{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/1215 <br>KARAR NO\t\t: 2024/435<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/04/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/372 Esas 2021/378 Karar <br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak<br>KARAR TARİHİ\t: 29.02.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 29.02.2024<br><br>\tİzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.04.2021 tarih 2020/372 Esas 2021/378 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti.'de bulunan hisselerinin tamamı olan 500 payını, Bornova 1. Noterliği'nde düzenlenen 23.03.2006 tarihli sözleşme kapsamında davalı ... ve kardeşi dava dışı ...'e devrettiğini, müvekkilinin hisseleri devralan şahısların babaları olan davalı ...'ün kefilliği ile mal sayımı yaparak mağazalardaki malın alış değerinin %50’si tutarı karşılığında uzun vadeler içeren sıralı senetler aldığını, müvekkilinin hemen senetleri ... ... ... Bankası Şubesi'ne verdiğini, ilk senetler düzenli ödense de, daha sonra senetlerin ödenmemeye başladığını, müvekkilinin 10.07.2017 tarihinde İzmir 6. İcra Müdüğürlüğü'nün 2017/9123 E. sayılı dosyasında davalılar alayhine icra takibi başlattığını, davalıların itirazı üzerine İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1072 E., 2020/85 K. sayılı dosyasında itirazın iptali davası açtıklarını, ancak davanın gider avansı eksikliği nedeniyle usulden reddedildiğini, bu nedenle alacak davası açmak zorunda kaldıklarını, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde alınan bilirkişi raporunda borcun varlığının tespit edildiğini iddia ederek, 38.700,00 TL'lik 04.08.2007 - 04.09.2007 - 04.10.2007 - 04.11.2007 tarihli senetlere ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin borç tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP: Davalılar vekili, hisse devri karşılığında ödenmesi gereken bedele karşılık birden fazla senet tanzim edilerek davacıya verildiğini, müvekkili ...'ün söz konusu 23.03.2006 tarihli hisse devri sözleşmesinin tarafı olmayıp, sadece bu sözleşme neticesinde imzalanan ve işbu davaya konu edilen 04.08.2007 tarihli 9,900 TL, 04.09.2007 tarihli 9,900 TL, 04.11.2007 tarihli 9,000 TL ve 04.10.2007 tarihli 9,900 TL'lik senetlere kefil olduğunu, senetlerde zamanaşımı süresinin vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl olduğunu, davaya konu senetlerin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı yönünden borcun kaynağı olan 23.03.2016 tarihli sözleşmenin dikkate alınması gerektiğini, davaya konu borcun 23.03.2016 tarihinde zamanaşımına uğradığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, hisse devir bedelinin tüm fer’ileri ile birlikte eksiksiz olarak, müvekkilleri ..., ... ve dava dışı ... tarafından davacı tarafa ödendiğini, ayrıca taraflar arasında akrabalık ilişkisi bulunmasından kaynaklı olarak ödenen senetlerin karşılıklı güven ilişkisine dayandığı için geri alınmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece,  limited şirket hisse devir sözleşmesine ve zamanaşımına uğrayan bonolora dayanarak bakiye hisse devir bedeli alacağının talep edildiğini, davacı ile davalı ... arasındaki hisse devri temel ilişkisine dayalı olan alacağın, taraflar arasındaki ortaklık ilişkisine bağlı olarak 818 sy BK'nun 126. maddesi (TBK'nun 147. maddesi) gereğince 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin 23.03.2006 tarihli olduğu, davacının dava dışı limited şirketteki hisselerini davalı ortak ... ve dava dışı ortak ...’e devrettiği, hisse devrinin Ticaret Sicile bildirilerek hisselerin davalı ... adına tescil edildiği, hisse devir bedelinin noter satış sözleşmesinin düzenlendiği tarihte ödenmediğinin iddia olunduğu, hisse devir bedeline mahsuben keşidecisi davalı ..., avalisti davalı ... olan dava konusu 4 adet bononun verildiği, bonoların vade tarihlerinin 04.08.2007, 04.09.2007, 04.10.2007 ve 04.11.2007 olduğu, hisse devir bedeli alacağının senetlerin vade tarihlerinde muaccel olduğu, zamanaşımı süresinin alacağın muacceliyet tarihinden itibaren başladığı, 5 yıllık zamanaşımı süresinin 04.11.2012 tarihinde dolduğu, eldeki davanın 23.07.2020 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle zamanaşımının dolduğu ve alacağın zamanaşımına uğradığı, zamanaşımı dolduktan sonra başlatılan icra takibinin zamanaşımına kesen işlem olarak dikkate alınamayacağı, davalı keşideci olan ...’