarafın kaza nedeniyle herhangi bir iş göremezlik durumu söz konusu olmadığını, manevi tazminatın, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminat olmadığını,  davacı tarafın talep ettiği miktarı kabul etmenin mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının kuruma rücu hakkı bulunmadığından istemi yasal dayanaktan yoksun olup, husumet yönünden reddi gerektiğini, .... ın 17.11.2011 tarihindeki geçirdiği trafik kazası olayından dolayı kurum kayıtlarında herhangi bir işlem kaydına ve açılmış bir dosya kaydına rastlanmadığını, bakım sözleşmesi giderlerinin kurum mevzuatları içerisinde yer almadığını, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler ile refakatçilere mücavir alan yerleşim yeri içindeki nakiller için yol ve gündelik gideri ödenmediğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili Av. .... ilk derece mahkemesine sunduğu ıslah dilekçesi ile; Davacının trafik kazası sonucunda uğramış olduğu geçici ve sürekli iş gücü kaybı zararını, aktüerya bilirkişi raporu doğrultusunda 7.247,92TL geçici iş görmezlik ve 120.432,11 TL sürekli iş görmezlik tazminatının belirlenmesi üzerine, davalılardan müşterek ve müteselsilen tazminini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararı ile;<br>\"1-Davalı ... na yöneltilen davanın reddine,<br> 2-Diğer davalılara yöneltilen maddi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile 127.680,03 TL maddi tazminatın; davalı .... açısından poliçe limitleriyle sınırlı kalmak kaydıyla ve dava tarihinden, davalı gerçek kişiler açısından kaza tarihinden (17.11.2017) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin istemlerinin reddine,<br>3-Manevi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile 3.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden (17.11.2017) işleyecek yasal faizi ile birlikte gerçek kişi  davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin istemlerinin reddine\" karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesinin 12/01/2021 tarihli tashih şerhi ile; <br>\"Hükmün 2. bendinde, \"Diğer davalılara yöneltilen maddi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile 127.680,03 TL maddi tazminatın; davalı .... açısından poliçe limitleriyle sınırlı kalmak kaydıyla ve dava tarihinden, davalı gerçek kişiler açısından kaza tarihinden (17.11.2011) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin istemlerinin reddine\",<br>3. bendinde, \"manevi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile 3.000,00 TL manevi tazminatın  kaza tarihinden (17.11.2011) işleyecek yasal faizi ile birlikte gerçek kişi  davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin istemlerinin reddine,\" şeklinde kararın tashih edildiği anlaşılmıştır.<br>İstinaf eden davalılar .... ve .... vekili Av. ... ın istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın yola atlamak suretiyle gerçekleşen olayda vekil edenin 35 km olan hızı da dikkate alındığında vekil edene kusur atfetmenin mümkün olmadığını, kusur durumunu gösterir bilirkişi raporuna dayalı olarak hesaplanan tazminatın da kabul edilmemesi gerekir iken yerel mahkemece verilen aleyhe kararın kaldırılması gerektiğini, anılan raporunda vekil edene atfedilen %15 kusur oranına yönelik hesaplama yapılması gerekir iken hatalı bilirkişi raporu dikkate alınarak vekil edenin %85 oranında tazminattan sorumlu tutulduğunu, davacı tarafın işbu olayda %15 oranında  kusurunun bulunması dolayısıyla 3. kişi sıfatına haiz olmamakta ve iç ilişki nedeniyle sadece kusuru oranlarında bir tazminat isteme hakkına haiz olduğunu, mahkemece vekil edenin %85 oranında kusura bağlı olarak müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı gerekçesi ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İstinaf eden davalı .... vekili Av. ... ın istinaf dilekçesinde özetle; önceden zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde doğrudan dava açabilecek olan zarar gören bakımından