{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/175 <br>KARAR NO\t\t: 2024/153<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/11/2023 (Ara Karar)   <br>NUMARASI\t\t: 2023/625 Esas (Derdest Dosya)<br>DAVANIN KONUSU\t: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 01/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 01/02/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/11/2023 tarihli ve 2023/625 Esas sayılı ara karar dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı/ihtiyati tedbir isteyen vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin, Aydın ilinde faaliyet gösteren 84 oda 168 yatak kapasiteli ...'nın sahibi ve işleteni olduğunu, müvekkilinin, davalı şirketin % 50 hisse payına sahip ortağı olduğunu, davalı şirketin sahibi olduğu otelin faaliyette olmadığı 2018 yılında, şirketin ve otelin sahibi olan dava dışı ...'ın müvekkiline kendi hisselerinin yarısını satarak ortak olmayı teklif ettiğini ve o tarihte faal olmayan oteli de 3-4 ay içinde işletmeye açacağını belirttiğini, müvekkilinin teklifi kabul etmesi üzerine, taraflar arasında imzalanan 18.09.2017 tarihli Ortaklık Protokolü uyarınca müvekkilinin 8.000.000 TL ödeyerek davalı şirketin %50 hissesine tekabül eden 16.000 hisseyi dava dışı ...'tan devir aldığını ve bu suretle de müvekkil ile dava dışı ... davalı şirkette % 50 - % 50 ortak olduklarını, bu hususun 13.03.2018 tarihli ve 9535 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlandığını, müvekkilinin devir bedeli olan 8.000.000 TL'yi de dava dışı ...'a nakden ve eksiksiz olarak ödediğini, dava dışı ..., müvekkili ile ortak olmadan önce alınan karar uyarınca şirket müdürü sıfatıyla davalı şirketi \"30.09.2014 tarihinden itibaren 25 yıl münferiden\" temsil ve ilzama yetki almış olduğunu, bu yetkiyi aldığı 30.09.2014 tarihinden beri davalı şirketin tek imza yetkilisi ve tek temsilcisi olduğunu, dava dışı ...'ın müvekkili ile ortaklık kurduktan sonra da müvekkili, şirketin % 50 ortağı olmasına ve kendisiyle aynı pay oranına sahip olmasına rağmen, şirket müdürü olarak şirketi tek başına ve münferit imzası ile yönetmeye devam ettiğini, müvekkilinin 2018 yılından beri davalı şirketin %50 ortağı olmasına rağmen, şirketin yönetim ve idaresine hiç katılamadığını, yönetimde söz sahibi olamadığını, aradan geçen bu yaklaşık 5 yıllık sürede davalı şirket hiç genel kurul toplantısı yapmadığını, kar payı dağıtmadığını, kazanç paylaşmadığını, şirketin diğer ortağı olan dava dışı ...'ın aile üyeleri şirkete maaşlı çalışan olarak alındığını, şirket kötü yönetildiğini, emsal işletmelere nazaran ya zarar ettirildiğini ya da düşük karlılıkla işletildiğini, müvekkilinin yönetime katılması ve davalı şirket ile ilgili doğru ve gerçek bilgi ve belge almasının engellendiğini, TTK m.636/f.3'ün \"haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir.\" şeklindeki açık hükmü uyarınca, haklı sebeplerin bulunduğunu ortaklardan her birinin dava yolu ile şirketin feshini talep edebileceğini hükme bağlandığını, haklı sebeplerin neler olduğu madde metninde açıkça yazılmadığını, haklı sebeplerin varlığının tespiti hususunda takdiri hakime bıraktığını, yasanın kendisine tanıdığı geniş takdir yetkisi doğrultusunda hakim, olayın somut şartları, fesih gerekçeleri, şirketin durumu, ortaklık yapısı gibi tüm hususları dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirecek ve haklı sebeplerin varlığı hususunda karar vereceğini, bu somut durumun ortaklıktaki güven ilişkisini müvekkili açısından tamamen ortadan kaldırdığını, zira müvekkilinin, ortak olduğu tarihten beri kendisini şirket yönetimine hiçbir şekilde dahil etmediğini, şirket bilgilerini ve hesaplarını tam ve eksiksiz olarak kendisiyle paylaşmadığını, kar payı dağıtılmasına karar vermeyen ve aile bireylerini şirkete maaşlı olarak işe alan diğer ortağına karşı olan güvenini tamamen kaybettiğini, tüm bu yaşananlar ve somut durum karşısında ortaklılığının devamının dürüstlük kuralı gereği müvekkili bakımından çekilmez hâle