{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2552 <br>KARAR NO: 2024/319<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/09/2020<br>NUMARASI: 2018/604 E. - 2020/451 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili ... aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyası ile bila tarihli protokolde bahsedilen ödeme tutarına istinaden ilamsız icra takibi başlattığını, daha önce de İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... ve ... E.sayılı dosyaları ile haksız olarak icra takipleri yaptığını, ancak müvekkili tarafından işbu dosya borçlarına istinaden İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/524 Esas sayılı numarası ile açılan menfi tespit davasının 2016/179 Karar numarası ile kabul edildiğini ve kararın Yargıtay tarafından onama kararı ile kesinleştiğini, davalı tarafın haksız ve mesnetsiz takiplerinin iptaline karar verildiğini, işbu davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyası ile yapılan takibin haksız ve mesnetsiz olduğunu, alacaklının icra takibinde bila tarihli protokole istinaden müvekkile elden 17.000,00 USD, 3.000,00 EURO ve 8.000,00 TL ödediğinden bahisle icra takibi başlattığını, ancak takibe konu protokolde, “makbuz karşılığında ...’e verilecektir” ibaresinin bulunduğunu, dolayısıyla yapılan ödeme karşılığında makbuz kesilmesinin öngörüldüğünü, ancak işbu davada ve icra takip dosyasında ödemeye ilişkin mübrez herhangi bir makbuz bulunmadığını, protokolde; davalı ...,  ... ve müvekkili ...’in ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda kat karşılığı inşaat yapılması hususunda tarafların anlaştığının, bu sözleşme karşılığında davalı ... ve ...’nün ...’e 17.000,00 USD, 3.000,00 EURO ve 8.000,00 TL verileceğinin ve bunun karşılığında müvekkil ... tarafından bu tutara karşılık makbuz verileceğinin, ancak protokolde müvekkile verilmiş bir para olduğuna dair hiçbir ibarenin bulunmadığının görüleceğini, dosyaya sunulu herhangi bir makbuzun da bulunmadığını, dolayısıyla protokole dayalı takibin iptalinin gerekli olduğunu, İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/524 E.s.dosyasında haciz ve satışları durdurmak adına ilgili icra dosyası olan 2012/7691 ve 2012/7692 E.sayılı dosyalarına dosya borcunun tamamının depo edildiği ve ilgili mahkeme dosyasına da %15 civarında 10.538,00 TL teminat yatırıldığı, dosya Yargıtay aşamasındayken alacaklı vekili tarafından huzurdaki davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E.s.dosyasından İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... ve ... E.sayılı dosyalarına haciz konulmuş olup, teminat amaçlı yatırılan paraya haciz konulduğunu, İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/524 E.s.dosyası müvekkili lehine sonuçlandığını, müvekkilin davalıya borçlu olmadığına karar verildiğini, ancak davalı tarafından müvekkilinin yatırmış olduğu teminata haciz konulduğundan teminatın müvekkiline iadesinin mümkün olmayacağını ve davalının haksız bir şekilde dosyadaki parayı uhdesine geçirme durumunun hasıl olacağını” beyan ederek, İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... ve ... Esas sayılı dosyalarına yatırılan teminatın dava sonuna kadar alacaklıya ödenmemesine, ilgili dosyalardaki teminatın huzurdaki davaya konu İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına aktarılması halinde ise bu dosyaya yatırılan tutarın dava sonuna kadar alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesini, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafça davacının menkul, gayrimenkul ve İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/524 Esas sayılı dosyada yatırdığı teminat üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasına, davalı aleyhine %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretininde davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işbu