ün 6762 sayılı TTK’nın 644. maddesine dayalı olarak sebepsiz zenginleşme nedeniyle sorumluluğunun devam edip etmediği yönünden de değerledirme yapıldığında,  dava konusu bonoların vade tarihlerinin 04.08.2007, 04.09.2007, 04.10.2007 ve 04.11.2007 olduğu, bu tarihler üzerinden üç yıl geçmekle bonoların 04.08.2010, 04.09.2010, 04.10.2010 ve 04.11.2010 tarihlerinde zamanaşımına uğradığı, davacının TTK’nın 644. maddesi uyarınca 04.08.2010, 04.09.2010, 04.10.2010 ve 04.11.2010 tarihlerinden itibaren 1 yıl içinde en geç 04.08.2011, 04.09.2011, 04.10.2011 ve 04.11.2011 tarihine kadar bonoları düzenleyen davalı ... aleyhine takip başlatması ya da dava açması gerektiği halde, İzmir 6. İcra Müdürlüğü’nün 2017/9123 esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibinin 10.07.2017 tarihinde başlatıldığı, eldeki davanın 23.07.2020 tarihinde açıldığı dikkate alındığında davalı keşideci ...’ün kambiyo senedinden kaynaklanan sebepsiz zenginleşme sorumluluğunun da zamanaşımına uğradığı; davalı ...’ün, dava konusu edilen ve kıymetli evrak niteliğini kaybetmiş bono üzerine avalist olarak imzasının bulunduğu; bu davalı ile lehtar davacı arasında temel ilişki olan şirket hisse devrine dayalı borç ilişkisinin bulunmadığı; sadece bu davalının kambiyo hukukundan doğan avalist olarak bonoya katılımının bulunduğu; dava konusu bonoların vade tarihlerinin 04.08.2007, 04.09.2007, 04.10.2007 ve 04.11.2007 olduğu bu tarihler üzerinden üç yıl geçmekle bonoların, 04.08.2010, 04.09.2010, 04.10.2010 ve 04.11.2010 tarihlerinde zamanaşımına uğradığı ve kıymetli evrak niteliğini kaybettiği TTK.nun 614. maddesi uyarınca \"aval veren kimse, kimin için taahhüt altına girmiş ise onun gibi mesul [olacağı]....\" belirtilmiş ise de; keşidecinin bonodan doğan sorumluluğunun sonlandığı ve sadece eski TTK. nun 644. maddesinden doğan sorumluluğun ise bu maddede belirtilen süre ve şartlarla devam ettiği dikkate alındığında; lehine aval verilen bonodan doğan borcundan beri olduğu takdirde aval verenin de olacağı; bu nedenle, davacının zamanaşımına uğrayan bonoya dayalı olarak avalist/diğer davalı hakkında temel ilişkiye veya eTTK.nun 644. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı talep hakkının bulunmadığı, dava konusu bonoların zamanaşımına uğraması/kıymetli evrak niteliğini kaybetmesi nedeniyle davalı ...’ün \"aval\"den doğan sorumluluğunun sona erdiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, ilk derece mahkemesince zamanaşımı konusunda yanlış değerlendirme yapılarak usulsüz ve yasaya aykırı karar verildiğini, dava konusunun hisse alım satımından kaynaklandığını ve 10 yıllık zamanaşımı ön gören BK 146'nun uygulanması gerektiğini, BK 147'deki yorum sınırlamasının şirket ortakları arasında var olduğunu, oysa somut olayda 2007 yılı vadeli verilen senetlerin varlığı da dikkate alınarak somut olayın bir alacak davasından ibaret olduğunu, bu nedenle 10 yıllık zamanaşımının uygulanması gerektiğini ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE\t: Dava, limited şirket hisse devri sözleşmesi nedeniyle düzenlenen bono bedellerinin davalı borçlu ve kefilden tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tTakibe konu bonolar yönünden davalılar vekilinin süresinde sunulan cevap dilekçelerinde zamanaşımı definde bulunmasına, söz konusu bonolar yönünden TTK'nin 778/1-h maddesi ile delaleti ile TTK'nin 749. maddesinde ön görülen üç yıllık  zamanaşımı süresinin dolmasına, takip tarihi itibariyle kambiyo senetleri bakımından öngörülen sebepsiz zenginleşme karinesi için aranan bir yıllık sürenin de geçmesine, bonoların kambiyo vasfını yitirmesine, zamanaşımına uğrayarak kambiyo senedi vasfını kaybeden ancak imzası inkar edilmeyen bonoların temel borç ilişkisi bakımından 6100 sayılı HMK'nın 202. Maddesi kapsamında (yazılı) delil başlangıcı teşkil etmesine, zamanlaşımına uğrayan bonolar nedeniyle davacının ancak temel ilişkiye dayalı olarak alacak talebinde bulunabilecek olmasına, şirket hisse devir bedelinin tahsili amacıyla temel ilişkiye dayalı olarak açılan bu davada zamanaşımının 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 147/4 hükmü gereğince beş yıl olmasına, dava tarihi itibariyle bu sürenin geçirilmiş olmasına; tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir. (Yargıtay 11. HD 20.05.2019 tarihli 2018/2626 E. 2019/3933 K. sayılı ilamı) <br>\t Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,3‬0 TL'nin davacıdan tahsiline,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeni ile davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 29.02.2024<br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"da5eade2dc932f00","SID":"7ca9f2116b04136d"}}