{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2585 Esas<br>KARAR NO: 2024/285<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 24/09/2020<br>NUMARASI: 2018/504 E. - 2020/211 K.\t  ...<br>DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin tüm dünyada \"...\", \"...\", \"...\" ve \"...\" yazılımlarının eser ve hak sahibi olduğunu, müvekkiline gelen lisanssız kullanıma ilişkin ihbarlar üzerine, Mahkememizin 2018/247 D.İş dosyası ile davalı şirket adresinde tespit yapıldığını ve müvekkiline ait yazılımların davalı şirket adresindeki bilgisayarlarda kurulu ve aktif, çalışır durumda olduğu, bu şekilde yazılımın izinsiz olarak, korsan tabir edilen biçimde yüklenmiş ve kullanılır olduğunun tespit edildiğini, ilgililer hakkında ayrıca Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına gerekli şikayetlerde bulunulduğunu, davalı yanın müvekkiline ait programı, herhangi bir sözleşme ve izne tabi olmaksızın bilgisayarlarında kullanarak haksız kazanç elde ettiğini ve bu durum aynı zamanda müvekkilinin mali haklarına tecavüz teşkil ettiğini iddia ederek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 10.000,00 TL'nin, haksız eylem tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu yazılımın müvekkili şirket bilgisayarlarında yüklü olmadığını, müvekkili şirket çalışanlarının, şirket işlerini icra ettikleri şirkete ait 14 adet bilgisayar mevcut olduğunu, bu bilgisayarlar dışında şirkete ait ve çalışanlarca kullanılan herhangi bir bilgisayarın mevcut olmadığını, Mahkememizin 2018/247 D.İş sayılı dosyasında şirketin 6 adet bilgisayarı olduğu husunun hatalı olarak belirtildiğini, yazılımın rastlandığı laptopun şirkete ait olmadığını, 14 adet şirket bilgisayarlarının hiçbirinde yazılıma rastlanmadığını, bu hususun delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporunda hiç dile getirilmediğini ve söz konusu laptopun şirket çalışanı ...'un şahsına ait olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemişitir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Tüm dosya kapsamı deliller mahkememiz değişik iş ve bu dosyasında alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde ; dava konusu uyuşmazlıktaki yazılım programlarının FSEK 2/1 maddesi kapsamında hususiyet taşıyan eser niteliğinde olduğu, davacının davaya konu yazılımının FSEK'in 11. Maddesi çerçevesinde karineten hak sahibi olduğu davalının davacının hak sahibi olduğu dava konusu yazılımı lisanssız olarak işyerindeki bilgisayarda kurulu olduğu tespit edilmiş olduğundan ve dosyada davacının kullandığı yazılımın lisans belgeleri de ibraz edilmediğinden, FSEK'in 22. Maddesi gereğince çoğaltma hakkının ihlal edildiği, \"...\" yazılımının emsal telif bedelinin 6.999,00 Euro+KDV, \"...\" yazılımının emsal telif bedelinin ise 74,00 Euro + KDV olduğu, ancak  \"İnterbase 2020\" yazılımının çalışır durumda olmaması sebebiyle sadece ...\" yazılımının emsal telif bedelinin 6.999,00 Euro+KDV olup  tutarının  FSEK 68 çerçevesinde üç katına kadar bedelinin davacı tarafça  istenmesi mümkündür. Davalı TBK 66 maddesi anlamında çalışanın kendisine verilen işi yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle sorumlu olup  davalının itirazının aksine delil tespit raporunda yazılım tespit edilen bilgisayarın ...’a ait şahsi bilgisayar olduğu belirtilmemiş, aksine şirket bilgisayarlarından birisi olduğu belirtilmiş olması, ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirket yazılım geliştirme işiyle iştigal etmesi, başka bir deyişle davaya konu yazılımın davalı şirket tarafından da kullanılması mümkün olabileceğinden, davalının husumete ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. Bu itibarla davacının davasının taleple bağlı kalınarak kabulüne\" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkil işveren şirketin, yazılım sahibi olmayan davacı şirkete karşı,  çalışanı ...'un şahsi  laptop'una şahsi ihtiyacı için yüklediği dava konusu yazılımından TBK 66 uyarınca sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, -Davacı şirketin yazılımlar üzerinde hak sahibi olmadığını, davacı şirket tarafından yazılım üzerinde hak sahipliğini gösteren bilgi ve belgeler sunulamadığını,  Bakırköy 1. Fikri Ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2018/505 E. Ve 2019/349 K. Sayılı Kararı ile  dava konusu yazılımlarda davacı tarafın hak sahibi olmadıklarının sabit olduğunu, bilirkişi raporlarının eksik olduğunu, 10.10.2019 tarihli dilekçede davacının davaya konu yazılımlar üzerindeki hak sahipliğini gösteren apostilli ve tercümeli belgelerin dilekçe ekinde dosyaya sunulduğu iddia edilmiş ise de, belgeler incelendiğinde, huzurdaki davaya konu yazılımlar olan \"...