davayı açmakta kötü niyetli olduğunu, davacı aleyhine 06.08.2012 tarihinde ilamsız takip açıldığını, itiraz edilmemesi üzerine davacının aracına ve taşınmazlarına muhtelif zamanlarda defalarca haciz konulduğunu, ayrıca davacı tarafından İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/524 Esas ve İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyalarına yatırılan teminatlar üzerine de haciz konulduğunu, ayrıca borçlu vekilinin 19.06.2017 tarihinde dava konusu icra dosyasına vekalet sunduğunu, ancak dosya borcuna ne bir itirazda bulunduğunu, ne de menfi tespit vb.davası açacağını beyan ettiğini, yani davacının takibin her aşamasından haberdar olmasına rağmen hiçbir zaman takibe, borca ve ferilerine itiraz etmediğini, tam 6 yıl sonra dosyanın tahsilat aşamasında davacı tarafından menfi tespit davası açılmasının kötü niyetli olarak takibi sürüncemede bırakma ve tahsilatı geciktirme amaçlı olduğunu, davacının sözünü ettiği İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasındaki Yargıtay kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulduğunu, dosyanın kesinleşmediğini, her ne kadar davacı tarafça protokolde paranın ödendiğine ilişkin bir ibare olmadığı iddia edilmiş ise de, davacının iddiasının asılsız olduğunu, protokol incelendiğinde davacının imzasının bulunduğu kısmın üstünde “Alınan Paralar” ibaresinin mevcut olduğunu, protokolün nihai olarak bu ibare ile kapatıldığını ve altının da davacı tarafından imzalandığını, sonuç olarak takibe konu edilen paraların davalı tarafından davacıya ödendiğinin protokolün altında açıkça belirtildiğini, davacının hiçbir zaman protokol altındaki imzasını inkar etmediğini, davacının iddialarını yazılı delille ispatlamak zorunda olduğunu” beyan ederek davacının mesnetsiz ve yasal dayanaktan yoksun davasının reddine, kötü niyetli ve haksız itiraz nedeniyle davacı aleyhinde %20 oranında icra inkar tazminatı ile haksız davanın reddine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Taraflar arasındaki uyuşmazlık 14.04.2010 tarihli protokol kapsamında ki \"...’e aşağıda verilecek para tarihler ve rakamlar doğrultusunda makbuz karşılığı ...’e karşılığında verilecektir. Alınan Paralar:  17.000 Dolar,  8.000 YTL, 3.000 Euro\" ifadelerinden kaynaklandığı, bu ifadeler ile ilgili protokolde ki “alınan paralar” ifadesinin davalının alacağının makbuzla veya yazılı belge ile ispat etmesi gerekeceği kaldı ki kesinleşen 15 ATM dosyasında da davalının bu hususu yazılı belge ile ispat edemediği de dikkate alınarak mahkememizce yapılan değerlendirmede protokoldeki \"aşağıda verilecek para tarihler ve rakamlar\" ifadesinden de dava konusu paraların daha sonra verileceği kullanılan gelecek zaman kipi lafzi yorumundan anlaşılmakla  davacının menfi tespit talebinin kabulünün gerekeceği kanaatine varılarak davanın kabulü ile davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki asıl alacak 45.250 TL ile işlemiş faiz 9.405,80 TL bedelden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/524 E. Sayılı 17/10/2019 tarihinde kesinleşen dosyasından da anlaşılacağı üzere almadığını bildiği paralar hakkında davacı hakkında takip yaptığı anlaşılmakla takip yapmada haksız ve kötü niyetli olduğu kanaatine varıldığından % 20 oranındaki 10.931,16 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davacı aleyhinde 06/08/2012 tarihinde ilamsız takip açıldığını ayrıca davacı tarafından, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/524 Esas ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyalarına yatırılan teminatlar üzerine de haciz konulduğunu, ayrıca aynı borçlu vekilinin 19/06/2017 tarihinde dava konusu İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı  icra dosyasına vekalet sunduğunu ancak takiplere itiraz etmediğini, -Davacı tarafın, protokoldaki “makbuz karşılığında\" ibaresine dikkat çektiğini ancak protokolde altta, davacının ıslak imzasının hemen üstünde yer alan \"alınan paralar\" ibaresini görmemezlikten geldiğini, sözleşmenin sol alt köşesinde yer alan; \"Alınan Paralar: 17.000 Dolar,   8.000 Ytl,  3.000 Euro ...   