{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/195 <br>KARAR NO\t\t: 2024/361<br>KARAR TARİHİ\t: 13/02/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/11/2023<br>NUMARASI\t\t: 2019/121 Esas ve 2023/907 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 13/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 13/02/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:<br>DAVA : <br>Davacı dava dilekçesinde, müvekkili davacının hamili olduğu, dava dışı ... Şti tarafından davalı ...bank A.Ş Bornova Şubesinin 30/11/2014 tarihli 408632 seri nolu 6.500-TL bedelli, 30/04/2015 tarihli 413047 seri nolu 8.000-TL bedelli ve 31/05/2015 tarihli 413048 seri nolu 8.000-TL bedelli çeklerin zorunlu karşılığının davalı bankadan tahsili için İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2015/12544 E sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının icra takibine itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Mahkemece; \"...Toplanan deliller, bütün dosya kapsamı, alınan bilirkişi raporları ve istinaf ilamına göre; Davacı vekili hamili olduğu çekler için zorunlu karşılıklarını muhatap bankadan talep ettiği, muhatap bankanın keşideci imzasının çek hesap sahibinin imzası ile uyumlu olmadığından bahisle zorunlu çek karşılığının ödenmesini red ettiği, İzmir BAM 17. Hukuk Dairesinin 16/12/2017 tarih, 2015/1262 Esas, 2017/153 sayılı karar kapsamında tekrar yapılan araştırma ve toplanan delillere göre  İstanbul ATK' fizik ihtisas dairesinden imza incelemesi yaptırılmış, fizik ihtisas dairesinin 21/12/2022 tarihli asıl ve 20/06/2023 tarihli ek raporuna göre incelemeye konu dava konusu çeklerdeki imzaların dava dışı keşideci şirket ... Ltd. Şti. yetkilisi ...'a ait olmadığının tespit edildiği, bu sebeple bankanın dava konusu çekler sebebiyle zorunlu karşılıkları ödemeden sorumlu olmadığı, alacağa konu çekteki keşideci imzasının davacı huzurunda bizzat atılıp atılmadığı hususu açıkça belli olmadığından çeki takibe koymaktan davacının kötü niyeti sabit olmadığından davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur...\" şeklinde tavzih talebinin reddine karar verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF NEDENLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı banka, müşterisine verdiği ve karşılıksız çıkan dava konusu çeklerden dolayı çek teminat bedelini ödemekle yükümlüdür. Bedeli talep edilen çekler ile ilgili davalı bankanın, keşideci imzasının bankadaki imzalarla uyuşmaması sebebiyle çek teminat bedelini ödemekten kaçınma ve imza incelemesi yapmak gibi bir yetkisi bulunmadığını, kaldı ki, keşideci tarafın talep konusu çeklerle ilgili olarak çeklerin çalınması kopyalanması veya her hangi bir sahteciliğe konu olması gibi bir başvurusu da bulunmadığını, daha önce dosya kapsamında alınan, dava dışı çek keşidecisi ... Şti.'nin çek keşide tarihi itibariyle yetkilisi olan ...'ın imza incelemesi yapılması kararına ilişkin Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 21/12/2022 tarihli rapora yapmış olduğumuz itirazlarımız doğrultusunda dosya yeniden rapor alınmak üzere ATK ya gönderilmiş ve Adli Tıp Kurumu tarafından 20.06.2023 tarihli rapor ile \"..inceleme konusu çeklerde ... açısından yürütülen incelemede evvelce verilmiş 2022/162018/9416/9056 sayılı ve 21.12.2022 tarihli raporumuza eklenecek bir husus bulunmadığı,\" belirtildiğini, bu nedenlerle İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/11/2023 tarihli 2019/121 E. ve 2023/907 K. Sayılı kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME,<br>DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2023 tarihinden itibaren ise, bu sınır 17.830,00 Türk Lirasıdır. Davacı tarafın istinafa konu ettiği miktarın 3.648,01 TL olması nedeniyle 08/12/2023 tarihli karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)<br>Somut olayda; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)<br>Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüte mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davacının istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk derece mahkemesi kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi uyarınca kesin olması sebebiyle davacının istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,<br>2-Davacının yatırmış olduğu 1.169,40 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 427,60 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,<br>3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.13/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c43a76e04f504467","SID":"03d143f1cdd3801c"}}