artık dava yoluna gitmeden önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunmanın bir zorunluluk halini aldığını, sigorta kuruluşu, yazılı başvuruyu en geç 15 gün içinde yine yazılı olarak cevaplamaz ya da verilen cevap talebi karşılamaz ise zarar gören artık dava açabilecek veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceğini, başvuru aşamasında davacı tarafından maluliyet raporu ibraz edilmemiş olduğundan bu ön şart yerine getirilmeden dava açıldığını, davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, şayet davacı lehine tazminata hükmolunacaksa da müvekkil kurumun sorumluluğu %15 kusur oranında olacak iken yerel mahkemece verilen kararda müvekkil kurumun %85 oranında tazminattan sorumlu tutulmuş olmasının hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik talepleri tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında olduğunu beyan ederek istinaf talebinde bulunmuştur.<br>İstinaf eden davacı vekili Av ... un istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili davacının sol göz kapağında düşme, göz sinir kaybı nedeniyle küçültme ve görme yetisinde eksilme olduğu belirtildiği halde, Adli Tıp Kurumu raporunda bu yönde bir tespit yapılmadığını,bakıcı giderleri yönünden davanın reddinin hatalı olduğunu, kaza nedeni ile müvekkilin 1 yıl okuluna ara verdiğini, kaza sonrası müvekkilinin psikolojik rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğünü, müvekkili davacı kusur durumu ve uğradığı cismani zararlar duyduğu duyduğu acı ve ızdırabın hiç bir şekilde karşılamadığını, manevi tazminat tutarının az olduğunu beyanla istinaf talebinde bulunmuştur.<br>DOSYA KAPSAMI VE DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ İLE GEREKÇE.<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarara dayalı maddi ve manevi tazminat davasıdır.<br>Davacı, 17/11/2011 tarihinde yaya olarak karşıdan karşıya geçtiği sırada davalı ...ın sürücüsü olduğu aracın kendisine çarpması nedeniyle meydana gelen trafik kazası sonrasında yaralandığını, yaralanması nedeniyle sol alnında kalıcı iz oluştuğunu ve sol göz kapağında düşme meydana geldiğini, kaza nedeniyle bir yıl süreyle lise eğitimine ara vermek zorunda kaldığını, sonrasında da garsonluk yapmak zorunda kaldığını beyan ederek, bakıcı giderinin ödenmesi, alnındaki ve gözündeki arızaların estetik yolla giderilmesi mümkün ise bu ameliyat ve tedavinin ücretinin ödenmesi, estetik yolla giderilmesi mümkün değilse iş göremezlik durumunun belirlenerek iş göremezlik tazminatının ödenmesi, kazanç kaybı nedeniyle zararlarının tazmini ve manevi zararlarının tazmini amacıyla iş bir davayı açmıştır.<br>Olaya konu kaza tespit tutanağı incelendiğinde, davacının asli kusurlu, davalının ise tali kusurlu olarak tespit edildiği görülmüştür. Kaza tespit tutanağında yayalara yanan trafik ışığının sönük vaziyette olduğu yazılıdır. Olaya ilişkin ceza yargılamasının yapıldığı Antalya 12. Sulh Ceza Mahkemesinin .... esas, ... karar sayılı dosyasında yapılan keşif sonrasında alınan trafik bilirkişisi raporunda ve sonrasında alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda, olayda davalının asli, davacının tali kusurlu olduğu belirlenmiş, ceza mahkemesi tarafından da davalı kusurlu kabul edilerek davalı ...in ertelemeli hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Somut dosyada, Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığından alınan ... tarihli kusura ilişkin bilirkişi raporunda; yayaya ilk geçiş hakkını vermeyen davalının %75 oranında kusurlu olduğu, araç trafiğini kontrol etmeden karşıdan karşıya geçen davacının ise %25 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. Sonrasında İTÜ öğretim üyelerinden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan raporda ise, yayalara yanması gereken trafik ışıklarının yanmaması nedeniyle davacının dikkatsiz şekilde karşıya geçmesi nedeniyle %50 oranında kusurlu olduğu, davalının da hızını azaltmayarak dikkatsiz bir şekilde ilerlemesi nedeniyle %50 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. İki ayrı kusur raporu arasında çelişki meydana geldiğinden dosya bu kez Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilmiş, .... tarihli raporda kazanın meydana geldiği yerdeki ışık probleminin %70 oranında kazaya etki ettiği, davacı ve davalının ise %15'er oranında kusurlu oldukları belirlenmiştir.