\" ve \"...\" yazılımlarının hak sahibi olduğunu gösterir belgelerin davacı tarafından sunulamadığının anlaşılacağını, dilekçenin \"Ek-b Tescilli Telif Hakları\" başlıklı kısımda sayılan yazılımlar arasında \"...\" ve \"...\" yazılımları yer almadığını, bilirkişilerin davacı şirketin karine olarak hak sahipliğini kabul ettiklerini, -davacı tarafın kötü niyetle  daha çok tazminat almak için müvekkiline husumeti yönlendirdiğini,-...'un haksız fiilinden,  müvekkilinin TBK 66 uyarınca sorumlu tutulamayacağını,-dava konusu yazılımların şirket bilgisayarlarında değil, şirket çalışanlarından olan diğer davalı ...'un şahsi laptopunda tespit edildiğini,  bilirkişi tarafından ek raporda  yapılan değerlendirmede ceza hukukundan farklı olarak, tazminat hukukunda şahsilik ilkesinin benimsenmediği,  FSEK 66/2, TBK 66/2 ve TTK 18/2 nedeniyle müvekkili şirketin de  sorumluluğunun bulunduğu ileri sürüldüğünü,  FSEK 66/2 uyarınca şirket sahibinin de sorumlu tutulabilmesi için kanunda yazan ifadeye göre, söz konusu tecavüzün \"hizmetlerini ifa ettikleri sırada bir işletmenin temsilcisi veya müstahdemleri tarafından yapılmış\" olması şartı arandığını, ancak  dava konusu yazılımların ihbar olunan ...'un şirket bilgisayarında değil, kendi şahsına ait laptopunda tespit edildiğini,  Bilirkişiler geldiğinde de söz konusu laptop'un çalışanın çantasında durduğunu,  ... şirket işleri ile ilgili olan hizmetlerini şirket bilgisayarında gerçekleştirdiğini ve şirket bilgisayarında herhangi kaçak bir yazılım bulunmadığını,-Şirketin geliştirdiği yazılımın bilirkişilerce incelenmesi ve dava konusu yazılımların şirketin geliştirdiği yazılımlarda kullanılıp kullanılmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu yazılımların, müvekkili şirketin geliştirdiği yazılımlar için kullanılmayan türden ise FSEK 66/2 uyarınca müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, ihbar olunan ...'un şahsi bilgisayarındaki yazılımı şirkette çalışması sırasında kullanmadığının bu şekilde sabit olacağını,  müvekkili şirket yetkilisi ... TTK 18/2 uyarınca basiretli bir tacir gibi hareket ettiğini, denetim kapsamına girebilecek tüm önlemleri aldığını, Müvekkili şirketin lisanssız yazılım yüklenmemesi konusunda çalışanlarını işe alırken kendilerini uyarmakta ve kendilerinden bu konuda taahhütname aldığını, -Şirket bilgisayarlarına kaçak yazılımların yüklenmesini engellemesi amacıyla Firewall adı verilen bir cihaz kullanıldığını, Şirket bilgisayarlarına istenilse dahi kaçak/lisanssız yazılım indirilmesi ve kullanılmasının mümkün olmadığını, şirket çalışanının sırt çantasından çıkan şahsi bilgisayarında kaçak (lisanssız) yazılım olduğunu bilmesinin beklenemeyeceğini,  özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğunu,-bilirkişilerce Ticaret Sicil Kayıtları incelenerek sonuca varıldığını, salt bu kayıtlara bakılarak müvekkili şirketin dava konusu yazılımları kullanabileceği ve bu yazılımları kullanarak başka yazılım geliştirebileceği sonucuna varılamayacağını,  dava konusu yazılımın, bir yazılım geliştirme platformu olduğunu, dava konusu yazılımın  dilinin genel kodunun adı ... olduğunu, Müvekkili şirkette bu programı kullanmayı bilen ve geliştiren herhangi bir çalışan olmadığını, sıfırdan bir yazılım üretmenin söz konusu olmadığını, dava konusu yazılımlara herhangi bir ihtiyacı bulunmadığını, logo yazılımın web sitesi bilirkişilerce tarafsız olarak incelense,  müvekkili şirketin ilan edilmiş bir yazılımının mevcut olmadığı ve müvekkilinin iddialarının haklılığının