geldiğini, müvekkilinin mevcut şartlar altında bu ortaklığa devam edebilmesi mümkün olmadığını, ortaklığın bu şekilde ve bu koşullarda devam etmesi de mümkün olmadığını, davalı şirketin feshi için TTK m. 636/f.3 hükmünde belirtilen \"haklı sebepler\" gerçekleştiğini, müvekkilinin bu durumdan duyduğu rahatsızlığı, sahip olduğu ortaklık haklarını ve şirketin yönetim ve temsilinde eşit haklara sahip olması gerektiğini, diğer ortak olan dava dışı ...'a defalarca iletmiş olmasına rağmen durumda hiçbir değişiklik olmadığını, dava dışı ... müvekkili kar payı vereceği ve ortaklık hissesini ödeyeceği  yönünde vaatlerle sürekli oyalayarak şirketi tek başına yönetmeye, temsile ve ilzama devam ettiğini, dava dışı ..., eşi, oğlu ve kızı dahil pek çok akrabasını davalı şirkette işe alarak maaşa bağladığını, bu suretle hem şirketin ve otelin kontrolünü ve yönetimini tamamen kendi eline geçirdiğini, hem de kendi yakınlarına şirket üzerinden kazanç sağladığını, ortakların eşit haklara ve hisselere sahip olduğu iki ortaklı bir limited şirkette, şirketin sadece bir ortak tarafından yönetilmesi ve buna karşılık diğer ortağın şirket yönetiminde ve idaresinde hiçbir şekilde söz ve yetki sahibi olmaması kabul edilebilir bir durum olmadığını, yönetim yetkisini eline almış olan aynı hisse yapısına sahip ortak şirketin önemli pozisyonlarına akrabalarını işe almış göstererek şirket malvarlığını eksiltmekte olduğunu, şirketin kar zarar durumunu doğrudan etkilemekte olduğunu, şirketin feshini haklı kılan gerekçelerden bir diğerini oluşturduğunu, ihtiyati tedbir taleplerinin teminatsız olarak kabulü ile dava süresince müvekkilinin ortaklıktan doğan haklarının ve şirketin malvarlığının korunması amacıyla ivedilikle diğer ortağın müdürlük görevinden azli ile tüm imza yetkilerinin iptal edilmesi ve davalı şirkete yönetim kayyımı atanması gerektiğini, davalı şirketin kötü ve tek taraflı yönetimi, müvekkilinin davalı şirketin mali ve idari yönetimine hiçbir şekilde dahil edilmediği hususları ayrıntısıyla izah edildiğini, huzurdaki davanın ikame edilmesi üzerine Sayın Mahkememizce talepleri hakkında bir hüküm kurulması zaman alacak ve zaman dilimi içinde davalı şirketin gerek idari ve gerekse de mali yönetimi dava dışı diğer ortak ...'ın münhasır yetki ve inisiyatifinde olmaya devam edeceğini, huzurdaki yargılama süresince davalı şirketin ve şirket yönetimindeki otelin gerek idari ve gerekse de mali yönden zarara uğratılması, borçlandırıcı işlemler yapılarak şirketin borç altına sokulması tehlikesi ve riski mevcut olduğunu, bu halde müvekkilin telafisi imkansız zararlara uğrayacağı da izahtan vareste olduğunu, bu nedenlerle öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin teminatsız olarak kabulünü davalı şirkete tüm masrafı ve ücreti davalı şirketçe karşılanmak üzere huzurdaki davada verilecek karar kesinleşene dek yönetim kayyumu atanmasını, davalı şirketin maliki bulunduğu ... ili, ... İlçesi, ... Mah. ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazın (... oteli binasının) üçüncü kişilere olası devrinin ve temlikinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilerek bu hususun ilgili tapu müdürlüğüne bildirilmesine ve tapu siciline de şerhini, haklı davalarının kabulü ile yukarıda açıklanan sebeplerle davalı şirketteki ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlık ve güven ilişkisinin sona ermesi sebebiyle öncelikli olarak TTK m. 636/f.3 uyarınca davalı şirketin feshini ve tasfiyesini, davalı şirketin feshi taleplerinin kabul edilmemesi halinde TTK.m.636/f.3 hükmünde mahkemeye tanınan takdir hakkı çerçevesinde duruma uygun gerekli kararların alınmasına, tüm yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP :<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; şirketin feshini gerektirecek haklı bir sebep bulunmadığını, davacı tarafın da kabul ettiği gibi davacı şirket ortağı olmadan önce diğer ortak ...