<br>Davacının maluliyetinin tespiti açısından ATK İhtisas Kurulundan alınan .... tarihli raporda, davacının sürekli iş göremezlik durumunun %12,1 olduğu, olay tarihinden itibaren 12 aya kadar geçici iş göremezlik süresinin uzayabileceği bildirilmiştir. Aktüerya bilirkişisi tarafından sunulan raporda ise davacının geçici iş göremezlik zararının 7.247,92 TL olduğu, sürekli iş göremezlik zararının ise 120.432,11 TL olduğu belirlenmiş, bakıcı ihtiyacı olduğu belirlenmediğinden bu yönde bir hesaplama yapılmamış, estetik ameliyatı yönünden de doktor bir bilirkişiden rapor alınması yönünde rapor sunulmuştur. <br>İlk derece mahkemesi tarafından, davacının sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin bilirkişi raporunda belirlenen ve ıslah edilen miktarlar üzerinden kabulüne karar verilmiş, sürekli iş göremezlik talebi kabul edildiğinden estetik ameliyata yönelik talebi açısından davası reddedilmiş, bakıcı ihtiyacı olmadığından SGK'ya karşı açılan davanın reddine karar verilmiş, manevi tazminat talebinin de 3.000,00 TL olarak kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>Tüm bu bilgiler ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde;<br>1-Dava dilekçesinde davacının sol gözündeki arıza yönünden öncelikli talebi, estetik ameliyat gerekmesi halinde ameliyat bedelinin ödenmesine ilişkindir. Dosya kapsamında  ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan .... tarihli maluliyet raporunda davacının sol gözünde meydana gelen arızanın maluliyete etki edip etmediği yönünde her hangi bir değerlendirmede bulunulmadığı görülmüştür. Mahkemece, davacının sol gözündeki arıza yönünden maluliyet halinin oluşup oluşmadığı, bu arızanın estetik ameliyatla giderilip giderilemeyeceği, giderilebilecek ise maliyeti konularında bilirkişi raporu alınmadan karar verilmesi yoluna gidildiği anlaşılmıştır.<br>Bu durumda mahkemece davacının öncelikli talebi olan ve istinaf sebebi olarak ileri sürülen, sol gözündeki arıza yönünden estetik tedavinin gerekip gerekmeyeceği ve tedavinin mümkün olup olmadığı konularında, estetik tedavi ile giderilmesi mümkün değil ise sol gözdeki arızasının maluliyet oranına etkisi hususunda ATK ilgili ihtisas dairesinden rapor alındıktan sonra, estetik tedavinin gerekli ve mümkün olması halinde bunun için yapılması gerekli giderin ne olacağı konusunda uzman doktor bilirkişiden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; maluliyet raporunda dikkate alınmayan sol gözdeki arıza yönünden davacının terditli talebi olan iş göremezlik tazminatı talebine öncelik verilerek bu konuda hüküm kurulması hatalı olup, eksikliklerin giderilerek yeniden karar verilmesi amacıyla kararın kaldırılması gerekmiştir.<br>2-Dava dilekçesinde davacının bakıcı giderine ilişkin talebi bulunmasına karşın ilk derece mahkemesi tarafından davacının bu talebi yönünden bir değerlendirme yapılmadığı, ATK'dan alınan maluliyet raporunda bu konuda her hangi bir değerlendirmeye yer verilmediği, mahkemece de bu konuda ek rapor alınması yoluna gidilmediği, dolayısıyla bu talep yönünden yeterli araştırma yapılmaksızın davanın reddi yönünde hüküm kurulduğu görülmüş olmakla, bakıcı giderine ilişkin talep yönünden davacının olay nedeniyle bakıcı ihtiyacı olup olmadığı, ihyitaç varsa süresinin bildirilmesi yönünde ATK ilgili İhtisas Kurulu'ndan rapor alınarak  eksiklikler giderildikten sonra yeniden karar verilmesi amacıyla kararın kaldırılması gerekmiştir.<br>3-Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının  özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.