sabit olabileceğini, ara karar dikkate alınmadan inceleme yapıldığını, tüm itirazlarının uzman bilirkişi marifetiyle araştırılması gerektiğini, -Şirket çalışanı ...'un  şahsi laptopuna yazılım dillerini öğrenmek ve internetten izlediği dersleri test etmek amacılığıyla dava konusu yazılımı indirdiğini,-Yazılımın rastlandığı laptopun ise Müvekkili Şirket'e ait olmadığını, 14 adet şirket bilgisayarlarının hiçbirinde yazılıma rastlanmadığını, denetim görevini yerine getirdiğini kusursuz sorumluluğunun da olmadığını, -Dosya kapsamlı bir inceleme sonucunda tanzim edilecek bilirkişi raporu alınarak karar verilmesi gerekirken eksik araştırma sonucunda yeterli delil toplanmadan karar verildiğini,  -müvekkil şirket tarafından  yazılımların kullanılmadığını,  bu konuda açılan Bakırköy 1. Fikri Ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2019/400 Esas sayılı ceza dosyasının halen derdest olduğunu, müvekkilinin bu fiilleri gerçekleştirip gerçekleştirmediğine dair bir karar verilmediğini, bekletici mesele yapılması zorunluluğu bulunduğunu,  Bakırköy 1. Fikri Ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2019/400 Esas sayılı ceza dosyasının sonuçlanması,  bekletici mesele yapılmış Bakırköy 1. Fikri Sınai Mahkemesi'nin 22.10.2019 tarihli 2018/505 E- 2019/349 K. emsal kararın neticelenmesi, ve dava konusu yazılımın DELPHİ dilini bilmeyen  müvekkil şirketin geliştirdiği logo yazılım faaliyetlerinde kullanılıp kullanılamayacağının ve şirketin ticari işlerinde kullanılıp kullanılmadığının  tespit edilmesi gerektiğini kararın bu nedenlerle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  FSEK 2. Maddesi gereği bilgisayar programları ilim eseri olarak kabul edilip, tüm Kıta Avrupası hukuk sisteminde olduğu gibi, bizim ülkemizde de tescile tabi olmadığını, isteğe bağlı tescil sistemi geçerli olduğunu, bilgisayar programlarında teamülün, programı yazan mühendisin değil çalıştıran şirketin adının yazması olduğunu, tescil gerekliliği bulunmadığından mühendis adı da yazmadığını, bilgisayar programlarında eser sahipliğine ilişkin karinenin bu olduğunu, davalı tarafın, dava konusu yazılımların müvekkili şirkete ait olmadığı gibi bir iddiası varsa, kendisinin ispatlaması gerektiğini, eserin üzerinde müvekkili firmanın adı yazdığını, FSEK 11.madde : Yayınlanmış eser nüshalarında veya eserin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılacağını, bir bilgisayar programının dağıtımı çoğu zaman CD veya harici disklere kayıt suretiyle yapıldığını, online olarak yayımcının internet siteleri veya bilgisayar programlarının topluca yayıma sunulduğu elektronik marketler (google play, app store gibi) yaygın bir kullanıma sahip olduğunu,  bilgisayar programlarında genel olarak eser sahibinin veya sahiplerinin değil yayıma çıkaran şirketin ismi görünür nitelikte olduğunu, bu noktada bir tüzel şirketin eser sahibi olamayacağı, ancak mali hakların kullanımının şirkete ait olacağı göz ardı edilmemesi gerektiğini, müvekkili firmanın yıllardır bu ürünü, kendi tescilli markası altında piyasaya sunduğunu,  delil tespit raporunda da açıkça belirtildiği üzere davalı şirkete ait adreste inceleme yapıldığını ve şirket adresindeki bilgisayarlarda kaçak yazılımın yüklü olduğu tespit edildiğini, Davalı şirket adresinde yapılan delil tespiti, hukuka ve usule uygun olduğunu, tespit yapılan adresin şirkete ait olmadığı veya kaçak yazılım bulunan bilgisayarın başka bir kişiye ait olduğuna ilişkin fatura ibraz edemediklerini, iddia edildiği gibi kaçak yazılım tespit edilen bilgisayar üçüncü kişiye ait ve fatura ile sabit olsa dahi; bu şahsın davalı şirketin çalışanı olduğunu,  davalı şirket yetkilisinin bilgisi ve izni dışında olduğundan bahisle davanın reddini talep etmişse de; bu husus tamamen davalı ile çalışanı arasındaki iç ilişkiden kaynaklanan bir rücu konusu olup, huzurdaki davaya etkisi bulunmadığını, tespit yapılan bilgisayar davalı şirketin uhdesinde bulunduğunu, FSEK 68. Maddesi gereğince şirket temsilcisinin ve dolayısıyla şirketin kusurunun şart olmadığını, denetleme sorumluluğunun varlığından kaynaklanan bir kusursuz sorumluluk hali olduğunu, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, FSEK kapsamında eser olarak korunan bilgisayar yazılım programına ait mali haklara yönelik tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin davadır.Bakırköy 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/247 D.