{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2603 <br>KARAR NO: 2024/287<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1 Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 20/10/2020<br>NUMARASI: 2017/49 E. - 2020/179 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın Türkiye'nin en büyük gruplarından biri olan ... Grubuna bağlı şirketler arasında yer aldığını, müvekkili şirketin üretim, ihracat, istihdam rakamlarının büyüklüğü ve dünya pazarlarındaki rekabet gücüyle Türkiye ekonomisinde çok önemli bir yere sahip olduğunu, 1925 yılında ...  tarafından başlatılan ticari faaliyetlerin 1975 yılında ...  makineleşme yatırımıyla büyüdüğünü, 2005 yılında ...  Grubunu ...'ün devraldığını, şirketin yapı malzemeler, otomotiv, sigorta, lojistik ve petrol alanında yatırımlar yaptığını, müvekkili firmanın üretim, ihracat ve istihdam alanında büyümeyi sağladığını, ... Grubunun 4000 çalışanı, 11 fabrikası ile 45 ülkeye ihracat yaptığını,  ... Grubunun sahip olduğu saygınlık ve marka imajı ile Türkiye piyasası hakkındaki bilgi ve deneyimi sayesinde ana faaliyet alanlarında büyüdüğünü ve Türkiye ekonomisinin gelişimine katkı sağlayan önemli bir güç haline geldiğini, müvekkili firmanın sanayi (seramik, mobilya, vitrifiye, kiremit, tuğla), otomotiv, sigorta,  lojistik ve petrol başta olmak üzere birçok kolda faaliyet gösterdiğini, müvekkili firma ürünlerinin \"...\" markası adı altında piyasaya sunulduğunu, müvekkili şirketin piyasaya sunduğu ürünlerin kalitesi, verdiği hizmetin hızlılığı ve güvenirliği ile \"...\" ibaresini bilinen ve maruf bir marka haline getirdiğini, müvekkili firmanın \"...\" ibareli marka tescil ve başvurularının ... tescil başvuru numaralı \"...\" markasının, 19.sınıf,  ... tescil başvuru numaralı ... markasının, 11/19 sınıf, ... tescil başvuru numaralı, ... markasının, 11/19 sınıf, ... tescil başvuru numaralı, ... markasının, 11/19 sınıf, ... tescil başvuru numaralı, ...+ŞEKİL markasının, 19.sınıf, ... tescil başvuru numaralı, ... ŞEKİL markasının, 11.sınıf, ... tescil başvuru numaralı, ... ŞEKİL markasının, 11/19 sınıf, ... tescil başvuru numaralı, ... ŞEKİL markası, 11/19 sınıf, ... tescil başvuru numaralı, ...+ŞEKİL markasının, 11/19 sınıf, ... tescil başvuru numaralı, ...+ŞEKİL markasının, 11/19 sınıf, ... tescil başvuru numaralı, ...+ŞEKİL marka, 11/19 sınıf, ... ...+ŞEKİL marka, 11/19 sınıf, ... .... ŞEKİL  11/19 sınıf, ... tescil numaralı ...+ŞEKİL markasının, 11 sınıf, ...  tescil numaralı ...+ŞEKİL markasının, 11/19 sınıf, ... tescil numaralı ... markasının, 19 sınıf, ...  tescil numaralı ... markasının, 01/17 sınıf, ... tescil numaralı ... markasının, 19/37 sınıf, ... tescil numaralı ... markasının, 35/37 sınıf, .... tescil numaralı ... markasının, 19/35 sınıf, ... tescil numaralı ... markasının, 35/37 sınıf, ... tescil numaralı ...  markasının, 35/37 sınıf, ... tescil numaralı ... markasının, 35/37 sınıf, ... tescil numaralı ... markasının, 35/37 sınıf, ... tescil numaralı ... markasının, 11/19/35/37 sınıf, ... tescil numaralı ...  markasının, 11/19 sınıf, ... tescil numaralı ... markasının, 11/19/35 sınıf, ... tescil numaralı ... markasının, 01/17 sınıf, ... tescil numaralı ... markasının, 11/35 sınıf, ... tescil numaralı ... markasının, 11/19/35 sınıf, ... tescil numaralı ... markasının, 17. Sınıf, 2016/21009 tescil numarasının ... markasının, 11/19/35 sınıf'ta tescilli olduğunu, davalının müvekkili şirket adına tescilli \"...\" ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan, tamamen kötü niyetli olarak,  müvekkili şirket marka tescil kapsamında bulunan aynı ve benzer mal ve hizmetler için Türk Patent Enstitüsü nezdinde markalar tescil ettirdiğini belirterek, davalı adına kayıtlı, ... sayılı \"...\", ... sayılı \"...\", ... sayılı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, yine davalı adına tescilli ... sayılı ...  