Islak İmza  Tarih 16/04/2010 \"  ibaresinin makbuz hükmünde olduğunu, -27/03/2019 tarihli duruşmada, davacı vekili tarafından, -dava dilekçesi ekinde sunulan yapı kredi bankasına ait iki adet ödeme dekontu kastedilerek, \"davacı asilin beyanlarını kabul etmiyoruz. 15 ATM dosyası ödeme makbuzlarına (yani dava dilekçesi ekinde sunulan iki adet yapı kredi dekontu) bakıldığında iş ortaklık protekolüne ilişkin ödemenin yapıldığı sabittir. Borcumuzun olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu dosyada herhangi bir borcumuz yoktur.\" şeklinde bileşik ikrarda bulunulduğunu, bu ikrarın mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğunu, davacının savunmasının, vasıflı ikrar niteliğinde olduğunu ve bu ikrarın bölünemeyeceğini, vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğünün, ikrar eden tarafa ait olduğunu, davacının, davaya konu paraların ödendiğini kanıtlamakla yükümlü olduğunu,  Davacı vekili tarafından, iş ortaklık protokolüne ilişkin ödemenin yapıldığının belirtildiğini, iş ortaklık protokolünde alındığı yazılı olan paraların Davacı ... tarafından alınmamışsa, ödemesinin davacı tarafından nasıl yapıldığının açıklanması gerektiğini, sözleşmede envanteri çıkarılan paraların makbuzsuz olarak alındığının kanıtı olduğunu, Davacının iş ortaklık protokolüne ilişkin ödemenin yapıldığını iddia ediyorsa bunu yazılı delillerle ispatlamak zorunda olduğunu, dosyaya sunulan iki adet yapı kredi bankası dekontlarının bu dosyaya ait ödemelerle ilgili dekontlar olmadığını, bu hususun bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, davacı protokolde geçen paraları aldığını kabul etmekle birlikte, makbuz kesilmediğini iddia ettiğini, protokolde alınan paralar bölümü makbuz formatında olup, ayrıca makbuz düzenlenmesine gerek olmadığını,  bu paralar protokol yapılırken alınmasaydı, dolar, euro ve ytl gibi para cinslerinden ayrı ayrı belirtilmeyeceğini, somut olarak hem miktarları hem de hangi ülke parası olarak tasnif edilip alındığının açıkça belirtildiğini, -16/04/2010 tarihli protokolden kaynaklanan takip ile, bonolardan kaynaklanan takiplerin aralarında herhangi bir ilgi olmadığını, bu davaların tamamen birbirinden bağımsız davalar olup, yerel mahkemece ayrıştırılmadığını ve davaların isabetsiz olarak birbirine karıştırıldığını,  İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinde karara bağlanan dava, iş bu dava için delil gösterilemeyeceğini, bu dosya delil gösterilerek müvekkilinin kötü niyetli addedilip aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin son derece isabetsiz olduğunu, -22/07/2019 tarihli bilirkişi raporunun, tespitlerin son derece isabetli olduğunu, raporun 7.sayfasında bulunan 5. Maddesinde, \"Dosya kapsamında bulunan İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/524 E. Sayılı dosyasının konusunun İstanbul ... icra Müdürlüğüğünün ...  Ve ... E. Sayılı dosyaları ile ilgili olduğu söz konusu icra takiplerinin bonoya dayalı olduğu dikkate alındığında işbu davadaki iş ortaklık protokolü ile bağlantısının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. Tespit ve mütala edilmiştir. \"  şeklinde tespitte bulunulduğunu, -Yerel mahkemenin kanaati \"aşağıda verilecek para\" ... Paranın tek parça (çeşit) halinde ödeneceği şeklinde yorumlamasına rağmen; protokolün sonuç kısmını oluşturan \"alınan paralar ifadesi kullanılarak çoğullaştırıldığı sabit olduğunu,  prokolün giriş bölümündeki \"verilecek para\" ile \"alınan paralar\" ifadesi, aynen kira kontratlarında olduğu gibi, ilk kira