<br>Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Kanan yolu merciinin hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.<br>Bu bilgiler ışığında somut dosya kapsamı değerlendirildiğinde; dava dilekçesinde davacının kazanç kaybına (ekonomik geleceğinin sarsılmasına) ilişkin de talepleri bulunmasına karşın ilk derece mahkemesi tarafından davacının bu talebi yönünden bir değerlendirme yapılmadığı gibi gerekçeli kararda da bu talebe ilişkin her hangi bir gerekçeye yer verilmemiştir. 6100 sayılı HMK 297. maddesi gereğince kararların gerekçeli olması gerektiği yönündeki düzenlemeye de dikkat edilerek, dava dilekçesinde yer alan davacının kazanç kaybına (ekonomik geleceğinin sarsılmasına) ilişkin talebi ve özellikle 1 yıl süreyle lise eğitimine ara vermek zorunda kaldığı döneme ilişkin kazanç kaybı talebi ile ilgili araştırma yapılıp, delilleri toplanarak gerekirse bilirkişi raporu alındıktan sonra bu konuda bir karar verilmesi gerekirken, gerekçeli kararda gerekçeye dahi yer verilmeksizin hüküm kurulması hatalı olup, eksikliklerin giderilerek yeniden karar verilmesi amacıyla kararın kaldırılması gerekmiştir.<br>4-Somut dosyaya konu kaza tespit tutanağında davacının asli, davalının tali kusurlu olduğunun belirlendiği, somut olaya konu ceza dava dosyasında alınan trafik bilirkişisi raporu ve ATK trafik ihtisas Dairesi raporlarında ise davalının asli davacının tali kusurlu olduğunun  belirlendiği, somut dosyada Ankara ATK Grup Başkanlığından alınan raporda ise davalının %75 davacının %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, yine somut dosyada alınan İTÜ öğretim üyelerinden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinin raporunda davalının ve davacının %50'şer oranında kusurlu olduklarının bildirildiği, somut dosyada ATK Trafik İhtisas dairesinden alınan raporda ise kaza yerindeki ışık probleminin %70 oranında kazaya etki ettiği, davacı ve davalının %15'er oranında kusurlu oldukları yönünde raporlar alındığı ve ilk derece mahkemesince somut dosyada ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan son kusur raporuna itibar edilerek karar verildiği görülmüştür. Ceza dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda davalının asli davacının tali kusurlu olduğu belirlenmiş, ışık probleminin kazaya etkisi yönünden herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemiştir. Bu durumda somut dosyada ve ceza dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan iki ayrı kusur raporunun çelişkili olduğu aşikardır. Bu durumda, somut dosyada Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığından alınan kusur raporu ile İTÜ öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan rapor arasında oluşan çelişki nedeniyle bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde ve ATK Trafik İhtisas Dairesinin somut dosyada sunduğu kusur raporu da incelenip tartışılarak rapor alınması amacıyla dosyanın Karayolları Fen Heyetinden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilerek alınacak kusur raporunun sonucuna göre  karar verilmesi amacıyla kararın kaldırılması gerekmiştir.<br>5-Tüm bu nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan gerekçelerle 6100 sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (a-6) bendi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, sair istinaf nedenlerinin şu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf isteminin yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜNE, Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - .... Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Tarafların  peşin yatırdığı istinaf karar harcının istekleri halinde iadesine, <br>4-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 21/02/2024 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.<br><br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"17011c4792a4bbde","SID":"af8484de2c38f29e"}}