ibareli markanın kullanılmama nedeniyle iptali ile sicilden terkinine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... markalarının gerçek, üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunu, haksız ve hukuka aykırı açılan davanın reddinin gerektiğini, müvekkilinin başvuru tarihi 05/10/2007 olan ... sayılı ... ibareli tescilin, başvuru tarihi 21/08/2014 olan ... sayılı ... ibareli tescilin, başvuru tarihi 24/12/2014 olan ... sayılı ... ibareli tescilin, başvuru tarihi 24/12/2014 olan ... sayılı ... ibareli tescilin sahibi olduğunu, müvekkilinin söz konusu markalara dair tescil belgesi kopyalarının cevap dilekçesi ekinde sunulduğunu, müvekkilinin tesciller  ile de korunan söz konusu markalar üzerinde gerçek, üstün ve öncelikli hak sahipliğinin de mevcut olduğunu, davacının dayanak tescilleri incelendiğinde, müvekkilinin tescillerinin davacı tescillerinden çok daha önce olduğunu, müvekkilinin ... ibareli marka başvurusunun tarihinin 05/10/2007 olduğunu, müvekkilinin söz konusu markalar için tescil elde etmeden önce de söz konusu markaları kullanarak gerçek hak sahipliğinin de elde ettiğini, müvekkilinin ...markalarını ihdas eden, kullanan, piyasada maruf hale getiren ve markalar üzerinde bu şekilde gerçek hak sahipliğinin elde eden konumunda olduğunu, müvekkili tarafından keşide edilen söz konusu faturalar içerisinde, müvekkilinin ... markalarının kullanımını gösterir 1999, 2003, 2004 yıllarına ait faturaların yer aldığını, söz konusu faturalarda keşide eden şirketin, her ne kadar\" ... Anonim Şirketi \" olarak gözükse de, söz konusu şirketin müvekkilinin bağlı şirketi olduğu \"...\" çekirdek unsurundan da anlaşılmakta olduğunu, yönetim kurulundaki kişilerin de aynı kişiler olduğunu, böylelikle müvekkili şirket ile fatura üzerinde gözüken dava dışı şirket birbiri ile ilişkili/bağlı şirketler olduğunu, müvekkilinin dava konusu markalarının müvekkilinin resmi web sitesi içeriğinde en azından 1998 yılından beri tanıtıldığının ve kullanıldığının görüldüğünü, davacının \"ŞEKİL+...\" ibareli markalarının müvekkilinin ... markalarının benzer olmadığını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin de mevcut olmadığını, davacının ... markalarının zayıf markalar olduğunu, ayırt ediciliği düşük zayıf markaların koruma alanının daha dar olduğunu, davacının müvekkilinin ... sayılı ... marka başvurusu aleyhine hem 1.sınıf açısından hem de 19.sınıf açısından itiraz başvurusunda bulunduğunu, davacının söz konusu itirazlarının 1.sınıf açısından reddedildiğini, müvekkilinin marka başvurusunun 1.sınıf açısından tescil işlemlerinin devamına karar verildiğini, davacının söz konusu karar aleyhine süresi içerisinde itirazda bulunmadığını belirterek, tüm bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmişlerdir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"....Toplanan deliller, marka tescil kayıtları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile, davalıya ait  ... numaralı \"...\", ... numaralı \"...\" ve ... numaralı \"...\" markaları için SMK'nun 25/1, 6/1 ve 6/9. maddelerindeki hükümsüzlük koşullarının, ... numaralı \",,,\" markası için SMK'nun 26/1 ve 9/1. maddelerindeki iptal koşulunun mevcut olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne\"  karar verilmiştir.Davalı vekili  tarafından sunulan istinaf dilekçesinde özetle; -davacının dayandığı ... sayılı tescilli markanın davacıya ait olmadığını, TPMK on-line veritabanından edinilen çıktıların dosyada olduğunu, Mahkemenin bu tescili değerlendirmeye almasının önceki ve sonraki tescil değerlendirmesi yönünden hataya sebebiyet verdiğini, müvekkilinin marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin tescillerinin davacı tescillerinden çok daha önce tescil edildiğini,  müvekkilinin ... ibareli marka başvurusunun tarihinin 05.10.2007 olduğunu ve söz konusu tescilin müvekkili aleyhine ikame edilen hükümsüzlük davalarının açılış tarihinde ve halen geçerliliğini koruduğunu, kullanmama nedeniyle iptalin ancak iptal tarihinden sonra etkili olacağını, dava tarihinde geçerli bir tescil var iken şartların bu kapsamda incelenmesi gerektiğini, -huzurdaki davada 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesine ilişkin şartların oluşmadığını, davacının markalarında yer alan esas unsurun şekil markası olduğunu, davacı markaları ile müvekkilinin ... ve ... markaları arasında karıştırılma ihtimali mevcut olmadığını, Davacı markaları ile müvekkilinin markalarının uzun süredir