{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2022/14 Esas 2024/200  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/14 <br>KARAR NO\t: 2024/200<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/11/2021<br>NUMARASI\t\t:  2021/538  Esas 2021/726  Karar\t<br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>DAVA TARİHİ\t: 13/09/2021<br>KARAR TARİHİ\t:  07/02/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t:  07/02/2024<br><br><br>\tTaraflar arasındaki rücuen tazminata  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulü yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ... A.Ş.'nin (...) elektrik hizmetlerinin özelleştirilmesi amacıyla 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu hükümleri uyarınca kamu tüzel kişiliğinin nevi değiştirilmesi yolu ile kurulduğunu, müvekkili şirketin  ayrı bir tüzel kişiliği ve sermayesi olan, tamamen özel hukuk hükümlerine tabi bir ticari şirket olduğunu, özelleştirme işlemleri gereği ... A.Ş. (...) mülkiyetinde bulunan dağıtım sistemlerinin işletme hakkını, kurulan müvekkil şirkete 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi ile devredildiğini, özelleştirmeye ilişkin sürecin yaklaşık yedi yılda tamamlanmış olup, ...'ın hisselerinin tamamının Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 10.05.2013 tarih ve 2013/82 sayılı kararı uyarınca ve 28.06.2613 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi ile ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne satıldığını, bu tarihe kadar ilgili bölgedeki dağıtım faaliyetlerinin ...'ın hisselerinin tamamının sahibi olan ...'ın kontrolünde yürütüldüğünü, dağıtım faaliyetlerinin davalı ... tarafından yürütüldüğü dönemde dava dışı ... ...'un 10/03/2015 tarihinde ortak olarak işlettiği tarlada sulama yaparken elektrik akımına kapılarak yaralanması nedeni ile 06/02/2006 tarihinde Suruç Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2011/261 E. Sayılı maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, anılan davanın Mahkemenin 11/11/2015 tarih ve 2015/420 K. sayılı kararı ile sonuçlandığını, kararın müvekkil şirket tarafından temyiz edildiğini,  Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 28/08/2017 tarih 2017/2282 E. 2017/5148 K. sayılı kararı ile Yerel Mahkeme kararının onanmasına karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, Suruç Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/261 E. 2015/420 K. sayılı ilamı uyarınca Suruç İcra Dairesi'nin 2017/489 E. Sayılı dosyası ile müvekkil şirket aleyhine ilamlı icra takibi başlatıldığını, müvekkil şirket tarafından 27/12/2017 tarihinde 17.896,23 TL'nin Suruç İcra Dairesi hesabına zaruri olarak ödendiğini, Suruç Asliye Hukuk Mahkemesi ilamına konu olan olayın, dağıtım sisteminin işletilmesi ile doğrudan ilgili olup, müvekkil şirket ile davalı ... arasında akdedilen 24.07.2006 tarihli işletme Hakkı Devir Sözleşmesi öncesinde 30/11/2003 tarihinde gerçekleştiğini, söz konusu olaydan kaynaklanan sorumluluk İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davalı ...'ta olmasına rağmen ödeme müvekkil şirket tarafından yapıldığını, müvekkil şirket ile ... arasında 24.07.2006 tarihinde akdedilen İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nde; dağıtım tesisleri ile bu dağıtım tesislerinin faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemlerden dolayı üçüncü kişilerin hak taleplerinin doğuracağı sorumlulukların dönemsel olarak paylaştırıldığı hususu Üçüncü Kişilerin Hak ve Talepleri başlığı altında 7.1, 7.2, 7.3, 7.4, 7.5 ve 7.6'ıncı maddelerinde düzenlendiğini, iddia ederek müvekkil şirket tarafından Suruç Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/261 E. 2015/420 K. sayılı ilamı uyarınca ödenmek zorunda kalınan toplam 17.896,23 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının, aynı alacak için daha önceden dava açmış olma ihtimali bulunduğunu, keza mahkemece aynı konuda dava açıldığının tespiti ve açılmış olması halinde davanın derdestlikten reddine karar verilmesini; aynı konuda verilmiş kesin hüküm olması durumunda bu yönden davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini,  Borçlar Kanunun 73. maddesi gereğince rücu davalarında zamanaşımı 2 yıllık süreye tabi olup, dava dilekçesinde belirtilen ödeme tarihleri de dikkate alındığında huzurda görülen davanın zamanaşımına uğradığını, özelleştirme modeli gereği hisse devri aşamasında bilanço çalışmaları yapılarak davacı ... tarafından devre esas mizan düzenlendiği ve bu mizan kayıtları esas alınarak \"devre esas bilanço\" belirlenmiş olup, bu işlemler neticesinde geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden davacı ... A.