ın temsil yetkisi bulunduğunu, davacı şirket ortağı olduğunda bu hususun belli olduğunu, buna rağmen davacının diğer ortağın 25 yıllık temsil yetkisini şimdi şirketin feshi sebebi olarak ileri sürmesinin haklı bir neden olmadığını, iyiniyet kuralları ile de bağdaşmayacağını, şirket genel kurulunun son olarak 29.02.2020 tarihinde yapıldığını, davacı tarafın 18.08.2020 tarihinde şirket hissesini yazılı sözleşme ile diğer ortak ...'a sattığını, daha sonra 09.09.2020 tarihinde ise davacı diğer ortağının onayı ile hisseni bu kez ...'ya adi yazılı sözleşme ile sattığını, davacının şirket hissesinin satttıktan sonra şirket genel kurulu yapılmadığını, davacı taraf şirket hisselerini satıp fiili olarak şirketten ayrıldığını, ancak resmi olarak hisse devrinin tescil edilmediğini, şirketin diğer ortağının bu nedenle genel kurul yapamadığını, davacının fili olarak şirketten ayrıldığını, diğer ortağın da resmi olarak kayıtlara geçmediğinden bu süre zarfında genel kurul toplantısı için uygun zemin bulunamadığını, genel kurulun yapılmamasının diğer ortağın kusurundan kaynaklandığını, genel kurul yapılmasını isteyen ortağın bunu yasal yollardan talep etme hakkı olduğunu, ticaret hukukunda şirket tüzel kişiliğini yaşatmanın esas olduğunu, bu nedenle şirketin devamını gerektirecek imkanların bulunması halinde şirket feshine karar verilmemesinin gerektiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>İlk derece mahkemesince; \"...davacı vekilinin davalı şirkete yönetici ve denetçi kayyımı atanması ve davacı ile birlikte çift imza ile şirketin dava süresince yönetilmesine ilişkin tedbir talebinin reddine.... \" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece hüküm kurulana ve karar kesinleşene dek masrafı ve ücreti davalı şirkete ait olmak üzere, teminat aranmaksızın mahkemenin 29.11.2023 tarihli tedbir talebimizin reddine dair ara kararının kaldırılarak tedbir taleplerinin teminatsız olarak kabulüne; bu çerçevede TTK.m.636/f.4 hükmü de gözetilerek; öncelikle davalı şirkete yönetim kayyumu atanmasına, şirket müdürünün görevden el çektirilmesine, mahkemece atanacak kayyum tarafından şirketin yönetilmesine, bu taleplerinin  kabul görmemesi halinde davalı şirketin % 50 hisseye sahip iki ortak tarafından çift imza ile temsil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; 6102 sayılı TTK' nın 636/3 maddesi uyarınca limited şirketin haklı nedenle feshi istemine ilişkindir.<br>Talep ise; şirketin feshi davasında yönetici kayyımı, denetim kayyımı veya şirket temsilcisinin yetkisinin davacı ile birlikte kullanması istemine ilişkindir. <br>Mahkemece; tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup, karar davacı/ihtiyati tedbir vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Somut olayda; TTK'nun 636/4 maddesinde ise fesih davası açıldığında mahkeme, tarafların birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alacağı belirtilmiş ise de, davacı tarafça ileri sürülen şirketin kötü ve kötü niyetli yönetim nedeniyle zarara uğratıldığı ve dava süresincede zararın artırılacağına dair  iddiasının yargılamada yaklaşık ispatının gerektirdiği, aslolanın şirketin özel hukuk alanında faaliyetlerinin devamının ortaklar kurulunca seçilen yöneticiler tarafından sürdürülmesi olduğu, toplanan deliller ve davanın geldiği aşama nazara alındığında davalı şirketin yöneticisinin değiştirilmesi, denetim veya yönetici kayyımı atanması şartlarının oluşmadığı, yaklaşık ispatın bu  aşamada gerçekleşmediği ve şirkette organ boşluğu da bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece talebin reddedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmamaktadır. <br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.nun 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak  davacı  vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı/ihtiyati tedbir isteyen vekilinin Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/11/2023 tarihli ve 2023/625 Esas sayılı ara kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 157,75-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"25f2fe9a06db8994","SID":"cd71742ddb35e8cc"}}