piyasada birlikte var olduğunu, müvekkilinin markalarının davacı markalarından görsel, işitsel ve de kavramsal olarak farklı olduğunu, 18 Ekim 2019 tarihli bilirkişi raporunda,  şekil markası nedeniyle taraf markalarının birbirinden ayırt edilebileceği yani markalar arasında benzerlik bulunmadığının tespit edildiğini,  davacı markasının şekil markası olduğunu, müvekkilinin hükümsüzlük davasına konu markalarının ... şeklindeki kelime markaları olduğunu,  ... markalarının zayıf markalar olduğunu, müvekkilinin markalarının parçalara ayrılarak değil, tüketici nezdinde bir bütün olarak algılanacağını,  hedef kitlenin sektördeki teknik bilgiyi haiz ve bu sektör açısından bilgili kişilerduğunu, dava konusu markaları taşıyan ürünlerin günlük satılan ve herkes tarafından satın alınan ürünler olmadığını, davacının dayanıklılık anlamına gelen “...” kelimesinden hareketle meydana getirdiği markaların ayırt ediciliği düşük zayıf markalar olduğunu, ...- ön ekinin Türkiye’de incelemeye konu markaların ilgili oldukları alanda yaygın bir biçimde kullanılan bir ibare olduğunu, zayıf markalarda karıştırılma ihtimalinin düşük olduğunu, zayıf bir markada, küçük farklıların dahi markalar arasında benzerliği kaldırmaya yeteceğini, -davacı ve markalarının bilinirliği yönünde dosyada hiçbir delil mevcut olmadığını, müvekkilinin sektöründe tanınan ve bilinen bir şirket olduğunu, kötü niyetli olmadıklarını, -müvekkilinin dava konusu ... markasının kullanmamadan dolayı iptali açısından verilen kararın, usule ve yasaya aykırı olduğunu, yıllık gelirin ... markasının kullanımının ciddi olup olmadığının tespitinde önemi olmadığını, müvekkili şirketin birçok marka adı altında satışı bulunduğunu, eğer buna göre bir belirleme yapılacaksa yıllık satış oranlarının neler için olduğu da tek tek, denetime elverişli bir şekilde tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin kullanımını ispat eder nitelikte birçok fatura sunulduğunu, ... markasının, http://...com.tr/tr/ adresli resmi web sitesinde ve  http://....com.tr/tr/.../ adresli blogunda da sürekli bir şekilde yıllardır tanıtıldığını,  5 Aralık 2017 tarihli Bilirkişi Raporunun içerisinde yer alan Fig 4. ve Fig 4.a. başlıklı görseller ile de  ... markasının taşıyan ürünlerin internet ortamında da tanıtıldığının tespit edildiğini, dosyadaki delillerin değerlendirilmediğini, ... markası 6769 saylı SMK’nın 9. maddesi anlamında kullanıldığından kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ... sayılı ... markasının müvekkili firma ...  olarak bünyesinde birçok firma içindeki şirketlerden biri olan dava dışı diğer müvekkili ... ANONİM ŞİRKETİ adına tescilli olduğunu, müvekkili firma tarafından işbu marka tesciline dayanılarak markanın kullanıldığını, dava konusu olan ... ibareli markaların 2014 yılı başvuruları olup müvekkilinin dayanak markalarından sonrasında olduğunu, Davalının dosyaya sunduğu deliller incelendiğinde dava dışı firmaya ait  fatura ve arşiv kayıtlarının dosyaya sunduğunun görüldüğünü,  davadışı ... A.Ş. 'nin ortaklarının ilerleyen süreçte kurduğu ... A.Ş'nin gerçek hak sahipliğinin kabul edilemeyeceğini, gerçek hak sahipliğinin şirket ortakları vasıtasıyla kardeş şirketlere aktarılmasının  söz konusu olamayacağını, raporlarda müvekkil markalarının baskın, asli ve ayırt edici unsurunun dura ibaresi olduğu, markalar arasında dura unsuruna dayalı benzerlik bulunduğunu, şekil ve sözcük bileşimi ile oluşturulan markalar da söz  görünümden daha yüksek sesle konuşur ilkesi gereği genellikle sözcük baskın ve ayırt edici unsur olduğundan bu bağlamda dura ibaresini baskın olduğu aşikar olduğunu, davalının markalar arasında benzerlik olmadığına ilişkin iddiasına katılmadıklarını,  davalının dayanak gösterdiği 12 eylül 2018 tarihli bilirkişi raporunun tamamı incelendiğinde, sayın bilirkişilerin, ortak unsur içeren markalar zayıf markadır ve zayıf markaların karıştırılması ihtimali yoktur diye otomatik bir sonuca varmanın isabetli olmadığına değindiklerini,  uzun yıllardır ... ibareli markalarını yoğun bir şekilde kullanan müvekkilinin markaların tanıtımı için emek ve çaba sarf ettiğini ve ... ibareli markaların ayırt ediciliği