ödemesinin ve depozitonun alınacağı ve kontratın son sayfasında, bu miktarların alındığının belirtilmesi gibi bir hüküm taşıdığını, bu ifadelerin kendisinin makbuz niteliğinde olup ve ayrıca makbuz düzenlenmesi gerekmediğini,  \"verilecek para\" ibaresi ile tasarı aşamasında tek parça  (çeşit) halinde ödeme yapılacak gibi düşünüldüğünü, ancak sözleşmenin sonuna gelindiğinde, o anda müvekkili üzerinde bulunan, 3 çeşit para, 17.000 dolar, 8.000 tl ve 3.000 euro davacı ... tarafından alınınca, bu miktarların aynen protokolün sonuç kısmına dökümü yapılarak yazılmış altı da davacı tarafından imzalanmış olduğunu, Protokolün sonuç kısmında, \"alınan paralar\" ibaresi ile çoğullaştırma ve somutlaştırma yapıldığını, yerel mahkemenin kabul gerekçeleri gibi düşünülseydi, protokolün sonuç kısmında da,  paraların makbuz karşılığında ödeneceği belirtilir, \"alınan paralar\" ibaresinin kesinlikle kullanılmayacağını, Yerel mahkemece, protokolün metin kısmında ve sonuç  kısmındaki ibareleri, isabetli olarak değerlendiremediğini, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/524 E. Sayılı dosyasında görülen işbu dava ile hiç bir ilgisi olmayan bir davanın da emsal gösterilerek, müvekkil aleyhinde açılan davanın  isabetsiz olarak kabulüne karar verilmesinin  bozmayı gerektirdiğini, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkemede bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, aynı taraflara ait kesinleşen mahkeme kararının dosyaya alındığını, gerekli ve yeter incelemeler yapıldığını, Davalının istinaf istemi fazladan hak elde etme çabası olup istinaf isteminin reddini talep etmişlerdir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki 14.04.2010 tarihli iş ortaklık protokolü kapsamında alındığı iddia olunan paralar nedeniyle başlatılan takipte davalıya borçlu olunmadığına ilişkin açılan menfi tespit davasıdır. 14/04/2010 tarihli iş ortaklık protokolü ile, davalı tarafça davacıya yönelik İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, takibin bu davanın konusuna ilişkin olduğu görülmüştür.Davalı taraf, 14/04/2010 tarihli protokolde, cinsleri belirtilen paraların davacıya verildiği iddiasında olup, davalı taraf makbuz karşılığında verileceğinin kayıt altına alındığı ve paraların verilmediği iddiasındadır. Protokol incelendiğinde,  \"alınan paralar\" ibaresinin bulunduğu, ve  “makbuz karşılığında ...’e verilecektir” ibaresinin bulunduğu görülmüş olup, uyuşmazlığın da bu iki ifadeden kaynaklandığı anlaşılmıştır. 22/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda; \" 1-) Taraflar arasındaki ihtilafın 14/04/2010 tarihli iş ortaklık protokolü ile ilgili olduğu, 2--) ...mutabakatsızlığın protokol kapsamındaki, ...'e aşağıda verilecek para tarihler ve rakamlar doğrultusunda makbuz karşılığı ...'e karşılığında verilecektir.  Alınan Paralar: 17.000 dolar, 8.000 ytl, 3.000 euro ifadelerinden kaynaklandığı,  3-)İşbu ifadeler ile ilgili protokolde ki \"ALINAN PARALAR\" ifadesinin davalı tarafça sözleşme yapıldığı esnada yapılacak inşaatlar için yapılacak %50 ödemenin bir bölümünün sözleşme yapıldığı esnada ödendiği şeklinde değerlendirilebileceği, bu durumda davalının yaptığı ödemeler ile ilgili davacıdan ayrıca makbuz almasına gerek olmadığının (protokolün makbuz yerine sayılabileceği) kabulünün gerekeceği, Şöyle ki protokol kapsamında %50 ortaklı ile ilgili ifadeler açık bir şekilde yazılı olmasına karşın, yapılacak inşaatın maliyetin ve bu maliyet doğrultusunda tarafların ne kadar ödeme yapacağının belirli olmadığı göz önüne alındığında, aşağıda verilecek para tarihler ve rakamlar doğrultusunda makbuz karşılığı ifadesinin protokol sonrasında yapılacak ödemeler için makbuz olarak değerlendirilebileceği,  İşbu değerlendirme dikkate alındığında davacı (yani davalı) aleyhine açılan dava ile ilgili talebin reddinin gerekeceği,\" beyan edilmiştir.Tarafların imzalamış oldukları 14/04/2010 tarihli iş ortaklık protokolüne göre, davacı ...’e \"aşağıda verilecek para tarihler ve rakamlar doğrultusunda makbuz karşılığı ...’e karşılığında verilecektir. Kısaca İnşaat Giderlerini sermayenin %50 sini ... geri kalan %50 sini ... ve ...  