İş sayılı dosyasında delil tespiti  yapıldığı ve delil tespiti esnasında tutulan tutanakta \"... şirkete ait bilgisayarların hiçbirinde kaçak yazılımın olmadığı , ancak çalışanların şahsi laptoplarından şirketin sorumlu olmadığı ve şirketin kişilerin şahsi laptoplarını hiçbir şekilde denetim hakkının olmadığı, dolayısıyla kişisel laptoplardan dolayı şirketin sorumlu tutulamayacağı ...\"  şirket yetkilisi tarafından beyan edildiği görülmüştür. 2018/247 D.İş dosyasındaki 05/09/2018 tarihinde ...'un itirazı sunulduğu ve dilekçesinde \"... San. Tic. Ltd Şti.’de 22/04/2015 tarihinden bu yana çalışmaktayım. Şahsi bilgisayarımda (şirkete ait olmayan ve tamamen kendi kullanımımda olan) bulduğunuz yazılım programının, çalıştığım şirket yetkililerinin bilgisi dışında, bireysel kullanım amacılığıyla tamamen kendi isteğimle indirdiğimi beyan etmeme rağmen tutanaklara bu husus  belirtilmemiştir.. Bu hususa itiraz ederim.  ..\"  beyan ettiği görülmüştür. Bakırköy 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/247 D.İş sayılı dosyasında hazırlanan Bilirkişi Raporuna dayanarak, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na  ... Tic. Ltd Şti. hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nde 2019/400 Esas sayısıyla bilgisayar programlarını lisans almadan ve izinsiz olarak alıp kullandıklarından bahisle dava açıldığı ve ihbar olunan ...'un \"... 2.- Evde kullandığım ve işe de getirdiğim şahsi bilgisayarımda (şirkete ait olmayan ve tamamen kendi kullanımımda olan) ... yetkilileri kendilerine ait olduğunu ileri sürdükleri yazılım programını  tespit etmişlerdir. 3.- Yetkililer geldiğinde laptop şahsi çantamda yer almaktaydı.  Şirketin hiçbir bilgisayarında söz konusu yazılım bulunmamaktaydı. Söz konusu yazılımı yazılım dillerini öğrenmek ve internetten izlediğim dersleri test etmek için yüklemiştim. 4.- Dava konusu yazılımı, çalıştığım şirket yetkililerinin bilgisi dışında, bireysel kullanım amacıyla tamamen kendi isteğimle indirdiğimi beyan etmeme rağmen 2018/247 değişik iş dosyasındaki tutanaklara bu husus  belirtilmemiştir. ...\" dilekçesi verdiği görülmüştür. Davalı taraf  bilgisayarın şahsi bilgisayar olduğu iddiasında olup, Bakırköy 1. Fikri Ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2019/400 Esas sayılı ceza dosyasının halen derdest olduğu ancak ceza yargılamasındaki beyanların alındığı, değişik iş tespit tutanağı, işe alım sırasında alınan taahhütname, 2015 tarihli  taahhütname uyarınca (10.madde) çalışanların lisanssız yazılım yüklememeleri gerektiğini konusunda bilgilendirilmeleri ve ceza dosyasına sunulan diğer deliller değerlendirildiğinde hukuk yargılamasında davalının sorumlu olmadığı sonuca ulaşmış olup, ...'un davalı şirket uhdesinde çalışması esnasında kişisel bilgisayarı olduğuna ilişkin beyanı ve şirket işlerinde kullanıldığına dair başkaca delil olmadığı gözetilerek,  ceza yargılamasında kişisel amaçlı olarak programı indirdiğinin ikrarı da bulunmakla, subüt bulmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle davalının  istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kabulüne mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2-Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 24/09/2020 tarih, 2018/504 E. 2020/211 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-DAVANIN REDDİNE4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL karar harcından peşin alınan 170,78-TL'nin mahsubu ile 256,82-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 10.000,00- TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 148,60-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 54,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 203,10-TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"773e10b56df611e6","SID":"00644dccd92eeac0"}}