bulunduğunu,  tüketicilerin dikkat düzeyleri yüksek olsa dahi, firmalar arasında bir bağlantı bulunduğunu zannetmesinin muhtemel olduğunu, Davalının ... markalı ürünlerinin, günlük satılan ve orta düzeyde tüketiciye hitap eden ürünler olmadığını bu manada ciddi kullanıma ilişkin kararın hatalı olduğu ve satış oranlarının neler için olduğunun tek tek denetime elverişli şekilde tespit edilmesi gerektiğine ilişkin iddialarına katılmadıklarını, Yargıtay kararları ve doktrin görüşlerine göre, “ciddi kullanım”ın temel niteliklerinin, markanın işlevlerini sağlamaya uygun bir biçimde ve yoğunlukta, mal ve hizmetler için pazar payı yaratma amacını ortaya koyacak biçimde, piyasada ve piyasayı etkileyen yerlerde kullanımı olması gerektiğini, davalının \"istinaf talebinin esastan reddine\" karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın, davacı adına tescilli “...” ibareli markalarının, davalı tarafından aynı ve benzer mal ve hizmetler için kötü niyetli kullanıldığı iddiası ile, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde davalı şirket adına kayıtlı, ... sayılı “...”, ... sayılı  “...”, ... sayılı “...”  ibareli markaların hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, yine davalı adına tescilli ... sayılı ... ibareli markanın kullanılmama nedeniyle iptali ile sicilden terkinine karar verilmesi talepli açıldığı anlaşılmıştır. Kullanmama sebebi ile iptal davalarında ispat külfeti davalı tarafta olup dava konusu markanın tescilli olduğu sınıflar yönünden ciddi ve etkin bir şekilde kullanıldığının ispatı gerekir. Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun \"Markanın kullanılması\" başlıklı 9. maddesinde; Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği,  Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması yada  Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması durumlarının  markayı kullanma olarak  kabul edileceği, Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Mahkemece kullanmamaya yönelik  01/12/2017 tarihli heyet raporu ve 18/10/2019 tarihli heyet  raporu alındığı, her iki raporda da ciddi kullanıma ilişkin tespit yapılamadığı, sunulan raporların hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle bu konudaki istinaf isteminin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.  Markalar bilindiği gibi tek ibareden oluşmuyor ise  “esas unsur” ve “yardımcı unsur”lardan oluşabilir. Bu durumda inceleme markanın bütünü dikkate alınarak ayrıca markalarda yer alan esas unsurlar karşılaştırılması suretiyle gerçekleştirilecektir. Davacının \"...\" ibareli tescilli markaları ile davalının hükümsüzlüğü talep edilen \"...”,  “...”, “...”   markasının bütünü itibariyle bıraktıkları etki incelendiğinde ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek şekilde benzerlik oluşturduğu fonetik olarak benzer oldukları her ne kadar davacı markasının şekil markası olduğu öne sürülmüş ise de, şekilden önce sessel benzerliğe bakıldığı, dosya içerisindeki bilirkişi raporlarında, ...+ bir sözcükten oluşan markalarının çoğunda ... ibaresini logo içinde sunmasının ...'ya dikkat çekmekte olduğunun, markanın asli ve ayırt edici unsurunun ... olduğunun ve markalar arasında SMK 6/1 anlamında benzerlik olduğunun belirtildiği,  her iki tarafın markalarının aynı sınıflar ile aynı sektörde kullanıldığı, taraf markaları arasında tanımları, sıfatları, adları gerek ontolojik olarak gerekse kelimenin yazılımları, çağrıştırdığı anlamlar ve çevirisi ve mal hizmet sınıfları bakımından benzerlik söz konusu olduğu, davalının şartların oluşmadığı yönündeki istinaf isteminin de reddinin gerektiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından 2001 yılından bu yana tescil ettirilen \"...\" esas unsurlu markalar hükümsüz kılınmadıkça, davalının öncelik hakkına dayanarak davacının markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer olan markaları tescil ettirme hakkı olmadığı anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 20/10/2020 tarih ve 2017/49 E. 2020/179 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20-TL  harcın davalı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3a66807495383f24","SID":"4d70580a5ed83077"}}