Ş.’nin geçmiş yıllara ilişkin olarak müvekkil kurumdan herhangi bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını, ... A.Ş.’nin ihale sürecinin tamamlanmasının ardından 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi ve Özelleştirme İdaresi talimatları doğrultusunda taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin ayrım çalışmaları başladığını ve dosyalara ilişkin listelerin hazırlanarak müvekkili kurum ile ... A.Ş. arasında dava dosyalarına ilişkin tespit tutanağı imzalanmış olup, iş bu tespit tutanağı ekindeki dava ve icra dosyalarına ilişkin listenin her iki Şirketin Yönetim Kurulu’nun onayından geçmek suretiyle kesinleştiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  24/07/2006 tarihli işletme devir sözleşmesinden önce doğan ve davacı tarafça nakit ve takas mahsup suretiyle yapılan ödeme kısımdan işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümleri de nazara alınarak davalının sorumlu olduğu, ödemeye esas mahkeme kararındaki uyuşmazlığın 24/07/2006 tarihli İHDS'den önceye ilişkin olduğu, yapılan ödemenin hisse satış sözleşmesinin 9.4 maddesinin atfıyla İHDS'nin 7.4 maddesi uyarınca ...'a rücu edilebileceği gerekçeleriyle davacının davasının kabulü ile,17.896,23-TL' nin  27.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını,  bilirkişi incelemesi yaptırılmamış olduğundan, dosyaya sunmuş olduğumuz dilekçelerinde yer alan hususların yeterli şekilde irdelenmediğini ve bu sebeple hatalı hüküm tesis edildiğini, mahkemece hatalı ve eksik incelemeye sonucu tesis edilen hükmün kaldırılması gerektiğini, rucuya esas davanın müvekkiline ihbar edilmediğini, avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ödeme tarihinden itibaren faiz işletilemeyeceğini, müvekkilinin icra masraflarından sorumlu tutulamayacağını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.\t<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, işletme hakkı devir sözleşmesi kapsamında 3.kişiye ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tSuruç Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/261 E., 2015/420 K.  sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... tarafından davalı ... A.Ş.  aleyhine davacı ...'ın  elektrik  çarpması suretiyle yaralanması nedeniyle  maddi ve manevi tazminat  istemli dava açıldığı yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından temyiz edildiği, kararın Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 28/08/2017 tarih 2017/2282 E. 2017/5148 K.  Sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmıştır.<br>\tSuruç İcra Dairesi'nin 2017/489 E. Esas sayılı takip dosyasında; davacının yukarıda zikredilen ilama istinaden   27.12.2017 tarihinde 17.896,23-TL' nin ödeme yaptığı ve yapılan ödemenin icra emri ile uyumlu olduğu görülmüştür. <br>\tTaraflar arasında akdedildiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.<br>\tSomut uyuşmazlıkta davacı tarafından yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan Suruç  Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki davanın davacısı olan  ... ... ve ... ... bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının ödediği bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı icra dosyalarına ödediği tüm bedelin rücuen tahsilini davalıdan talep edebileceğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı).<br>\tDavalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. Rücuen alacağa dayanak dava ... Genel Müdürlüğü aleyhine açılmadığından ve takip doğrudan ... Genel Müdürlüğü aleyhine başlatılmadığından somut uyuşmazlıkta sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde zamanaşımı itirazının değerlendirilmesi yoluna gidilmemiştir. <br>\tÖte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde \"...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla\", 22. maddesinin f bendinde \"Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla...\" hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi öncelikle uygulanacaktır.<br>\tDavalı vekilinin açılan davada ödeme tarihinden itibaren avans faizi uygulanamayacağına yönelik itirazına gelindiğinde, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Buna göre ilk derece mahkemesinin kararında ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacının/davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalıdan alınması gerekli olan 1.222,49 TL harçtan peşin alınan  305,63 TL harcın mahsubu ile bakiye 916,86‬  TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Yargılama giderlerinin yatıran üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.  \t     <br><br><br>  Başkan-               Üye -\tÜye -              Zabıt Katibi-<br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d473aa0594c3603c","SID":"7c77505b779dd40b"}}