karşılayacak. Resmiyette inşaat ruhsat harçları, mali giderler bütün sorumluluk ...’e aittir. Alınan Paralar:  17.000 Dolar,  8.000 YTL, 3.000 Euro\" şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır.  İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/524 Esas sayılı numarası ile açılan menfi tespit davasının 2016/179 Karar numarası ile kabul edildiği ve kararın Yargıtay 19.HD 2018/3003 Esas, 2018/2380 Karar sayılı kararı ile karar düzeltme talebi sonrası 17/10/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır, her ne kadar  İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/524 esas sayılı dosyasında, aynı taraflar arasında görüle bonoya dayalı davada, bu davanın konusu protokole de delil olarak dayanıldığı, mahkemenin gerekçeli kararında; \"....Dosyaya sunulan belgelerden davacı ile davalı arasında başkaca ticari işler ve buna bağlı olarak para alışverişi olduğu, bunların bazılarının banka üzerinden gerçekleştiği, bazılarının da sözleşmeye dayalı olduğu, davacının davalıya verdiğini iddia ettiği 17.000-$, 3.000-€ ve 8.000-TL'nin kaynağının taraflar arasında 16/04/2010 tarihinde imzalanan iş ortaklık protokolü olduğu, bu protokole göre davacı tarafından kat karşılığı yapımı üstlenilen inşaatın oluşacak maliyetlerinin bir kısmının ... ve ...evin  tarafından karşılanması şartıyla kat karşılığı olarak davacıya kalacak olan taşınmazların %50 sinin davacıya kalan %50 sinin ise davalı ile ... ait olmasının kararlaştırıldığı, inşaat maliyetlerinin ... ve ...  tarafından karşılanması gereken tutarının 17.000-$, 3.000-€ ve 8.000-TL olarak belirlendiği, ...'e ödenmesi gereken bu tutarların makbuz karşılığı ödeneceğinin belirlendiği, dosyaya sunulan belgeler arasında ilgili tutarların ...'e ödendiğine ilişkin herhangi bir belgenin olmadığı, Davacının, takibe konulan bonoların bedellerini banka aracılığı ile 09/09/2011 tarihinde 25.000-TL ve 15/12/2011 tarihinde 55.000-TL olmak üzere toplam 80.000-TL ödeme yaptığını savunarak buna ilişkin banka dekontları sunduğu, buna karşı davacının bu ödemelerin aralarındaki ilişki nedeniyle doğan başka borçlarına mahsuben ödendiğini savunduğu ancak yukarıda belirtildiği gibi davalının bunu yazılı delille kanıtlayamadığı değerlendirilerek davanın kabulüne karar vermek gerekmiş olup...\" şeklinde gerekçeye yer verildiği, karar gerekçesinin taraflar yönünden bağlayıcı olduğu ve ilgili kararın Yargıtay denetiminden geçerek gerekçe ile birlikte kesinleştiği, Yargıtay kararında gerekçe üzerinde bir değişiklik yapılmadığı, ilgili gerekçe içeriğinde ise işbu dava konusu tutarların ödenmediğine ilişkin tespit bulunduğu, bu tespit ile Yargıtay denetimden geçmiş kesinleşmiş karar ve kararın gerekçesi ile Mahkemenin bağlı olduğu, protokol içeriğinde \"...aşağıda verilecek para tarihler ve rakamlar doğrultusunda, makbuz karşılığı ...'e karşılığında verilecektir....\" denilmesine rağmen davalı tarafça paraların ödendiğine dair makbuz sunulamadığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince verilen karar hukuken yerinde olmakla, davalıların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\t<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/09/2020 tarih ve 2018/604 E. 2020/451 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.733,54-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 933,38-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.800,16-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a563d116a0baf51d","SID":"d6a3977880762b1e"}}